‘Türkiye halkını bekleyen büyük tehlike’


Dostlar,

Yurt Gazetesi yazarlarından Sayın Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, bu gün,
10 Ağustos 2014 günlü yazısında

‘Türkiye halkını bekleyen büyük tehlike’

başlığını kullandı.

Değerli dostumuz, bu sitede pek çok yazısını paylaştığımız Sayın Zeki SARIHAN‘ın makalesine ayırmış tüm köşesini..

12. Cumhurbaşkanı / Yarı Başkanı seçimini R.T. Erdoğan kazanmış görünüyor.
Oldukça düşük bir katılım ile (3/4 dolayında) 19+ milyon kadar oyla, yani toplam seçmen sayısının 1/3’ü ile… Seçime katılmayan 1/4’ün sayısından birkaç milyon fazlasıyla ve % 51+ gibi kritik bir oyla..

Böylelikle, Sayın Zeki Sarıhan’ın makalesinde yaptığı kritik saptamaya göre;

  • “…Fakat bugün koskoca bir millet, geliyorum diyen yeni diktatörlüğü önlemekte âdeta aciz durumdadır.”

öngörüsü gerçekleşmiştir..

“Birleşe birleşe kazanma” olanağı kullanıl(a)mamıştır.

  • Her 4 seçmenden 1’i sandığa gitmemiştir!

Oysa bu seçmenler RTE’ye oy vermeyi düşünmeyen yurttaşlardır.
Önlerine getirilen “çatı adayı”na protestodur davranışları.

Bu yurttaşlarımız, seçimi boykot ederek RTE’nin “tek adam diktatörlüğünün
yolunu açmışlardır bir anlamda..

Bu aşamada ülkemize “hayırlı olsun” demekten başka ne söylenebilir ki??

Lütfen siz de okur musunuz aşağıdaki önemli makaleyi ??

Ve üzerinde derin derin düşünür müsünüz, bundan sonrasını;
“halkı nasıl kazanacağımızı”??

Sevgi ve saygıyla.
10.8.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

===================================================

‘Türkiye halkını bekleyen büyük tehlike’

'Türkiye halkını bekleyen büyük tehlike'

Yaşar Nuri Öztürk

info@yasarnuri.com 
10 Ağustos 2014, 10:29
YURT Gazetesi

Yakın tarih araştırmalarıyla tanıdığımız Zeki Sarıhan, dikkatle okunması gereken bir yazı yazmış ve bize de göndermiş. Bu çok önemli yazıyı kısmen özetleyerek aktarıyorum:

10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle Türkiye, büyük bir tehlikenin ağzındadır. Ya çoğunluğun sağduyusuyla bu tehlikeyi atlatacak, ya da gene çoğunluğun oyları ile bir diktatörlüğün pençesine düşecektir.”

“Diktatörlük sözcüğü kötü bir durumu çağrıştırsa da onun herkes için ifade ettiği şey farklıdır. Örneğin halk kitleleri uyansalar, örgütlenseler, mücadele etseler ve iktidarı
ele geçirseler, sonra da bin yıllardır kendilerini aşağılayan, sömüren, zulüm yapan sınıflara karşı diktatörlük yapsalar insanlık için ne kadar mutlu bir sonuç doğardı!
Onlara karşı böyle bir diktatörlük, halk için en geniş demokrasiden başka bir şey değildir.

“İster laik, dinci veya faşist olsun, Doğu veya Batı kültürünü benimsemiş olsun, hâkim sınıfların diktatörlüğü kendileri için bir cennet, halk için ise bir cehennemdir. Böyle bir rejimde iktidar sahipleri yiyecekler, içecekler, çalacaklar, çırpacaklar, her şeyin sahibi ve hâkimi olacaklar fakat kimse kendilerinden hesap soramayacaktır. Kanun devletinin yerini muktedirin iradesi almıştır. O ne derse odur! Ayakta kalmak için kendi çevresini beslemeyi, onlara makam ve mevki vermeyi de ihmal etmeyecektir.”

“Türkiye şimdi böyle bir tehlikeye doğru adım adım yaklaşıyor!”

“Türkiye halkının 150 yıldır örgütlenerek, zaman zaman gösteriler yaparak, hatta ayaklanarak geliştirdiği bir demokrasi kültürü de var. Fakat bugün koskoca bir millet, geliyorum diyen yeni diktatörlüğü önlemekte âdeta aciz durumdadır.”

“Eskiden diktatörlükler, askerî darbe ile gelirdi.  Asker ve polis gücüyle ayakta dururdu. Sonra milletin sesli veya sessiz muhalefetine dayanamaz, zulüm makinelerini yavaşlatır, anayasal düzene dönerdi. Diktatörlüğü önleyecek olanın serbest seçimler olduğuna inanılırdı. Şimdi ise bu şablon işlemez haldedir. Diktatörlük sandıkla kurulmaktadır!”

“Şimdi, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde diktatör olma hevesini açıkça ortaya koymuş bulunan bir adaya oy vermeye hazırlanan bir kitle, kendi lehine gördüğü istikrarın devamı için onun yolsuzluklarını göz ardı etmekte ve tek adam olma isteklerine de tahammül göstermektedir.”

“Türkiye’yi bekleyen tehlike, ekonomik refahın halk kitlelerine doğru yaygınlaşmasına dayanarak, bu kitlelerin oyunun bir gerici mezhep diktatörlüğüne çevrilmesidir. Başbakan, bunu milleti yoklaya yoklaya, adım adım ve her türlü imkânı kullanarak gerçekleştirmeye çalışıyor. Zira yolsuzlukların hesabını vermekten kurtulması için bundan başka bir yolu da yoktur. Söylemine bakılırsa o, gemileri yakmıştır. İktidarını korumak için yapamayacağı bir şeyin olmadığı da anlaşılıyor. Buna bir iç savaş ve daha önce niyetlendiği gibi komşularla savaşa tutuşmak da dahildir.”

Tayyip Erdoğan’ın dinci faşist diktatörlük heveslerine son verecek olan politika, bütün iktidarın ve bütün servetlerin halka ait olduğunu ilan etmekten başka bir şey değildir. Ayrıntılarla oyalanmaya yer yoktur. O’nun kendi davası için gösterdiği cüreti, inadı, aldatmaları, halk kitleleri için cesarete, kararlılığa ve taktiklere dökmekten, kısacası halkı kazanmaktan başka çare yoktur.”

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir