Yaşadığımız Facialar Zinciri


Yaşadığımız
 Facialar Zinciri

Mahiye_ Morgul_portresi

 

 

Mahiye MORGÜL

 

 

Zincirleme facialarla karşı karşıyayız. Soma’da yaşadığımız büyük facia, bir dolu facianın sonucudur. Cinayet, katliam, facia… Ne derseniz doğrudur.

Küresel sömürge imparatorluğu kurmak isteyen tekellerin aç gözlülüğü yüzünden oluyor bunlar. O kadar çok faciayla karşı karşıyayız ki, adını koymakta zorlanıyoruz.

Küreselleşmenin yerel adı özelleştirmedir. Faciaların başı bu piyasacı ekonomi kavramıdır. Enkaza dönmeyen kurum kalmadı. Küresel tekellerin pençesinde can çekişiyoruz.

Facialar zincirinin halkalarına ad koyalım.

Özelleştirme faciası

Taşeronlaştırma faciası

Yönetim faciası

Denetim faciası

Sendika faciası

Borç köleliği faciası…

Ve, madende köle gibi çalışmaya mahkûm edilen köylümüze dayatılan Tarım Faciası… Koyalım yanına Gıda Terörü adını.

Enkaza dönenleri sayalım:

Yönetim enkaz

Denetim enkaz

Sendika enkaz

Çalışma yasası enkaz

Böyle çalışma yasalarını getiren siyaset enkaz…

Ve bu enkazların altında can veren işçiler ve aileleri, millet perişan!

Cinayet deyin ya da katliam deyin isterseniz. Piyasa terörüdür bize yaşatılan.

….

Eğitimi özelleştirmenin sonuçları da aynıdır. Eğitim faciası yaşıyoruz, eğitim enkaz haline geldi.  Adını yeniden koyalım:

Yönetim enkaz

Okullar enkaz,

Öğretmenlik enkaz

Müfettişlik enkaz

Ders kitapları enkaz

Öğretmen yetiştirme programları enkaz

Üniversiteler enkaz

Ve, bu enkazların altında kalan çocuklarımız perişan!

Bütün bu eğitim facialarıyla çocuklarımız zincirleme beyin katliamına maruz kalıyor.

Eğitim terörü, eğitim cinayeti, beyin katliamı, zihin terörü… Ne derseniz yeridir.

Çocuklarımızın beyinlerine balyozlar indiriliyor.

….

Özelleştirme balyozu nereye iniyorsa orada bir kaçırtma harekâtı görüyoruz. İşte SAT Komandolarına indirilen BALYOZ davası… TSK’da çalışmaz hale getirilen bir komando subayımız Mogadişu’da özel güvenlik şirketinde elemanı olarak çalışırken vurularak öldürüldü. TSK’ya planlanan özelleştirme faciası budur.

TSK’nın kozmik odalarına özelleştirme terörü böyle girdi. Sonuçlarını, küresel taşeron güvenlik şirketlerinde sözleşmeli eleman olmaya mahkûm edilen SAT Komandosu S.Doğan’ın başına gelen olayda gördük. Balyoz davasında sanıktı.

Kore’de ölüme gönderilen askerlerimizi hatırlattı. Mogadişu Havaalanını kimden korurken kimin adına öldürüldü?

TSK özelleştirilirken enkaza dönüyor. Ve, vatanımızı korusun diye savaşçı eğitimi verdiğimiz oğullarımız küresel efendiler için ölüme gönderilecek. TSK’nın özelleştirilmesi budur.

Özel “hava savunma sanayi” adı altında yabancı silah şirketlerinde çalışmak zorunda bırakılan havacı subayları, deneyimli pilotları, buna ekleyin.

……

Milli Emniyet teşkilatında özelleştirme terörü başladı.

Deneyimli istihbaratçılarımızı yabancı özel istihbarat taşeron şirketlerine kaçırtmak planı yürütüyor. Türk istihbaratının kozmik odalarında yapılan dağıtma/kaçırtma operasyonları budur.

“İnlerine girmek” ifadesinden siz emniyetin kozmik odalarını tarumar etmek anlayın. Bu kadar sürgün edilen emniyetçi, müdür, istihbaratçı, açığa almalar, istifaya zorlamaktır. Bu insanlar geçim için tek bildikleri işi kim para verirse ona yapacaklar.

Küresel güçlerin açık veya gizli servislerinin elemanı olmaya kaçırtılıyorlar. Bu tür özel istihbarat şirketleri elbette Türk devletine küsmüs (küstürülmüş) birilerini tercihli eleman olarak işe alacaktır.

…..

Özelleştirme balyozu şimdilerde Alevilere ve Gülen cemaatine iniyor. Çünkü Din Piyasası, kendi devletine düşman yeni dinler ve mezhepler yaratmanın peşindedir. Yeni diye getirecekleri Erdoğan Anayasasında buna kamufle edilmiş haliyle“Çağcıl Laiklik” diyorlar. Demokratik İslam Açılımı! Diyarbakır’da açılan “kırk yamalı bohça”dan bu çıktı.

Demokratik görünerek parçalanmış İslam, Din Piyasası…

Yeni mezhepler gelir. Maaşının beşte birini bağış (humus) toplayan cemaatler artık bunu yasal olarak yapacaktır. Bu yüzden Erdoğan Anayasasına evet diyecekler.

Alevileri “Biz başka bir diniz” demeye kaçırtıyor Erdoğan; “Çıksınlar biz başka diniz desinler” cümlesini telaffuz etmiştir.

Gülen cemaatini de “Biz başka mezhebiz” demeye kaçırtıyorlar.

Bu planı kan dökmeden can yakmadan uygulamaları mümkün değildir. Çok tehlikeli yeni facialar zincirini ulusça yaşayacağımızı görüyorum. Alevi mahallelerinde kurulan cinayet tezgahları da buna işaret ediyor.

Gidiş odur. “Parçalı İslam”, yeni din ve mezhepler, yani iç savaş!

Yeni bir mezhep doğurmanın fıtratında ekilen tohumların olgunlaştırılma süreçlerini İlahiyatçılar şöyle sıralar:

Meşrep… Cemaat… Mezhep… Din…

Facialar zincirindeki halkaları görüyorsunuz.

Küresel efendilerin pompaladığı Din Terörü estirilecek ve birlik dini İslam enkaza dönecek… Muhammet’siz İslam dedikleri de bu. “Allah de ötesini düşünme” kitabı görüyorum raflarda, içinde İslam yok.

Bunların birinden diğerine kansız geçilmeyeceğini Türk toplumu yaşayarak öğrendi. Yeniden “Birliğimiz dirliğimizdir” şiarına sarılmaktan başka çaremiz yoktur.

Ankara’da ADD’nin 25.kuruluş yıldönümünde konser veren Timur Selçuk babasından dinlediği bir cümleyi anımsattı; “Yaradan’ın adı en çok ahlaklı olanın ağzına yakışır.” Katılıyorum.

….

Madende elektrik ustasının raporları sonuçsuz kalıyorsa…

Öğretmenlerin “Bu kitaplarla ders olmaz” raporları işe yaramıyorsa…

Din Bilgisi öğretmeninin müfettişlere verdiği “Bu kitaplarla Hz.Muhammed öğretilemez” raporları işe yaramıyorsa…

…..

Okurlarıma bir de güzel haberim var.

Evde Okuma-Yazma Öğretimi DVD ana kayıtlarını bitirdim, çoğaltmaya başladım. Dersleri bilgisunar ortamında izleyebilmeniz için aziz dostum Serendip Altındal bu işi gönüllü yapıyor, bitirince bağlantı adresini vereceğim.

Bir yandan da evde çoğaltıyorum. İsteyenlere, kendisinin de çoğaltıp başkalarına vermesi ricasıyla, ücretsiz olarak veriyorum. Daha fazla çoğaltabilmek için Ankaralı dostlarımın boş DVD bağışlarını kabul ediyorum.

Ankara dışından isteyenlere sadece kargo giderini kabul etmeleri halinde göndereceğim.  DVD’leri neden ücretsiz verdiğimi soranlar diyorum ki; kızamık salgını geliyorken çocuklara kızamık aşısı parayla yapılmaz ki!

Çocukların zekâsını yok eden bir virüs koydular ders kitaplarına. Buna karşı aşı ürettim. Daha okula gitmeden bu aşıyı kullanan aileler çocuklarını kurtarabilirler.

Bu güzel çalışma sırasında köşe yazılarımı düzenli yazamadım, okurlarımdan
af diliyorum.

Sevgiyle kalın.
29.5.2014

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Yaşadığımız Facialar Zinciri” üzerine bir yorum

  1. Sayın MAHİYE MORGÜL.Olay çok basit , olayın özü serbest piyasa ekonomisinden ,kontröllü piyasa ekonomisine geçicezmi ,geçmiycezmi . Siz bunun yanındamısınız karşısındamısınız.Cevap verin ,karar verin.Olay bukadar basit.Tabii basit gibi görünüyor ama bu cevabınızın altında dev gibi bir buzdağı yatıyor.Basit ama okadar kolay değil.Ruh lazım , azim lazım , çok şeyden vazgeçmek lazım.İnsan hakları ,demokrasi ,özgürlük ,guguk ,vicdan serbestisi gibi abuk ,sabuk şeylerden bahsetmemek lazım.VARMISINIZ YOKMUSUNUZ.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir