TBB Başkanı Sn. Prof. Dr. METİN FEYZİOĞLU’nun AÇIKLAMASI…


TBB Başkanı Sn. Prof. Dr. METİN FEYZİOĞLU’nun AÇIKLAMASI…

Dostlar,

AKP iktidarı ve şürekası TBB Başkanı Sn. Prof. Dr. METİN FEYZİOĞLU’nu
siyasal olarak linç etmek hatta hedef göstermek istiyor..

Bu demokrasi ve insanlık dışı davranışın hatta saldırının kendileri açısından anlaşılabilir nedenleri var..

İlki, Sn. Prof. Feyzioğlu’nun haklı – yerinde  eleştirilerinin toplumda karşılık bulmasının güçlü biçimde olası oluşudur.

İkincisi, Kasımpaşalının yıllardır inşa ettiği kendince vazgeçilmez ve çoook da oy getiren kendine özgü karizmatik imgeleminin (imajının) zedelenmemesidir..

Üçüncüsü, kendini artık ülkede tek egemen görme hastalığıdır..
Tüm toplumsal direniş odakları susturulmalıdır.

Dördüncüsü ise hazretin gerçekten çoook yıpranmış sinirleridir, hezeyana varan korkularıdır, gemleyemediği bildik endişeleridir… ki; ilk 3 gerekçeye gereksinim olmadan, tek başına da bu yüz kızartıcı davranışı ve tabloyu açıklar..

Bir ülke düşününüz ki, 80 bin avukatın son derece demokratik – hilesiz seçimlerinde Barolar Birliği’nin başına getirilmiş saygın bir hukuk bilimcisinin konuşmasına tahammül edemiyor ve bununla da kalmayarak, “edepsiz – yalancı” gibi ağır hakaret sözleri kullanıyor. TBB Başkanı ayrıca seçkin bir Ceza Hukuku profesörü ve Ankara Hukuk Fakültesi’nin dekanlığını da yapmış saygın bir akademisyen.. Tam da cankulağıyla dinlenip eleştirilerinden – önerilerinden yararlanılacak bir kişi, bir büyük kurum yetkilisi.

Oysa kendileri demiyorlar mı ki, biz siyasetin içinde piştik..
Sayısız yanıt olanakları elinizde varken, hatta orada kürsüye geçip konuşabilecek iken bu açık ve ağır hakaret nedendir??

Herkesi sindirmek ve bir kez daha kendi tabanına karşı hem mağduru oynamak hem de saldırgan tutumla “hiç eyvallahı yok..” iletisini az eğitimli siyasal tabanına vermek..

Nereye dek, nereye dek??

Halkın gerçekten beklentilerinize uygun davranan uslu,
tüm davranışlarını öngörebildiğiniz uysal yığınlar olduğunu mu sanıyorsunuz??

Hızla çöküyor ve kendi sonunuzu hazırlıyorsunuz..
Aymazlık öyle derin ve kör edici ki, hatalarınızı meziyet sanmaya başladınız..
Ne hazin değil mi?
Ve ne yazık ki size yardım edecek hiç kimseyi de yakınınızda bırakmadınız.
Ne büyük sözmüş;

Kendim ettim kendim buldum..

Veya

Kendi düşen ağlamaz..

*****

TBB Başkanı Sn. Prof. Dr. METİN FEYZİOĞLU’nun
tümüyle katıldığımız içtenlik ve sadelik dolu, halktan bir olarak yaptığı tarihe geçecek aşağıdaki açıklamasını paylaşmak istiyoruz.

Başbakan R.T. Erdoğan’a yakışan bu iğrenç psikolojik savaşı körüklemek değil, dindirmektir..

Erdoğan eleştirilerini derhal dengeli bir çizgiye çekmeli ve Sn. Feyzioğlu’na yönelik demokratik terbiye dışı hiçbir davranışı onaylamadıklarını ve hoşgörmeyeceklerini kamuoyuna açıklamalıdır.

Danıştay 2. Daire üyesi görev şehidi Mustafa Yücel Özbilgin‘i görevi başında vuran “meczup” Avukat da Başbakan R.T. Erdoğan’ın bu Dairenin, öğretmenlerin görevde türban takamayacaklarına ilişkin kararını laik bir devlette açıkça suç olan biçimde yermesi üzerine bu katil eylemine girişmişti.

(Ancak ne yazık ki; Alparslan Arslan bu saldırıyı, Danıştay 2. dairesinin türban hakkında aldığı kararlara tepki olarak gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Ancak Ergenekon İddianamesi’nde Danıştay Saldırısı’nın Ergenekon örgütü’nün talimatıyla gerçekleştirildiği savunulmuştur. 25 Temmuz 2008’de kabul edilen Ergenekon davası iddianamesinde Danıştay Saldırısından sorumlu olarak Ergenekon örgütü gösterilmiş
ve azmettiricisi olarak emekli Tuğgeneral Veli Küçük gösterilebilmiştir.. / Wikipedia)


Danıştay 2. Daire Üyesi Vali Mustafa Yücel Özbilgin,
6 Mayıs 2006’da duruşma sırasında “meczup” (!)
Av. Alparslan Aslan tarafından şehit edilmişti..

*****

Erdoğan yergilerinde;

“Eeey Danıştay, sen bu işten anlamazsın.. Ulema’ya danışacaksın,
Ulema’ya soracaksın..” diyerek (mealen) apaçık anayasa suçu işlemişti.

Ne yazık ki ülkenin yetkili anayasal kurumları Başbakanın bu açık hukuk dışı eylemi için hukuksal yaptırım uygula(ya)madı ve geldik bu günlere..

Başbakan sözlerine herkesten çok dikkat etmek zorunda.. Bu sözler masum insanların karanlık infazlarına yol açabiliyor, kimi “meczup” ları cinayete tahrik edebiliyor!?

Akla gelmez mi ki, sorulmaz mı ki; bu cinayetlerin gerçekte azmettiricisi – asli faili – kim?

*****
Bir de bildik gündem oyunları var elbette.. AKP’nin çok gereksinimi var buna.
Türkiye ve gariban halk, yakıcı sorunlarını unutup – erteleyip, bir süre daha
Başbakanın bu şovunu izleyebilir bir süre daha..

Ama nereye dek, kaç vakte dek??

Artık maske düşmüştür; cambaz da ip de birlikte ve çok net görülebilmektedir.
“12 yıllık AKP Fetret Dönemi” kapanmak üzeredir.

Venezuela’nın Ankara Büyükelçisi Prof. KALDONE G. NWEIHED’in vurguladığı üzere;

  • “…Başlangıçta buğulu cam ardına yerleşmiş bu şoförü seçmek belki güçtü; şimdilerdeyse buğu bir yana cam da ortadan kalkmıştır. Burun buruna geldiklerimiz yatırımcılar’(!), ‘reformcular’, ‘yapısal uyarlamacılar’ (!), ‘piyasalar’, ‘ulusötesi tekeller’dir…” (Çev. B.T.Gürel, Memleket Yay., 2006)

Sevgi ve saygı ile.
13 Mayıs 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

================================================

TBB Başkanı Sn. Prof. Dr. METİN FEYZİOĞLU’nun AÇIKLAMASI…

Metin_Feyzioglu

Danıştay konuşması sonrası gelen “tepkiler” üzerine şu an sizlerle paylaşmak istediklerim var dostlarım. Hem bunu hem de konuşma metnini okursanız mutlu olurum.

1. Binlerce destek mesajına topluca teşekkür ediyorum.
Vaktim el verdiğince özel yanıtlar da yazmaya çaba edeceğim.

2. “Siyasal içerikli konuştun” diyenlere :

Lütfen hangi satırı siyasi, yazın. Yanıt vermeye hazırım. Kulaktan dolma sözleri tekrar etmeyin lütfen. Tabii siyasetçiler yargının o denli içine girmiş durumdalar ki, yargıyı kendi alanları sanıyorlar. Bir de insan haklarına, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, sosyal hukuk devletine ilişkin her konuyu tekellerine almışlar. Yargının içinden bir çıksalar hepimiz rahatlayacağız. Vallahi kendileri de rahatlayacak ama haberleri yok.

3. Van’dan söz etmeye ne gerek vardı diyenlere:

Van Barosu’nu ziyaret ettiğimde konteyner kenti ve kreşi de gördüm. Dertlerini anlattılar.
Evvelki gün de iade-i ziyarette bulundular. Sorun şu: Devlet yaptığı konutları öncelikle depremde evi yıkılan ev sahiplerine vermiş. Artanları da kiracılar arasından kura çekerek bir bölüm kiracıya. Dediğimiz ise şu: Sosyal devlet, insanın barınma hakkını, kapitalist devlet mülkiyeti öncelikli görür. Bizim Anayasamıza göre devletimiz sosyal devlet. Kurada çıkmayan kalan 44 aileye de konut verilebilir. Bunu dile getirmek baroların görevidir. Anayasa’ya dayanan bir öneridir. Nitekim Van Baromuz konunun 1. elden izlemcisidir. Önerimiz kabul edilir veya edilmez.
Ancak “edepsizlik” diye nitelendirilemez.

4. Uzun konuştun diyenlere:

– Danıştay Başkanı’na 30, bize 20 dk. ayrılmış. Bir kez iki süre eşit olmalıdır.

– Ben, 30 dakika yerine 50 dk konuşmuşum. Neden mi? Çünkü Danıştay Başkanı,
Danıştay şehidimiz Mustafa Yücel Özbilgin’i anmayı nedense unuttu. Bu görev bize düştü.

– Konuşmalardan önce koro harika bir konser verdi. Başkan, onları da kutlamadı.
O da bize düştü.

– Danıştay Başkanı’na göre hukukun üstünlüğüne ilişkin kimi temel sorunlar, anlaşıldığı üzere pek sorun değil. Örneğin İdarenin yargı kararlarına uymaması. Bunları da biz söyledik. Yani yükümüz biraz ağırdı. Allah herkese kaldırabileceği kadar yük verirmiş. Avukatlar tarafından seçilmiş olmanın verdiği bağımsızlık duygusu, hukuka ilişkin her konuda çekinmeden konuşmamızı sağlıyor. Yani gerçek anlamda 10 dakika süre aşımı vardır. Eh, konuşan “edepsizlik” mi etti dersiniz; dinleyenlerden bir-iki kişi tahammülsüzlük mü dersiniz bilemem?

Ha, bir de, daha az hukuksuzluk yapsınlar; 5 dakikada selamlayıp inelim biz de dostlar.

5. Danıştay Başkanı’nın Sayın Başbakanı destekleyen açıklamasına:

Ne diyeyim? Eve konuk gelmiş biri, öbür konuğunuza durup dururken “edepsiz ve terbiyesiz” diyor. Ev sahibi bakıyor, “şu tarafta olmak daha güvenli” deyip “edepsiz ve terbiyesiz” diyeni alkışlıyor. Bari en kötüsünden susayım demiyor. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı mı dediniz? Efendim?

İleride herkes yaptığına – yapmadığına göre tarihte yerini alır. Çoluğumuz çocuğumuz da okur, öğrenir.

6. Soyuma, sopuma, en galiz küfürlerle hakaret edenlere:

Hiç kullanmayacak da olsam, sözcük dağarcığım genişliyor. Bir tür terapi olarak bakıyorum sövenler açısından. Umarım yazan arkadaşlar rahatlıyorlardır.
Eşlerine, çocuklarına şiddet uygulayıp, ağaçları baltalayacaklarına böyle rahatlasınlar. Yapacak bir şey yok. Yalnız bu işin emir-komuta zincirinde yürüdüğünü biraz yaratıcılıkla gizleyebilirler. Tabii benim önerim bu. Siyasal öneri demezler umarım. Bir de çok soran var, üzerimde kalmasın. Bu işin rayici ne? Örneğin sözcük sayısı üzerinden mi
yoksa küfürün ağırlığı üzerinden mi muhasebeleştiriliyor faaliyetiniz?

7. e-ileti, faks, mektup ve bıçaklanmış cüppeyi ağaca korkuluk gibi asmak yoluyla
beni ölümle tehdit edenlere: (hatıra olarak saklıyoruz malzemeleri)

Çevremde öyle ağır silahlı koruma orduları gezmiyor. Hep halkımın içindeyim.
Sıradan yaşantısı olan, fırsat buldukça metroya, otobüse binen, sokaklarda yürüyen, AVM yerine esnaf gezen biriyim. Bir tek Allah’a can borcum var. Borcun vadesini de
bir tek O bilir. Önce Allah’a, sonra Milletimin dualarına emanettir benim canım.
Benim gibi de milyonlar vardır, görev sırası kendine geldiğinde gözünü budaktan esirgemeyecek. Yani ne denli anlarsınız bilemem ama yine de söyleyeyim:
Kendinizi ne denli hırpalasanız da para etmez. Bizler söylememiz gerekeni edep-adap bilerek söylemeyi sürdürürüz. Hep yaptık, yine yapmaya devam edeceğiz.
Bir şey söyleceksek de sizden veya abilerinizden izin almayız. Anladınız mı arkadaşlar?
Haydi terapiye devam edin siz.

8. Ana muhalefet partisi genel başkan yardımcılarından F.L. adlı kişiye :

Metin Feyzioğlu saygısızlık yaptı.” demiş. Diyebilir. Düşünce özgürlüğüne saygılıyız.
Açıkçası destekleseydi veya okuyup öyle konuşsaydı şaşkınlık geçirirdim.
“Yoksa bir şeyler değişiyor mu?” diye sormam gerekirdi en azından. TBB Başkanı’nın baştan sona hukuksal konuşması karşısında destek vermesini beklemiyorduk ama “edepsiz” ve “yalancı” sözleri nitelemelerinin neresine katıldığını söyleseydi bari?
Van’da kışlar, sizin oralara göre biraz soğuk geçiyor sayın F.L.

Diyeceğim odur ki; insanların derdini siz daha bir candan takip edin de, bizim de işimiz azalsın.

İşte böyle dostlar. Biz yolumuza devam ediyoruz.

Bizim tek bir kaygımız var; avukatlık mesleğine ve Milletimize daha çok nasıl hizmet edebiliriz. Sorunlardan çıkış yolu dialogdur, karşılıklı hoşgörüdür. İnsan sevgisini merkeze yerleştirmek, herkesi kucaklamaktır. Bunu öğreneceğiz. Bugün bize kızanlar da öğrenecek. Sabırla, azimle çalışacağız. Hiç moralinizi bozmayın. Her gün bir şey öğreniyor ve daha güzele doğru ilerliyoruz. Yeter ki umutsuzluğa kapılıp mücadeleyi bırakmayalım.

Hepinizi çok seviyorum. Yürek dolusu selamlar.. 13 Mayıs 2014, Ankara

Prof. Dr. Metin Feyzioğlu
TBB Başkanı

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir