ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD

BİLİMİN MUM IŞIĞI…

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,

Bu gün sizlere ABD’yi tanıtmak istiyorum. Her an her dakika, iki sözden biri olarak,
her yerde duyduğunuz ABD hakkında açıklayıcı bilgiler vermek istiyorum.

ABD öyle bir şeydir ki, hiçbir zaman görünmez, ama her şeyi görür,
her zaman her yerdedir. 

ABD’ den daha güçlü hiçbir şey yoktur. ABD’den habersiz, izinsiz yaprak bile düşmez; her şey onun planı ve iradesi doğrultusunda tıkır tıkır işler. ABD’nin izni olmadan, hiçbir şekilde görüşmek, anlaşmak, uzlaşmak, oydaşmak, kararlaştırmak mümkün değildir; yazı yazılamaz, açıklama yapılamaz, bir adım dahi atılamaz.

  • Affedersiniz, başınıza kuş sıçsa kesinlikle ABD ajanı bir kuşun işidir!

ABD Ülkede sosyal, siyasal, ekonomik anlamda her olan biteni zaten çok önceden planlamıştır, O her şeyi önceden bilir ve günlük olsun, saatlik olsun her olaya anında müdahale eder.. Fay hatlarını tetikleyerek depremlere yol açar. Uçakları düşürür,
Trafik kazalarının çoğu ABD kaynaklı elektromagnetik sinyaller nedeniyledir;
hatta daha ileri düzeyde bu sinyallerle beyinleri hayalleri, rüyaları, düşünceleri
denetler.

ABD muhalefet (AS: karşıt) olsun, iktidar olsun her partiye, her lidere istediğini dayatır, yaptırır. Bütün seçimler (hatta at yarışları bile!) ABD’nin önceden belirlediği şekilde sonuçlanır. İstediğini Başkan seçtirir; istediği zaman iktidarı değiştirir. İnsanların bir bölümünün kendisine yandaş, bir bölümünün karşıt ve aykırı olmasını planlar.
Devlet yönetiminde şube başkanından başlayarak yukarıya doğru her makam
ya doğrudan, ya da taktik gereği gizli ABD ajanıdır.

ABD önce darbe yaptırır, sonra darbeciyi tutuklatır, darbeciyi tekrar iktidar yapar, teröristler de, polis de aslında ABD’ye çalışır, yer altı yer üstü tüm etkinlik
ABD denetimi altındadır..

ABD Ülkenin kaynaklarını sömürür, insanlarını tutsak eder, madenlerde patlamalar yapar, salgın hastalıklar çıkarır. Hastanelere virüs taşıyıcıları gönderir, yatak odalarına yerleştirdiği ölçüm aygıtlarıyla doğumunu önceden belirlediği zeki çocukların doğumunu engeller, camiler ama aynı zamanda genel evler açar, gençleri uyuşturucuya alıştırır, insanların bir bölümünü dindar, bir bölümünü ateist yapar, insanları cepheleştirir;
kavga çıkartır, her cephe sonuçta ABD’nin dediğini yapar. Uçak gemilerindeki matbalarında $ basar, geceleri el altından akıttığı kara paralarla Ülkelerin para piyasasını kontrol eder. Kendi kendine suikastler düzenleyerek savaş bahanesi çıkarır.

ABD orduyu, yargıyı, basını istediği gibi yönlendirir… İstediği gazetecileri yandaş kimisini karşıt olarak görevlendirir. Kimi aydınları kendinden yana, kimisini gizli ajan olarak sözde kendine karşı faaliyette bulundurur. ABD Sendikalar kurar, dernekler açar, bunların başına hem kendinden yana Başkanlar seçtirir; hem de kendinden yana muhaliflerle bu başkanları alaşağı eder…..

Kısacası Yurttaşların, seçmenlerin, yöneticilerin, yönetilenlerin, aydınların, kadınların
hiçbir suçu günahı yoktur… Çünkü onlar aslında çok zeki, çok akıllı, çok bilgili,
çok becerikli, çok yurtsever ve çok özverilidir. Ama neylesinler ki, ABD şeytanı her şeye hakimdir; yapacak bir şey yoktur..

ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD
ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD
ABD ABD ABD ABD ……….

öff be… Yetti artık bu Allahın Belası Dangalaklık !!

Sevgilerimle. æ

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD ABD” üzerine 11 yorum

  1. Teşekkürler Perihan.. Bazı arkadaşlar, “Amerikayı çok iyi analiz etmişsiniz” şeklinde tebrik gönderiyor. ne yapayım şimdi ben ?

    1. Hocam, tebrik mesajlarına Rıza Günerin cevabını da eklersek Allahın Belası Dangalaklığa bir kez daha gülerdi ABD…

  2. ABD DÜNYANIN EN BÜYÜK CAZİBE MERKEZİDİR!..

    1929 Bunalımından sonra, ABD; Kapitalizmin ve Emperyalizmin kurtarıcısı olarak dünyaya hakim olmuş ve ayrıca dünyanın en büyük cazibe merkezi olmuştur.

    1929 Bunalımından sonra ABD, bütün eski sömürge metotlarını ve hatta bütün sömürgeleri terk etmiştir.

    2. Dünya savaşı’ndan sonra de yeni sömürge metodları geliştirmiştir.

    Altına Endeksli ve her ülkeye kısmi bağımsızlık sağlayan paradan vazgeçilmiş ve yerine DOLARA ENDEKSLİ PARA KONULMUŞTUR!..

    Böylece her ülkenin parası; ABD için BİRAZ KAĞIT, BİRAZ MÜREKKEP OLMUŞTUR…

    ABD biraz kağıtla, biraz mürekkebi para haline getirirken; Sovyetler Birliği çalışmakla, çabalamakla, emekle ABD ile rekabet edememiştir.

    İMF, Dünya Bankası, Uluslarası Ticaret Örgütü, Nato ve bunlara bağlı adlarını kimsenin bilmediği YÜZE YAKIN KÜÇÜK KURULUŞLA her ülke ABD tarafından denetlenebilir olmuştur.

    Türkiye ise 1947’den itibaren ABD’ye hemen hemen kayıtsız şartsız teslim olmuş; bütün Emperyalist kuruluşlara itirazsız, haksız hukuksuz üye olmuş, UYDU DEVLET STATÜSÜYLE NATOYA GİRMİŞ ve KÜÇÜK AMERİKA olmaya çalışmıştır.

    10 kasım 1938’de ölen Atatürk’e bağlı olmak da, Atatürk’ün İlke ve İnkılapları da ABD’NİN YENİ SÖMÜRGE POLİTİKALARINA kayıtsız şartsız teslim olmaktan, ABD Başkanlarının emrine girmekten başka bir işe yaramıştır.

    ABD ayrıca; teknolojsiyle, interneti, cep telefonu, sanatı, kültürü, özel yaşamıyla dünyanın en büyük cazibe merkezi olmuş ve her insanın sempatisini kazanmıştır.

    Ali Ercan bey, 1940’lı, 1950’li, !960’lı, 1970’li yıllarda bu yazıyı yazsaydınız; “DOST BİR ÜLKENİN MİLLİ DUYGULARINI RENCİDE ETMEK SUÇUNDAN YARGILANIR” ve muhtemelen mahkum da olurdunuz….

    Biz o zamanlar, bu suça, “ABD’ye Karşı Ayıp Etmek,” derdik!.. Ama bu da gene aynı suç olacağı için, “FRANSA’YA KARŞI AYIP ETMEKTEN” söz ederdik…

    Evet… Ali Ercan bey, Amerika’ya karşı da ayıp etmişsiniz!… Nazım Hikmetlere, Yılmaz Güneylere, Yaşar Kemallere, Deniz Gezmişlere ve bütün insanlığa karşı da ayıp etmişsiniz…

    Siz Atatürkçüler, Amerika’ya herkesten önce teslim oldunuz!..

  3. 1972’de üç kişi, “DOST BİR ÜLKENİN MİLLİ DUYGULARINI RENCİDE ETMEK SUÇU”ndan (yani AMerika’ya karşı Ayıp Etmek Suçundan) İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesinde dava edilmiştik.

    “Amerika’ya Karşı Ayıp Etmek,” gerçekten çok ağır bir suçtu… Ama, huzuruna çıkarıldığımız Mahkemenin Askeri Yargıçları bizi bu suçtan mahkum etmek istemediler…

    “Aynı Suçtan ABD Mahkemelerinin kendi vatandaşlarına ne ceza verdiğininin ABD Makamlarına sorulmasına” ve sanıkların tutuksuz yargılanmalarına karar verdi.

    Bunun üstüne Faik Türün, bu Mahkemeyi Lağvederek ortadan kaldırmıştı.

    ABD’den ise; “Bütün ABD vatandaşları Türkiye’yi özgürce eleştirebilirler… Türkiye’ye ne söylerse söylesin hiçbir ABD vatandaşı suçlanmaz, dava edilmez ve herhangi bir cezaya çarptırılmaz!..” denilen bir cevap gelmişti.

    Perihan Aysal hanım hiç endişe etmeyin, Atatürkçülerin bu zeka seviyesi dururken, ABD benim söylediklerime gülmez…

  4. Bilmem farkındamısınız Hocamın yazısında ABD’ye karşı hiçbirşey yok, bu bir İroni, yani söylenenin tam tersinin kastedildiği ifade, yazıdır. Söylenen ya da yapılan eylem, ciddi görüntüsü altında, karşıt söylenceyi ya da eylemi, çelişki noktasına çekmeyi hedefler. Mizahdan farkı olarak, ironi daha eleştirel yaklaşır.

  5. Ben bu yazıda hoca Amerika’ya karşı bir şey yazdığı için karşı çıkmadım… Bu yazıdaki İroninin zeka ve anlayışına karşı çıktım… Bu ironiye göre, Amerika hiçbir şey yapmıyormuş!..

    Ne Nato, ne İMF, ne Uluslararası Ticaret Örgütü, ne Dünya banlkası, ne de bunlara bağlı yüzlerce küçük kuruluş varmış… Herşey Allahın Belası D’den dolayı bir yanılsama imiş…

    ABD’ye, en önce Atatürkçüler teslim oldular ve secde edip “our boys” statüsüne girdiler…

    68 Kuşağı’nı ve 78 Kuşağını Atatürkçüler ezdiler… Türkiye’yi Akılsızlığa Atatürkçüler mahkum ettiler.

    Şimdiye Atatürkçülükle Amerika’ya karşıymış gibi görünmenin, Atatürkçülükle ABD’yi küçümsenin zerre kadar gerçekliği yoktur… Ve olamaz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir