Prof. Dr. Tolga Yarman : CUMHURBAŞKANI SEÇİM SÜRECİ BİTMEDİ!


Dostlar
,

Sn. Prof. Dr. Tolga YARMAN, 12. CB / Yarı başkan seçiminde aday oldu.
Ancak YSK başvuruyu reddetti.
Sn. Yarman da sorunu AİHM’ne taşıdı..
Bu ilginç öyküyü kendi ağzından paylaşalım (yolladığı e-ileti ile).
Metin sanırız İngilizce klavye ile yazılmış, Türkçe Abece’ye uygun değil.
Yer yer düzelttik ama tümünü değil..

Tolga hoca çok emin ve aşağıdaki vurguyu yapıyor..
Tüm kalbimizle umduğu gibi gelişmeler olmasını diliyoruz..

  • “..AİHM’nin istemimi KABUL EDECEĞİNİ ve CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ’NİN bu nedenle YİNELENMEK ZORUNDA kalınacağına
    kuvvetle inanıyorum… “

Tolga hoca iletisine 5 tane de ek koyarak dilekçe metinlerini paylaşmış..
Tümünü okumakiçin lütfen tıklayınız..

CUMHURBASKANI_SECIM_SURECİ_BITMEDI

Sevgi ve saygı ile.
13.8.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net 

==============================================

CUMHURBAŞKANI SEÇİM SÜRECİ BİTMEDİ!

portresi

 

Tolga Yarman, Prof. Dr.

 

 

Değerli Dostlar, Sevgili Yurtseverler..

10 Agustos 2014 gunu yapilan Cumhurbaskani Secimi sonuclari belli oldu.
Bir defa secmenin; onune konulan seceneklere, bunlar “antidemokratik” olarak ve fena halde sinirlandirilmis olsa da, verdigi oya, saygi duydugumu, ifade etmek isterim. Oyle ya da boyle, secmenin teveccuhune muhatap olmus adaylari, bu cercevede kutlarim. Basta secmenin duyarliligini kutlarim…

Fakat, “SURECİN” KATİYEN BİTMEDİGİNİ, kimilerini ciddi olarak muteessir edecek olsam da, ifade etmek, zorundayim.

Once, sunu isaret etmeliyim:

Prof. E. Ihsanoglu’nun (Sahsi’na ve muktesebatina duydugum saygi sakli olarak, devam ediyorum), “cati adayligi” aciklandiginda, siddetli bir hayal kirikligi yasamis, bu baglamda, basta uyesi olmaktan onur duydugum, ana muhalefet partisinin yonetimi olmak uzere, olusumun mimarlarina, gonul koymustum.

Bu cercevede, dusuncelerimi, kaygilarimi, onerilerimi, ekteki 18 Haziran 2014 tarihli ve “Zurnanın Zart Dediği Noktadayız, Ama, TÜRKİYE SAHİPSİZ DEĞİLDİR!”, başlikli, birinci yaziyla, kamuoyuna duyurmustum. Bu yazi, ne guzel ki, cok olumlu yansimalarin odagi, oldu.

Buradaki ongorulerimde, hemen hic yanilmamis bulundugum, teslim buyrulacaktir.

“Cumhurbaskani” olarak, destekledigim adaylar arasinda, Milletvekili Arkadaslarim, Onceki Bakan ve Meclis Baskani, Dostlar, vardi… Bu isimleri, katildigim platformlarda kuvvetle telaffuz ettim… Onlar’a destek oldum, destek saglamaya calistim…

Demeye kalmadi… “Cati adayi” geldi, karsimiza…

Buna karsilik bilhassa, ana muhalefet partisi bunyesinde, TBMM’de, bir “hareketlenme” oldu. Sevgili Emine Ulker Tarhan’in adayligi, gundeme geldi. Gerekli sayida imzayi bulamayacagini, yanilmayi dileyerek tahmin etmis, telaffuz etmistim… Ayni cizgide, eger aday olursa, O’nu destekleyecegimi de, ifade etmistim.

Ongordugum gibi, oldu… Maalesef, Sevgili Emine Ulker Tarhan, aday olamadi.

**

BİR SEY YAPMAK GEREKİYORDU.

Yol boyu, hem partili arkadaslarimdan, hem demokratik kitle orgutlerinden, dostlar, omuzdaslar, beni taclandirarak, aday olmaya davet edegeliyorlardi. Ancak boyle bir yaklasimin, o asamada, sonuc vermesinin mumkun olmadigini goruyor, onerilere, olumlu yanit veremiyordum.
Nedir ki, SEÇENEKLER TÜKENİNCE, İŞ BAŞA DÜŞTÜ.

Yuksek Secim Kurulu (YSK) Baskanligi’na, adaylasmanin, ilan edilmis son gunu olan
3 TEMMUZ 2014’te şu yazıyı yolladım:

YÜKSEK SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞI

Ankara

Bu memlekette, Kurtuluş Savaşları, bir yalnız adamın Samsunlar’a çıkmasıyla başlar. Nedir ki, O Adam gerçekte, katiyen yalnız değildir. Arkasında milyonlarca kahraman, vatan evladı, zaten vardır. Türkiye hiç bir biçimde sahipsiz değildir.“Demokrasi” yaveleri ortamında, bize dayatılan “tabldotu” yemek zorunda değiliz.

Halkımızı, bu çerçevede, seçeneksiz bırakmamak üzere ve gerekli vasıflardan fazlasını yerine getirmiş olmanın onuruyla, en önce ise, şahsımın odağı dolayına yığılmış umutları geriletme hakkına sahip bulunmayıp, CUMURBAŞKANLIĞI’NA ADAY OLUYORUM.

Bilgilerinize, güzel dilekler, sevgi ve derin saygılarımla sunuyorum…

Tolga Yarman, Prof. Dr.

**

YSK’ya, 5 Temmuz 2014 tarihli izleyen yazimla, secim takvimine uygun olarak, basvuru icin, istenen belgeleri, bilgileri yolladim.

YSK’nin, 20 milletvekili imzası – sekil sarti yuzunden, talebimi reddedecegi belliydi.

Oyle oldu. YSK’nin yazisi elime 17 Temmuz 2014’te gecti.

Şu ki, 20 milletvekili imzası – sekil sarti, Anayasal bir yaptirim olmakla birlikte, ANTİDEMOKRATİK, KİSİTLAYİCİ, AYİRİMCİ BİR ŞARTTI. Avrupa Toplulugu Muktesebati’na, hic uygun degildi. Bir defa demokratik Anayasamizin bünyesine uygun degildi. Anayasa’da yer alamazdi. Anayasa’nin 90. maddesi ayrıca, her türlü yasamizin uzerinde, Avrupa Toplulugu Muktesebati’nin bulundugunu varsayiyordu.

Bunun uzerine, 18 Temmuz 2014’te, yani, YSK’nin karari tarafima ulastiktan hemen sonra, bu karari, AVRUPA INSAN HAKLARİ MAHKEMESİ’NE (AIHM), GOTURDUM.

YSK’ya, o arada, yine secim takvimi zemininde, 7 Temmuz 2014 tarihli ikinci bir yazimla, Prof. Ihsanoglu’nun, yururlukteki mevzuata dahi uygun olarak gelismemis olan adayligina, itiraz ettim. Ayni baglamda, Kurul’un, adayligimi, 20 milletvekili imzasi – sekil sartinin, bariz bicimde, antidemokratik olmasi nedeniyle, muhakkak, kabul etmesi gerektigi, hususunu, yineleyerek hatirlattim…

Buna yanıt, bekledigim gibi, yine olumsuz geldi. YSK, isteklerimi, tartismaksızin, verdigi kararlarin kesin oldugu gerekcesiyle, reddediyordu. YSK’nin yazisi elime gecer gecmez (6 Agustos 2014), calismaya koyuldum… Onceki gibi, bu yaziyi da, AIHM’ne, iptali talebiyle tasidim. Tarih: 9 Agustos 2014.

**

Ekte sirasiyla, YSK’na yolladigim, 3-5 ve 7 Temmuz 2014 tarihli yazilarimi, ikinci ve ucuncu dosyalar olarak, ekliyorum.

İzleyen iki dosya AIHM’ne, yolladigim dosyalardir. Bunlarin onundeki “Fransizca Ozetler”, Okur’u, olumsuz etkilememelidir. Devamlarinda, cunku, Turkce ve asıl metinler bulunmaktadir.

**

Konu tarafimdan ANAYASA MAHKEMEMİZ’İN BİLGİSİNE, AYRİCA TAŞINMIŞTIR.

ÖZETLE SAVIM ŞUDUR                   :

o YSK, seçimin güvenliğinin ve her hal-u karda, demokratik cereyanın teminatı olmak, gerekirken; seçimi kendi eliyle, hukuksuzluğa ve antidemokratik bir serencama, duçar etmektedir.

o Söz konusu “en az yirmi milletvekili tarafından aday gösterilme gerekliliği”, fevkalade antidemokratiktir, kısıtlayıcıdır, ayırımcıdır. Bu yaptırım, Anayasa’da yer alsa dahi, demokratik bir anayasa kavramıyla, seçme ve seçilme haklarını, ciddi olarak hırpaladığı için, açıkça çelişmektedir.

o Seçmensiniz, ama aday olamıyorsunuz, yirmi milletvekili, imza vermezse, aday gösterilemiyorsunuz, kendiniz ya da üyesi olduğunuz demokratik kitle örgütleri yönetim unsurları olarak, birisini aday gösteremiyorsunuz, sakilliklerini bildiğiniz bir adaya itiraz edemiyorsunuz…

o Bu demokrasi degil, tam anlamıyla, erki ellerinde tutanların, hile yoluyla yutturmaya calıştıkları, çarpık çurpuk, uyduruk, olsa olsa (secmenin oyuna saygim sakli olsa da), bir çadır demokrasisidir.

o Söz konusu, yirmi milletvekilinin imzasinin istihsal edilmesi koşulu, demokratik bir anayasada bulunamaz.

o Böylesi bir şart, Avrupa Komisyonu müktesatına, tümüyle, aykırıdır.

o Anayasa’nın hiçbir maddesi, Avrupa Komisyonu müktesebatına aykırı olamaz. Bu koşul, Anayasamız’ın 90. maddesi’nde yaptırımsallaştırılmıştır. Oysa, 20 milletvekili imzasının üstelik Anayasamız’a, adaylaşmada bir gerekirlik olarak rapt edilmesi, Avrupa Komisyonu müktesebatına, açıkça aykırıdır.

o YSK, yirmi milletvekilinin imzasının istihsal edilmesi, “şekil şartına” hapsolmuştur; bu çerçevede, dilekçemin özüne, hatasını idrak ettiğini ihsas etse de, girmemistir.

o Oysa isteğim dogrultusunda, pekalâ esasa girebilir ve re’sen (yirmi milletvekili imzasının işaret ettiği, “şekil şartı”, tartışmasız antidemokratik olduğu için), adaylığımın uygunluğuna, doğrudan, karar verebilirdi.

o Olmadı, isteğim uzantısında, Anayasa Mahkememiz’den, görüş sorabilirdi.

o Hatta, söz konusu anayasal yaptırımı; “demokratik anayasa” ile bağdaşmadığı gerekçesiyle ve iptali istemiyle, Anayasa Mahkememiz’e, rahatlıkla, taşıyabilirdi.

o Bunları yapmamakla kalmamış, önüne gelen yeni verileri ve muhkem bir savunmayı, hatasının bilincine varmış olsa da, önceki kararlarından cayamayacağı gibi, kabul edilemez bir gerekçeyle reddetmeye sıkışmıştır.

o Böylelikle “adil yargılama” yapmamış olmakta, “seçme seçilme haklarımızda” bariz ihlale, sebebiyet vermiş, bulunmaktadır.

o Seçilme hakkım, daha vahimi, şahsımı seçmeyi dileyecek milyonlarca seçmenin seçim hakkı, açıkça gaspedilmistir.

o YSK özetle, 7 Temmuz 2014 tarihli dilekçem uzantısında, adaylığımı, kabul etmesi gerektiğini idrak ettiğini ihsas etmesine karşın, adaylığımı önceden reddetmiş olması gibi abes bir gerekçeyle, kabul edemeyeceğini, ifade etmeye, daralmaktadır.

o Süreç, dediğim gibi, bütünüyle, Avrupa Komisyonu Müktesebatı’na aykırıdır.

o “Anayasa”; gelişigüzel ve her bir yaptırımı ayrı ayrı izlenmek zorunda olan bir metin, değildir. Buraya ilave edilecek herhangi yeni bir yaptırım, buradaki ana felsefeyle bağdaşıyor olmalıdır. Anayasa’nın, 90. Maddesi itibariyle, bunun üzerinde “Avrupa Komisyonu müktesebatı” olduğuna gore, ilave herhangi bir yaptırmın bu müktesebatla uyumlu olması gerekir.

o Bir kez, böyle mi, değil mi, bu denetlenmelidir, ki, örneğimizde, böyle bir soru gündeme dahi getirilmemiştir.

o Anayasa, bir “Dernek Tüzüğü” katiyen değildir, olamaz; yirmi milletvekilinin imzasının, Cumhurbaşkanı Adayı olmak uzere toplanması zorunluluğu, abestir. Kaldı ki, bir Dernek Tüzüğü’nde dahi böylesi abes bir yaptırım bulundurulamaz. Ayrıca, Cumurbaşkanı Adayı, milletvekili peşinde, imza için mi, koşar!..

o Her hal-u kârda, söz konusu türden bir yaptırım, hele anaysanın, içinde, zinhar olamaz. Demokratik anayasada, bir defa, antidemoktarik hüküm bulundurulamaz.

o Adaylaşmaya saygısı olmayanın, demokrasiye saygısı yoktur.

o Avrupa İnsan Hakları Makemesi’nin, Sejdic Vefinci’nin açtığı dava zemininde verdiği, 22 Aralık 2009 tarihli ve 27996106 sayılı, Bosna Hersek’teki, Yasama Organı / Cumhurbaşkanı Seçimi’nde, her türlü ayırımcılık ve kısıtın kaldırılması yönünde olarak verdiği abide karar, davamda, emsal teşkil edecek, davamızın olumlu olarak sonuçlandırılmasına, kolayca rehberlik edecektir.
**

Niye bu gune kadar durdugum, girisimlerimizi kamuoyuna duyurmadigim, sorgulanabilir.

Yanit basit:

AİHM’ne, son yazımı (elime, 6 Agustos 2014’te gelen YSK karari uzantisinda), ancak
gecen Cumartesi gunu, 9 Agustos 2014’te, tamamlayabildim, AİHM’ne, yollayabildim.

  • AİHM’nin istemimi KABUL EDECEĞİNİ ve CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ’NİN bu nedenle YİNELENMEK ZORUNDA kalınacağına
    kuvvetle inaniyorum…
     

Seçimin, çesitli yönlerine dönük görüşlerimi açıklamaya devam edeceğim…

**

Bu asamada yalniz, su kadarini, soylemek isterim: CHP Yonetimi, cok uzgunum, zaten İFLAS ETMİSTİ; simdi ise artik TAMAMEN BİTMİSTİR.

Ama asıl soyleyecegim sudur ki (milyonlarca oya ve onlarin gittigi oznelere derin saygim sakli olarak ifade ediyorum); bugunku hezimette imzasi olan hicbir basiret ozurlu, CHP Ust Yonetim mensubu, bundan sonrasina donuk olarak – halisane tavsiye ederim – burnunu, sutre gerisinden cikartmasin!…

**

Omuzdaşlarımı temsilen, dikkatlerinize, güzel dilekler, sevgi ve saygılarımla sunuyorum…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir