Soma’nın yetimleri…

Soma’nın yetimleri…

Soma’nın yetimleri…

İdris Akyüz
idris.akyuz@yurtgazetesi.com.tr

YURT Gazetesi, 23 Mayıs 2014
Eşi, altı yıl önce terk etmişti onları… O günden beri, iki çocuğunun hem anası hem de babasıydı… 13 Mayıs sabahı erken saatte kalkıp, çocuklarının yemeğini hazırladı ve Beyce Köyü’nden düştü yola… İstikamet Soma madeni… Gidiş o gidiş…
Dönülmez akşamın ufkunda kayboldu…

Gecenin karanlığı bir eşkıya gibi geçti akşamın sınırından… Gece ıslak, gece sessiz… Kuşlar, çoktan yuvalarına dönmüş, yuvasızlar ise rastladıkları ilk kuru dala tünemişti bile… Onlar ise babalarını bekliyordu… Ha geldi, ha gelecek, diye!

Yatsı ezanı da okundu, baba yoktu! Endişelendiler, korktular ve birbirlerine sarıldılar. Mehmet Ali 16 diğeri, Emir Can ise 9 yaşında… Sanki bir yerlerde birileri onlar için
o şarkıyı söylüyordu;

“Beklerim her gün bu sahillerde mahzun böyle ben
Gün batar kuşlar döner, dönmez bu yolda beklenen!”

Ayrılık, ümitlerin ötesinde bir şehir gibi…
Ümitsiz bir bekleyişin, ürkütücü ve kahreden hüznü çökmüştü yüreklerine…

***

Derken, acı haberi herkesten önce onlar aldı. Tıpkı çocuktan al haberi, der gibi… Maden, “kökünden dinamitlenmiş bir kaya gibi” çökmüştü o babanın ve çocuklarının üzerine… Artık baba bir daha gelemeyecek, bir daha çocuklarına çorba kaynatamayacaktı… O baba; bir daha başını okşayamayacaktı çocuklarının…

Mehmet Ali; babası Yüksel Cangül’den 4 gün haber alamayınca, sorup soruşturmuş ve madende yaşamını yitrenlerin cenazelerinin toplandığı Kırkağaç’taki “soğuk hava deposu”na gidip babasının cansız bedenini teşhis etmiş…

***

Bu Mehmet Ali’nin hazin öyküsü… Aslında öykü değil, gerçeğin ta kendisi…
Ve kim bilir başka ne öyküler vardır bilmediğimiz.

Çünkü 301 madenciyi yitirdik Soma’da…

Ve o 301 güzel insandan, bugün geriye 432 yetim çocuk kaldı
Eminim, her birinin yürek burkan nice öyküsü vardır. Çünkü herkes kendi cehenneminde yanar! Kimse, kimsenin hangi cehennemde yandığını bilemez!

Dün bu öykü haber düşünce ajanslardan ilgisiz kalamadım… Ve dedim ki kendi kendime; bu çocuklar, bizim çocuğumuz, hepimizin çocuğu. Yaşatmalıyız onları.
Böyle bir görevimiz var, toplum olarak. O çocukların da bir borcu var babalarına… Onların isteyip de yaşayamadıklarını yaşamak gibi…

Soma’daki facianın nedenleri, sorumluları, kimin suçlu olup olmadığı bir yana…
Bu resmi süreç işlemeli elbet… Elbette çok önemlidir ve sorumlular bulunup cezalandırılmalıdır, ucu nereye varırsa varsın. Ama bu dört yüz otuz iki çocuğun geleceği bundan çok daha önemlidir. Her anne baba, vicdanı olan herkes bu çocuklara sahip çıkmalı, geleneğimiz ve kültürümüz bunu öngörüyor.
Toplumsal vicdan da böyle diyor!

Bu çocuklar bir kez daha yetim bırakılmamalı!

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir