27 Yıl Sonra ÇERNOBİL Nükleer Faciası : 26.4.1986; Ukrayna – Rusya..


Dostlar
,

3 yıl önce bu gün, 26 Nisan 2011’de,

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde (AÜTF)
Atatürkçü Düşünce Topluluğu Danışmanı olarak bir görsel konferans sunmuştuk.

  • 27 Yıl Sonra ÇERNOBİL Nükleer Faciası : 26.4.1986; Ukrayna – Rusya..

Bu sununun yansılarını bir kez daha paylaşmak istiyoruz..

Okumak için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız ??

Çernobil_faciasi_27.yil_26.4.13

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 26.4.14

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“27 Yıl Sonra ÇERNOBİL Nükleer Faciası : 26.4.1986; Ukrayna – Rusya..” üzerine 6 yorum

  1. Sevgili Saltık, 2016’da 30’uncu yıldönümüne gireceğiz bu facianın; Olmuş bitmiş geçmiş bir felaket değil,
    hayli azalmış bir yoğunlukta da olsa, devam ediyor.

    Cs-137’nin yarılanma süresi 30 yıl; yani 2016’da Facia günündeki Radyasyonun ancak yarısına inilmiş olacak. (O zaman derli toplu kapsamlı bir makale yazmayı düşünüyoum) Çernobil kazasından etkilenen, Türkiye’de en çok radyasyon alan yer Doğu Karadeniz’de Rize-Arhavi arasındaki 100 km x 20 km’lik bölgeydi. Toprak üzerindeki Cs-137 aktivitesi ~ 100 kbq/m2 düzeyinde idi; şimdilerde bu değer ~ 50 kbq/m2’ye düşmüştür. Aradan geçen zaman içinde radyoaktif Sezyum yağışlarla toprak yüzeyinden 50-100 cm kadar derine inmiş, kısmen de akarsularla denize süpürülmüştür. Sonuçta “bölge halkı hâlâ kaza günündeki radyasyonun %5-10 kadarını almaya devam ediyor.” diyebiliriz… æ

    1. Ali hocam,

      Teşekkür ederim değerli açıklamalarınız için..

      O dönemlerde TAEK Başkanı rahmetli Prof. Ahmed Y. Özemre ölçümleri hep sansürledi.. Sözde develetin yüksek çıkarlarını koruyordu.. Ama fatura halkın idi.. Sanırım siz de bu perdelemeyi kabul edersiniz.. Bir açıklamanız olacak mı yıllar sonrasında??

      Yine rahmetli Ticaret Bakanı H. Cahit Aral da utanmadan yalan söyledi TV’lerde ve “Çayımız radyasyonsuz..” diye çay içti..

      Yanıtınızda bir kestirimde bulunujyorsunuz kalan radyasyon aktivite düzeyi ile ilgili.. Ölçümler mutlaka düzenli aralıklarla monitöredir.. Bu veriler devlet sırrı mı, neden açıklanmaz?? İç göç mü olur??

      Biliyorsunuz bir de biyolojik yarı ömür var. Kişilerin metabolizma hızı, genetik yapıları, bünyeleri ile ilgili olarak.. aldıkları radyasyonu yıkma (wash out) potansiyeli.. Bu sürenin uzadığı kişilerde, örneğin yeterli protein al(a)mayan, yaşlı, kronik hastalığı ve başta karaciğer ve böbrekler olmak üzere önemli organ yetersizliği olanlar, bağışık sistemi baskılanmış – yetersiz çalışanlar, bebekler, prematüreler, gebeler.. artmış (ek) risk altındalar. Toplum sağlığına toplam yükü ölçebilmek hiç kolay gözükmüyor.

      Bence Akkuyu – Sinop sürecini özel olarak izlemeli ve arada kamuoyuna yazılar yazmalısınız.. Bekliyoruz..

      Sevgi ve saygı ile.
      28.4.2013, Ankara

      Dr. Ahmet Saltık
      http://www.ahmetsaltik.net

    2. Ali hocam,

      Tıbbi açıdan ise Çernobil hakkında kesin raporun verilebilmesi ancak 30 yıl sonunda olanaklı.
      Bu süre, insan bedeninde soliter tümörlerin (visseral organların tm.) gelişebilmesi için öngörülen en uzun latent dönemdir. İlginç biçimde, Cs137 ve Sr 90’ın da fiziksel yarı ömrü de 30 yıl.. Bu örtüşme belki de rastlantı değildir, bilmiyorum..

      Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda yayımladığı kanser sıklığı araştırması riskli bölge (serpinti alan) ve karşılaştırma bölgesi (İsparta ve yöresi, radyoaktif yağış almayan) bölge halkında kanser morbiditesi hızlarının istatistiksel olarak farklı çıkmadığı bir çalışmaydı ve benim açımdan ciddi soru işaretleri taşıyor..

      Çalışmada keşke tarafsız gözlemciler de bulunaydı..
      Çok ciddi bir bilimsel yöntem hatası ve düzeltimi bu gün olanaklı..
      2016 çalışmasına hemen bu hatayı giderici yöntemle başlarsınız örneğin..

      2.5.14

      Sevgi ve saygı ile.
      2 Mayıs 2014, Ankara

      Dr. Ahmet Saltık
      http://www.ahmetsaltik.net

    3. Ali hocam,

      Tıbbi açıdan ise Çernobil hakkında kesin raporun verilebilmesi ancak 30 yıl sonunda olanaklı.
      Bu süre, insan bedeninde soliter tümörlerin (visseral organların tm.) gelişebilmesi için öngörülen en uzun latent dönemdir. İlginç biçimde, fiziksel Cs137 ve Sr 90’ın da yarı ömrü 30 yıl.. Bu örtüşme belki de rastlantı değildir, bilmiyorum..

      Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda yayımladığı kanser sıklığı araştırması riskli bölge (serpinti alan) ve karşılaştırma bölgesi (İsparta ve yöresi, radyoaktif yağış almayan) bölge halkında kanser morbiditesi hızlarının istatistiksel olarak farklı çıkmadığı bir çalışmaydı ve benim açımdan ciddi soru işaretleri taşıyor..

      Çalışmada keşke tarafsız gözlemciler de bulunaydı..
      Çok ciddi bir bilimsel yöntem hatası ve düzeltimi bu gün olanaklı..
      2016 çalışmasına hemen bu hatayı giderici yöntemle başlarsınız örneğin..

      Sevgi ve saygı ile.
      2 Mayıs 2014, Ankara

      Dr. Ahmet Saltık
      http://www.ahmetsaltik.net

  2. Ahmet Hocam,
    Sağolunuz, bu tip facialara dikkat çekmek çok önemli hele şu günlerde enerji darboğozının çözümü olarak sunulurken.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir