AKP’NİN EKONOMİK YALANLARI


AKP’NİN EKONOMİK YALANLARI

portresi2

 

Rifat Serdaroglu

 

 

AKP sözcülerinin ve AKP ile iyi ilişkiler içinde olup da, Bilal Oğlanın Türgev Vakfına milyon dolarlar bağışta bulunan holdinglerin, ekonomide en çok gurur duydukları olay “Kamu Borcu / Milli Gelir” oranının 2002’deki %70’lerden, günümüzde % 40’ların altına düşmüş olmasıdır.

“Kamu Borcu / Milli Gelir” oranı bir ekonominin değerlendirilmesi açısından önemli bir faktördür. Bu oranın istikrarlı bir şekilde düşürülmesi çok önemlidir.
Bu oranın sürekli olarak küçülmesi, ekonomik istikrar için şarttır.

AKP ve yandaşlarının burada yaptıkları aldatma şudur;

Evet, 1989-2012 döneminde Türkiye’nin Kamu Borcunun / Milli Gelire oranı genel bir azalış eğilimi sergilemiştir. Fakat “Özel Sektör” kesiminin borcu artış trendi (AS; eğilimi) göstermiştir. Sonuçta 2002-2005 dönemindeki ciddi “Toplam dış borç / Milli Gelir” oranı azalmasına karşın, 1989 yılına göre 2012’de Türkiye’nin dış borçlarının / Milli Gelire oranının çok yüksek olduğu görülmektedir.

2008 yılında 200 Milyar Dolar olan Türkiye’nin “Net Dış Yükümlülükleri”,
2012’de 420 Milyar Dolara tırmandı. Borç, Milli Gelir artışından daha hızlı büyüdüğü için,
oran %50’yi geçti. Bizi endişelendiren ise, bu oranın hızla büyümesidir.
Demek ki, “Kamu Borcu / Milli Gelir oranı tek başına çok bir şey ifade etmiyor.
Aynı zamanda “Ülke Dış Borcu / Milli Gelir” oranını da dikkatle izlemek gerekir…

Değerli Okurlar;

Ekonomi “İNSAN” içindir. Temeline insanı koymayan hiçbir ekonomik görüşün sürmesi olanaklı değildir. Merkezinde insan olmayan hiçbir ekonomik kural
beni bağlamaz.

AKP, özellikle son yıllarda hükümet gündeminden ekonomiyi düşürmüştür.

Başbakan ile Ali Babacan
, Ali Babacan ile bazı Bakanlar,
Başbakan ile Merkez Bankası Başkanı kavgalıdırlar.

AKP Ekonomi yönetiminin tek derdi “günü kurtarmaktan” ibarettir.

Aşağıda vereceğim rakamları dikkatle incelerseniz, ekonomik olarak duvara toslamak üzere olduğumuzu görürsünüz. Tabii ki görmek isterseniz;

– 2002’den önce Türkiye, tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri idi!
Şimdi 94 çeşit tarım ürünü ithal eden bir ülke olduk.
– İsrail ile Başbakan Erdoğan 15 Temmuz 2004’te bir anlaşma imzaladılar.

Buna göre artık Türk Köylüsü “İsrail Tohumu” kullanmaya başladı.

Türk Köylüsü bu tohumu her yıl almak zorundaydı. Çünkü İsrail’den alınan tohumlar yalnızca bir kezlik kullanabilir (AS: Terminatör tohumlar..). Bu tohumdan yeniiden üretmek olanaklı değildir. AKP Anadolu tohumunun kökünü kuruttu.
Bu tutum, ihanetin dik alasıdır. (AS: Bu dönemde GEN VE TOHUM BANKASI da kuruldu)
-2002’den önce Türkiye, dünyanın 7. büyük PAMUK üreticisiydi. Bugün ise dünyanın pamuk ithal eden  (AS : dışalımı yapan) 3’üncü ülkesidir.
-2002’den önce Türkiye, Mercimek üretiminde dünyanın 3’üncü ülkesiydi.
Şimdi mercimeği Amerika-Kanada-Avustralya’dan ithal ediyoruz.
-2002 öncesinde yıllık 300 bin ton Fasulye üretimimiz, şimdi 75 bin tona düşmüştür.
-Bugün Türkiye “Yağlı Tohumlarda” %70 oranında dışa bağımlı bir durumdadır.
-Tarımın, bankacılık sektörüne olan kredi borç toplamı 2002 yılından bu yana
8 kat, batık kredi hacmi (oylumu) 7 kat büyüdü.

-2009’dan bu yana oluşan birikime bakıldığında BİREYSEL KREDİ borcunu ödememiş kişi sayısı 1 milyon 202 bin oldu. KREDİ KARTI borcunu ödememiş kişi sayısı
1 milyon 650 bine ulaştı.
-4 kişilik ailenin gıda-giyim-konut-eğitim-sağlık gibi zorunlu harcamaları aylık 3 801 liraya çıktı. Bu rakamın altındakiler yoksullukla boğuşuyor.
-10 milyon 752 bin emeklinin büyük bir bölümü geçim sıkıntısı çekmektedir.
-Sosyal Güvenlik Destek Primini ödeyemeyen (AS: emekli olup da gene çalışanlardan kesilen %15 prim) 613.498 esnaf-sanatkâra haciz işlemi başlatıldı.
-2014 yılında doğan her bebek 5 bin $ (AS. yalnızca dış borç!) borçla doğmaktadır.
2002-14 arasındaki AKP yönetiminde verilen toplam dış ticaret açığı 687 milyar $ oldu!

Değerli Okurlar;

Eğer ülkenize “Dış Yatırımcı” gelmesini, ekonominizin gelişmesini, insanlarınızın refah (AS: gönenç) içinde yaşamalarını istiyorsanız, hukuk sisteminizi, hür dünya devletlerinin hukuk sistemine uyarlamak zorundasınız. Öncelikle İktidar “Hukuk Devleti” ilkesine ve altına imza koyduğu uluslararası hukuk sistemine uygun davranmalıdır. AKP’nin 12 yılda yaptığı hukuk ihlalleri o kadar çoktur ki, artık Erdoğan ağzıyla kuş tutsa bile üzerine yapışan “diktatör” benzetmesinden kurtulamayacaktır. Hukuk kurallarının geçerli olmadığı bir ülkeye “yatırımcı” gelmez, gelse-gelse vurup-kaçan uyanıklar ve Reza Zarraf gibi, Bakan Avcıları gelirler.

Dış Politikanızda, hür dünyaya sırtınızı dönmüşseniz, çevrenizde kavgalı olmadığınız
bir tane komşunuz kalmadıysa, size yatırımcı filan gelmez, boşuna beklemeyin.

Yatırım ve zenginleşme istiyorsanız, “Demokratik Rejime” sahip çıkacaksınız.
“Ben hem tarikatçıyım, biat kültürüne inanırım ama demokratım” diyene, “çalarım-soyarım-yolsuzluk yapana kol-kanat gererim ama demokratım” diyene de

“Hadi len, tarikat artıklarından ve hırsızdan demokrat olmaz!” diye haykıracaksınız. Hırsızlıktan pay kapıp, Türgev’e (AS: Bilal oplanın vakfı!) milyon dolarları veriyorsanız,
siz bırakın demokrat olmayı, insan bile olamazsınız…

Verilen bu rakamlar, Devletin resmi rakamlarıdır. Zaten fazla bir şey anlatmaya gerek
var mı? Girin halkın içine, çarşıya-pazara gidin. Gülen-gülümseyen insan sayısı o kadar azaldı ki!

Cesaretiniz varsa onlara, “Ekonomi nasıl??” diye bir soruverin…

Sağlık ve başarı dileklerimle.
18 Haziran 2014

Rifat Serdaroğlu

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir