ADD Genel Başkanlığı’na Çağrı..


ADD Genel Başkanlığı’na Çağrı..

Dostlar,

ADD İsparta Şubesi önceki başkanı Sayın Mahmut Özyürek son derece çalışkan bir arkadaşımızdır. Emekli Tarih öğretmenidir ve yaklaşık 14 yıl bu “çok zor” bölgede büyük cesaretle, özveriyle çok değerli hizmetler vermiştir. Kendisiyle uzun yıllar bu bağlamda konferanslara katılmış ve yakından izlemiş, gözlemiştik. Çoook sayıda konferansa İsparta ilçelerinde kendisinin özel aracı ile ADD Şubesinden yakıt vb. için hiçbir katkı almadan gitmiştik.

Bu arkadaşımız ve geçmişteki çalışma arkadaşları internet üzerinden kimi yazılar yollayarak ADD Genel Merkezi’nin ADD İsparta Şubesi hakkında hukuk dışı işlemler yapageldiklerini, yargı kararlarını tanımadıklarını.. ısrarla paylaşmaktalar.
Bu bağlamda en son bize ulaşan bir yazı ektedir.

Isparta_Subesi’nin_aciklamasi_8Mart2014

Gönül ister ki, örgütün içişleri – sorunları böylesine kamuoyuna mal olmadan çözülsün.

Fakat konu yargıya taşınmıştır, kimi iptal kararları söz konusudur ve basındadır.
Bu durum bizleri üzmektedir ve ADD’nin saygın kurumsal kimliğine zarar verebilir.

ADD’nin genel başkanı bir hukukçudur, emekli yüksek yargıçtır.
Kendisinin ve yönetimindeki ADD’nin yetkili kurullarının hukuka uygun
örnek davranışlar içinde olmasını beklemek hepimizin doğal hakkıdır.

Suskunluk ve görmezden gelerek olumlu – yapıcı bir sonuç alınabilir mi??

Biz de, ADD kamuouyu da, genel kamuoyu da bu bağlamda aydınlanma gereksinimi içindedir. Gereğini Sayın Tansel Çölaşan’dan rica ediyoruz.

Doğrusu biz de Sayın Genel Başkan’dan zaman zaman asgari nezaket-görgü, saygı ve vefa ile bağdaştırması son derece güç, kendi konumları ile de asla örtüşmeyen olumsuz tutum – davranış ve uygulamalar görüyoruz. Tüzüğün de dışına çıkan üstelik.. (Şimdilik, Sayın Çölaşan’ı kezlerce katlayan 22 yıla giren üyelik kıdemimiz ve sanırız hatırı sayılır hizmetlerimizle…. sabırla öteliyor ve erteliyoruz..)

Böylesi tablolar, Türkiye’nin içinde bulunduğu çok zor koşullarda bizim gündeme taşımaktan hep sakınageldiğimiz duyarlık ve sorumluk kapsamında olmuştur.
Ancak bu sorumluluk kuşku yok 2 yanlıdır ve bizim bu yönde bilinen tavrımızın
istismarı düşüncesi, son derece rahatsız edicidir.

Biz de Sayın Tansel Çölaşan‘ı ve yönetimindeki ADD’nin yetkili organlarını
kamuoyuna doyurucu – nesnel açıklamalar yapmaya, kesinlikle hukukun içinde kalmaya, atıldıysa kimi yanlış adımlardan olgunlukla geri dönmeye, örgüt içi dayanışmayı ve demokrasiyi kurumsallaştıracak hakkaniyetli – saygılı – özenli,
bir kadın genel başkana yaraşır zarif ve şık, olgun, kucaklayıcı.. davranışlara…
bir kez daha davet ediyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
9 Mart 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
ADD Gn. Mrk. Bilim – Danışma Kurulu Yazmanı*
ADD Önceki Genel Başkan Yrd. 
www.ahmetsaltik.net

* Aylardır, biz özellikle toplantıya çağrılmadan kurul çalıştırılıyor!?

ADD_Genel_Baskanligi’na_Cagrimiz_9Mart2014
(Bu metne pdf olarak erişmek için)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ADD Genel Başkanlığı’na Çağrı..” üzerine 19 yorum

  1. ADD Isparta şubesi önceki başkanı Mahmut ÖZYÜREK’i, iki dönem ADD Çankaya Şube Yönetim Krl. üyeliği ve Şube Başkanlığı görevini yürüttüğüm dönemden bu yana tanımakta ve çalışmalarını yakından takip etmekteyim. O zaman için Isparta Şubesi, ADD’nin Türkiye genelinde yüzlerce şubesi içerisinde, toplumsal muhalefet ve kitle eylemleri ile Kemalist çizgide verdiği mücadelede örnek gösterilecek bir şube olmuştur. Bu dönemde Hükümetin ve yerel yöneticilerin hukuksuzluklarına karşı verdiği mücadele sırasında ADD genel merkezi yöneticilerinin, Sn. Mahmut Özyürek’e uyguladıkları haksız yaptırımlar, bu derneğe emeği geçmiş bir kişi olarak içimi acıtmaktadır. Bu haksızlığa karşı benim ve benim gibi düşünen bir çok arkadaşımın (ışıklar içinde yatsın, Derya Kocabay dahil) tepkilerimizi dillendirmemizi dillendirmemizden sonuç almak şöyle dursun, olumlu ya da olumsuz yanıt alamayışımız da ayrı bir üzüntü kaynağıdır. Genel merkezin, “Din Faşizmi”ne doğru gidiş ortamında Özyürek gibi değerli bir Kemalist’i dışlama lüksü yoktur. Saygılarımla…

  2. Mahmut Beyi ADD Batıkent Şube Başkanlığından başlayarak GYK’da bulunduğum süreçlerde tanıdım, daveti üzerine Isparta’da bir söyleşim de olmuştu. Ulusalcı ve Atatürkçü çizgisindeki tutarlı ve mücadeleci çizgisini beğenirdim. Daha sonra Dikiliye yerleştiğim için Genel Merkez ve Mahmut Bey arasındaki sürtüşme ve kırgınlıkların nedenlerini pek bilemiyorum. Sanıyorum giderek arapsaçına da döndü sorun.
    Yıllarımı verdiğim ADD de gördüğüm en büyük hatalardan biri; ADD niçin vardır, hangi amaçla üye ve neden kimi görevlere talip oluruz bunu göz ardı edip kişisel egolar uğruna kılıçları çekmektir. Diyalog sanatını, uzlaşı kültürünü senelerdir yeterince oturtamadık derneğimizde. Olasıdır ki GYK ve Mahmut Özyürek sorununda da benzer bir durum yaşandı. Ortada bir sorun ve bunun tarafları varsa herkesin payına az ya da çok düşen hatalar zinciri de var demektir. Karşıtlarımızın eline koz vermeden, derneğin itibarını zedelemeden akılcı yoldan sorunu çözmek o kadar zor mu? Hele hele dışa dönük demokratik savaşım görevlerimizin son derece önem kazandığı bu günlerde.
    Atılacak ilk adım şık olmayan söylemlerden içtenlikle kaçınıp uzlaşma yolunu açık tutmaktır. ADD adına bağışlamayacak hatalar varsa onu da bilmek her üyemizin hakkıdır.

      1. SAYIN SALTIK BEĞENİNİĞZE TEŞEKKÜR, İLGİLİLER PAY ÇIKARSIN TEMENNİSİNDE DE BULUNUYORSUN ANCAK MAHMUT’UN EĞER YAZIMI OKUMUŞSA Kİ BELLİ OKUMUŞ MESAJLARI GELMEYE BAŞLADI, ARDINDAN DA YAKIŞIKSIZ ONA DESTEK MESAJLARINI PAYLAŞMAYA BAŞLADI BENİMLE.
        ÜZGÜNÜM BENİ HİÇ ANLAMAMIŞ, YAZIMI DA SOĞUKKANLILIKLA DEĞERLENDİRMEMİŞ. OLAY BENİM AÇIMDAN BİTMİŞTİR. SELAM.

  3. YAZILANLARA BİREBİR KATILIYORUM. FAZLA SÖZE GEREK YOK. GENEL MERKEZ BAĞIŞLANMAZ BİR YANLIŞ İÇİNDEDİR!

  4. İsparta ADD Şubasinin eski, başkanı hakkındaki yazıları okudum
    Mahmut Bey, ifade edildiği gibi birikimli ve çalışkan bir arkadaşımızdır.
    ancak, genel merkezimizin Yüksek Disiplin Kurulu’nun kendisine verdiği cezanın GEREKÇESİNİ okumalarını öneririm
    hiçkimse, çok çalışkan ve bilgili olduğu için, yaptığı hatalarından cezasız kalamaz! saygılarımla Cemil DENK

  5. Sayın Denk; Sizin döneminizdede Mahmut Özyürek ADD Disiplin Kurulunda kesin ihraç istemi nedeniyle savunma verdi. Bir farkla ki Gerek siz, Gerekse SN.Eruygur hukuk kuralları içinde bir yöntemle süreci yürüttünüz.
    “Yine hepimiz biliyoruz ki Silivride yargılanan ve onlarca yıl hapis cezası alan vatanseverlerin hakkında da yüzlerce belge var.” şimdi biz silivri mahkemelerinin verdiği kararların haklı-doğru olduğunu mu düşüneceğiz” Sizi ve Tüm Kemalistleri temin ederim ki, hakkımda ve aleyhimde düzenlenen belgeler, bilgiler, tanıklıklar silivri hukukçularına taş çıkartacak kadar sahte, toplama, derlemedir. Bu nedenle dir ki ADD yönetimine tarafımdan, hem tazminat, hemde hakkımda verilen kararın iptali davaları açılmıştır. Yakın zamanda bu davalar lehime sonuçlanacaktır. bundan kimsenin kuşkusu olmamalı. Diğer yandan Isparta de hakkımda şikayetçi, tanık, konumunda olan bayan(!!!!.) şahsıma hakaret nedeniyle yargıda mahkum olmuştur. <şimdi tazminat davası yürümektedir. Diğer taraftan ben Isparta da halen "ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ ISPARTA ŞUBESİ ŞUBE BAŞKANI" olarak mücadelemi sürdürüyorum. Önceki ADD üyeleri şimdi UED üyesi olmuşlardır. Yani Mahmut özyürek sizin söyleminizle "yaptığı hatalarından cezasını" böylece almış oluyor değilmi?? Isparta daki Atatürkçüler ya kör, sağır, bilgisiz, cahil, ya da sizin mantığınızla gidersek hepsi ahlaksız!!!! öyle mi?.. O nedenle Mahmut Özyürek in etrafında kenetleniyorlar.. Ama ankaradaki uyanıklar(!) ıspartada ne olup bittiğini ıspartalılardan daha iyi biliyorlar.!!!! yazıklar olsun !!! Bu mantığı bana izah edebilirmisiniz sayın denk!! Isparta ankara değildir. Burada herkes birbirini tanır. Mahmut Özyürek e iftira atan zavallılarında ne b.k olduklarını çok iyi bilir. Sayın denk hakkımda ki dayanaksız suçlama, Isparta da toplam 3-5 kişi ile dezgahlanmış bir şerefsizliğin sonucudur. Bu şerefsizliği yapanlar ADD Genel Başkanı tarafından ADD yönetimine atanarak ödüllendirilmişlerdir. Ve bu şeref yoksunlarının peşlerine düşüp ADD Isparta şubesini kapatma noktasına getirenlerde aynı derecede şerefsizdirler. Yazdığımız belgeleri okuyun. Bunların ADD ile Atatürkçülükle uzak yakın ilişkileride yoktur. Atananlardan 4'ü add üyesi bile değillerdi atandıklarında. Bu nedenlerledir ki ADD ısparta şubesi ADD genel merkezi tarafından önce fiilen, şimdide hukuken bitirilmiştir. Genel Başkanın şahsıma olan kin ve öfkesinin nedenlerini burada yazmıyacağım. Ama benim bildiğim Cemil DENK anlıyacaktır..Nasırına bastık… deşifre ettik.. onun kinini, hesabını almaya çalışıyor. ama boşuna uğraşıyor.. Zaman her zaman doğruları haklı kılar.. Üzüntülerimle sayın denk..

  6. Sayın Saltık. Sizi 20 yıldır tanırım. ADD Genel Merkezinin görevlendirmesi ile bize (ADD İstanbul Şube yönetimine) karşı gösterdiğiniz olumsuz davranışlar akıllardadır. Ve o zamanın GYK üyesi olarak, günümüzdeki kimin görevlisi olduğu bilinmeyen disiplin kurulu imzacılarından farklı davranmadığınız yaşanarak görülmüştür. Bizim haksız her davranışa karşı uzlaşmaz tonda direneceğimizi ve eğilmeyeceğimizi de iyi bilenlerdensiniz. Öte yandan, dünkü kavga bize ne kadar zarar vermiş olursa olsun, olumlu gördüğümüz her duruma takdir ve destek duygularımızı açıklayacağımızı da kabul ederseniz. Kardeşim ve dostum Mahmut Özyürek için duyarlılık göstermenizi sevindirici buluyoruz. Özyürek, kimseden af ya da hoşgörü beklememektedir. Derneğe yöneltilen tasallutun ortadan kaldırılmasını, hukuksuzluğa son verilmesini hem de mahkeme kararına dayanarak istemektedir. Bu konu işin bir yanı, dikkat edilmeli, birlikte çalıştıkları yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımızla birlikte ileri sürdükleri ciddi bir görüş daha vardır. onlar, Atatürkçü Düşünce karşıtlarının ADD’ yi ele geçirdiğini söylemektedirler. Bizim yıllar önce tespit ettiğimiz ve dillendirdiğimiz bu konuyu herkesin dikkate alması gerek. Sizinle yakın geçmişteki bir yazışmamızda çalışkanlığınıza dikkat çekmiş, Bilim danışma kurulunda birlikte çalıştığınız “dereceli” kimselere dikkat çekmemize “niyet okuyuculuğu” anlamında cevap almıştık. Kim ne derse desin, uzlaşamadığımız konularda sizinle dişe diş kavga edeceğimizi, fakat emeklerinizin görmezden gelinemeyeceği, inkar edilemeyeceği anlamında görüş bildirmiştik. Biraz gecikmeli olsa da olayın “derinliği” ni anladığınızı hissediyoruz ve duyarlı davranışınızdan dolayı sizi kutluyoruz. Bu olay nedeniyle düşüncemizi bir daha açıklayalım. GYK üyesi kimi arkadaşlarımızı ayırıyoruz. Muktedir olan kesim, kesinlikle kimi merkezler adına Atatürkçü düşünceyi, bastırmak, kontrol etmek adına ADD yönetimine getirilmişlerdir ve görevlidirler. Yasalara en çok saygısı olması gerekenlerin, yasaları çiğnemeyi göze almalarının sebebi başka ne olabilir. Genel Kurulda 300 sahte oy kullanılması, kimi şube delegelerinin genel kurula alınmayışı, gündemdeki eksiklikler, Gündemde olmayan, genel kurulda görüşülmeyen konuların divan heyetine yazdırılarak karar alınmış gibi tutanak imzalatılması, imza atanların da bunu içlerine sindirebilmeleri ahlakla, hukukla. Atatürkçülükle ne kadar bağdaştırılabilir? Herkesten önce kendisini vatansever, ulusalcı, Atatürkçü sayanların düşünmesi gerekir. Katıksız ve Yeminli Atatürkçülere karşı alınan tutum ve davranışların, şubelerini kapatmanın, üyelikten çıkarılmalarının başka ne gibi sebepleri olabilir. Kimi siyasi beklentileri anlayabiliriz. Ama bu esası oluşturmamaktadır. Sayın Saltık, dikkat etmelisiniz hedefe konulduğunuz ve husumetin size de yöneltildiği anlaşılıyor. Oysa tek başınıza, GYK nın tümünden daha çalışıyorsunuz ve daha fazla hizmetiniz vardır. Suçunuz bu hizmetiniz ve Atatürkçü düşünceye karşı kurulan kumpası anladığınız kadardır. Yani vahim suç işliyorsunuz hem de ADD lehinde tavsiyeler öneriyorsunuz bundan daha büyük suç olabilir mi? Sayın Saltık, yazın bir kenara, bizim yaşadıklarımızı siz de kesinlikle yaşayacaksınız. Sayın Valim ve genel başkan yardımcım, Aydemir Ceylan bey çok iyi niyetlidir. Fakat, bu işlerin iyi niyetle yürümeyeceğini yaşayarak bilenlerdendir. Valiliği sırasında, Ajanlık faaliyeti yürüten yabancıları gözaltına aldırması, Genel merkeze çekilmesine ve emekli oluncaya kadar bir daha görev kendisine Valilik yaptırılmamasına yol açmıştır. Şimdi valime soruyorum, Kendisini görevden uzaklaştıranlar hukuken,TC’ nin yönetiminden ve güvenliğinden sorumlu değillermiydi. Bu kararı alırken ne kadar iyi niyetliydiler? kim adına kendilerini görevinden uzak tuttular? Saygın Ceylan, karşıtlara koz vermemek adına uzlaşma istemektedir. Çok iyi niyet sergilemektedir. Olayı Aile içi bir kavga gibi değerlendirmektedir. Oysa, olayı yaratanlar Atatürkçü düşünce karşıtlarıdır ve Atatürkçü düşünceyi eylemden uzak ve denetim altında tutmak için bu yasa dışı davranışı göstermekte, risk almaktadırlar. Cemil Denk beyefendi, adınızı bazı meselelerde duyuyoruz. Hakkınızda duyumlar dışında yeterli bilgi sahibi değiliz. Duyumlar yanıltıcı olabilir, Ama Özyürek hakkında yazdıklarınıza ve disiplin kurulu kararını savunur tutum aldığınıza bakılırsa bir fikir edinmekteyiz. Özyürek’ e disiplin kurulunun verdiği kararın gerekçesinde iftiradan başka ne var, Sayın Denk, o kararların içeriğini ve hangi süreçlerde hazırlandığını siz biliyormusunuz? Çok ilgili olduğunuza göre, siz de tezgahın içindemisiniz? ADD İsparta şube yönetiminin görevden alınarak, hem ADD ile üyelik bağı olmayan, hem de kendilerine “Said-i Nursi’ nin talebeleri” diyenlerin, ADD İsparta Şube yönetime atanmasını içinize sindiriyormusunuz? Etrafta, laiklikle ilgili yazılar yayınlayan siz, laiklikten ne anlıyorsunuz ve ne kadar laiklikten yanasınız? Kaldı ki, size de sorulmalı, Özyürek ve yönetimi ne olursa olsun, GYK’ nın mahkeme kararına uymamasının gerekçesi olabilir mi? yasalara ve mahkemelere meydan okumak ne demektir, Bu eylem ADD’ yi ne duruma düşürür? Sizce bu yöneticiler kimin emrini uyguluyor, amaçları nedir? İŞİN EN VAHİM YANI, YASALARI AÇIKÇA İHLAL ETTİĞİ DENETİM RAPORUYLA SABİT OLAN, ADD GYK’ nu, AKP NEDEN BÖYLESİNE KORUMAYA ALMIŞTIR. ORTAK YANLARI NEDİR? Saygın Atatürkçü düşünce Sahiplerinin yeniden düşünmeleri dileğiyle…..

  7. İçinde bulunduğumuz aşamada İktidar ve PKK el ele vererek devrim sonucu oluşan Vatanımızı ve Milletimizi 32 küçük prensliğe etnik dilsel, dinsel temelde bölerken ADD genel merkezini baş düşman alıp saldırmak ne zamandan beri Atatürkçülük oldu. Mahmut ve Şurekasını bu duruşu ile Atatürkçü olarak görmek derneğimize verilen en büyük zarardır. Saidi Nursi’ye dindar ya da Şeriatcı, kendini Hz. Muhammed’e eş gören kişi olduğu temelde saldırmak ona verilen en büyük destektir. Ona takılan bir madalyadır. Saidi Nursi bölücüdür.Vatanı Bölerken dini söylemlerde bulunan bir kişidir. Hükumet de öyledir, Bölücüdür. Bölerken dini söylemlerde bulunmaktadır.

  8. Sayın Saltık
    Ne zaman ki, bir şeyleri koruma gerekçesi gerçeklerin konuşulmasına engel oluşturuyor o zaman gericilik, köhnemişlik, teslimiyetçilik korumacılık (!) bataklığında boy göstermeye başlıyor. Bu gün ADD de yaşanan bundan farklı değil. Mahmut Özyürek ve Isparta konusu suyun üstünde görünendir. Oysa suyun altında tartışılmama konuşulmama nedeniyle daha neler var kimse bilmiyor.
    Nelerin olduğu 2012 genel kurul çalışmalarına yönelik hazırladığımız 150 sayfaya yakın değerlendirme ve çözüm önerilerimizi de içeren yazımızda yer aldı.O dönem GYK da yer alan kimi arkadaşlarla onaylamadığımız faaliyet raporu muhalefet şerhimizde de yer verdik bunlara.
    Ancak genel kurulda 3 şey oldu; birincisi oluşan divan ADD delegelerinin bilme, öğrenme haklarını engelleyerek düşünce ve kararlarına ipotek koyan uygulamalarda bulundu. Faaliyet raporuna muhalefet şerhi koyanların konuşmaları engellendi. İkincisi daha önceki dönemlerde birbirleriyle bir araya gelemeyen, ağır eleştirilerde bulunanlar anlaşıp tek liste içinde yer alabildiler. İlk bakışta doğru gibi gelen bu tutum ilkesel bir temelde değil ADD de tek isim tek hakim istemine desteğin yansımasıydı. Üçüncü olarak diğer siyasi yapılarda eleştirilen, genel kurul yetkilerinin tamamının ya da bir kısmının genel başkana devredilmesiydi, o da oldu. Genel başkana üyelikten çıkarma yetkisi verildi.
    Yani her türden gericiliğe karşı verilmesi gereken mücadele, gericiliğin demokratik kitle örgütlerini içten içe teslim alan yöntemlerine boyun eğerek, uygulayarak “anma günleri eylemciliğine” dönüştü.
    Sanıyorum istenen de buydu. Olmaması gerekirdi ama oldu.
    Isparta ve Mahmut Özyürek konusunu da bu süreç ve sonuçtan ayrı düşünmemek gerekir. Aydemir Ceylan valimin dediği gibi süreçteki olumsuzluklarda her iki tarafın payı var. Ama Mahmut Özyürek’in payına kusur işlemek düşüyorsa, gücü ve sorumluluğu elinde tutan Genel Başkan ve GYK üyelerinin payına suç işlemiş olmak düşmektedir. ADD’nin dirliğini, birliğini ve mücadele azmini bozdukları için. ADD’nin kurumsal kimliği ve niteliğini kişi istek ve kuralsızlığına yem ettikleri için.

  9. Eğer bu gün Isparta da bir sorun yaşanıyor ve içinden çıkılmaz bir kördüğüme dönüşmüşse, Genel Merkezi Yanlış bilgilendiren, kişisel kaprislerini ADD’nin önüne koyan, aynı zamanda iyi bir provakatör olan Mehmet PINAR’ın katkısı hiç yadsınamaz. Genel Merkez ve bu provakatör laf kalabalığını bırakıp ŞU SORULARA yanıt vermeliler.
    07. Mart 2014 günü yaptıkları olağan genel kurul’a “Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 3.3.2014 tarih ve 2014/85 E. sayılı kararları ile GENEL KURUL TOPLANTISININ İHTİYATİ TEDBİR YOLU İLE DURDURULMASI” kararı kendilerine kürsüden okunarak, ve yazı ile divan kuruluna teslim ve tebliğ edilmesine karşın, GENEL KURUL HANGİ GEREKÇE İLE DEVAM ETMİŞTİR?.
    ADD NİN HUKUKÇU(!) GENEL BAŞKANI, HUKUKA MEYDAN OKUYORSA, BU HEYETİN BU ÜLKEYE VE ULUSA VERECEĞİ BİR DEĞER KALMIŞMIDIR?
    BU ANLAYIŞLA YÖNETİLEN ADD ŞUBELERİ VE İNANMIŞ KEMALİST ÜYELERİN GÜVENCELERİ KALMIŞMIDIR? ADD Yİ HUKUK DIŞILIĞI, YASA TANIZMAZLIĞI ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMİŞ BİR GLADYO,TARİKAT MI YÖNETMEKTEDİR? BU GÜNE KADAR GÖREVDEN ALINAN ÇOK SAYIDA ŞUBE BAŞKANI VE YÖNETİMİNE GENEL MERKEZ TARAFINDAN DÜZENLENEN TERTİPLERİN, YAPILAN İFTİRA VE KARALAMALARIN HEP AYNI İÇERİKLİ OLMASI BİR RASTLANTIMIDIR?

  10. DEĞERLİ KEMALİSTLER;
    Bir hukuki işlemin “emredici hukuk kurallarına” aykırı düşecek nitelikteki unsurlar taşıması, kurucu unsurlarının tamam olmaması halinde, söz konusu hukuki işlemin mutlak butlanla sakatlanmış olduğundan söz edilir. Yani hukuki işlem kesin olarak geçersizdir. Geçersiz bir hukuki işlemin sonradan düzeltilmesine, geçerli hale getirilmesine de hukuken olanak yoktur.
    Yargı kararları “emredici hukuk kurallarındandır”
    Peki, Hukukçu ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan, bunları bilmekte midir?
    Danıştay Başkan vekilliğinden emekli olduğuna göre bunları kendi adı gibi bilmektedir.
    Peki, 07.03 2014 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Isparta Şubesinin Olağan Genel Kurul toplantısı, Genel Başkan Tansel Çölaşan’ın öncülüğü, denetimi ve yönetiminde yapılmıştır. Bu toplantının “kurucu unsurlarının hiçbirinin olmadığı Mahkeme kararları ile ortaya konmuş ve ÇÖLAŞAN’A ve Divan Kuruluna belgeler tebliğ edilmiştir.
    Buna karşın, Tansel Çölaşan genel kurula devam edilmesini istemiş midir? İstemiştir.
    (NOT: Mahkeme kararları genel kurul salonunda okunduktan ve Divan Kuruluna tebliğ edildikten sonra, ADD üyeleri salonu terk etmiş, Genel Kurul, ADD Genel Başkanı ve GYK üyeleri dâhil, 20 kişi ile sürdürülmüştür ”Toplam üye sayısı=169”)
    ADD Isparta Şubesinin Genel Kurulu sonuçlandırılmış, Yeni Kurullar oluşturulmuştur.
    Yani, Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesin den, Genel Başkan T. Çölaşan’ın gözetim ve denetiminde KEMALİSTLER TASFİYE EDİLMİŞLERDİR.
    Araştırmacı –Yazar Yılmaz DİKBAŞ ne diyordu?
    Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığına getirilen TANSEL ÇÖLAŞAN “Kemalistleri ADD den tasfiye etmekle görevlidir”
    Biz de gerek mahkemelerde, gerekse yazılı açıklamalarımızda “ADD Isparta Şube Başkanı Mahmut ÖZYÜREK, bir tertip ve kumpas sonucu görevinden alınmıştır. Mahmut Özyürek ve arkadaşlarına karşı Türk Medeni Hukuku değil, Silivri Hukuku uygulanmıştır. Buradaki amaç hukuku uygulamak değil, KEMALİSTLERİ TASFİYE ETMEKTİR !” diye binlerce kez yazıp söyledik.
    Tansel ÇÖLAŞAN’IN gözetim ve denetiminde 07.03.2014 günü yapılan ADD Isparta Şubesi Olağan Genel Kurulu “emredici hukuk kurallarına” ne denli uygunsa, ne kadar hukuki ise, Başta Mahmut ÖZYÜREK olmak üzere ADD Isparta şubesinin önceki yönetiminin görevden alınması, tasfiye edilmeleri de o kadar hukukidir.
    ADD Genel merkezince, yalnızca ADD Isparta şubesine tertip ve kumpas kurulmuş da değildir. Tansel ÇÖLAŞAN ve tertipçilerine kim muhalefet etmişse, hangi şube tertiplere, tasfiyeye karşı çıkmışsa, hangi şube KEMALİZMİ ÖDÜNSÜZ SAVUNMUŞ VE EYLEM KOYMUŞSA, orada tertipçiler devreye girmiş, arkadaşlarımız tasfiye edilmişlerdir. (Son günlerde siyaset alanında yaşananlara ne kadar benzeşiyor, bir farkla ki ÇÖLAŞAN bir adım önde)
    Tüm Kemalistlerin bilgisine, saygı ile.

  11. İşin en acı yanı; Saygın arkadaşlarımızla birlikte, 14 yıldır dişimizle, tırnağımızla yücelttiğimiz, Türkiye’nin en aktif, eylem ve söylemleri ile ses getiren ADD Isparta Şubesi; aralık 2012 de Mahmut Özyürek in ve ardından arkadaşlarının Tansel ÇÖLAŞAN ve tertipçilerince görevlerinden alınması ile FİİLEN, 07.03.2014 günü Hukukçu(!) ADD Genel başkanı Tansel Çölaşanın gözetim ve denetiminde yapılan olağan genel kurulla “HUKUKEN” BİTİRİLMİŞTİR…

  12. Sayın Mahmut ÇELİK, olayları içeride yaşayan birisi olarak, gerçekçi açıklamalarınız için teşekkür ederiz. Keşke bu olayları genel kurulda yaşanan oy sahteciliklerini ve daha birçok yasadışı uygulamaları yaşandığı zaman tüm şubelerin duyacağı şekilde açıklasaydınız. Açıklamalarınızda eksik bulduğumuz esas konu, bu zihniyetin kim tarafından örgütlendiği, hangi görev verilerek, hangi beklentileri karşılamaları için yönetime nasıl getirildiği. Mahkeme kararlarını, Yasaları çiğnemeleri ve teftiş raporları tespitlerinin iktidar tarafından neden görmezden gelindiği. Sizce, muktedir olanların AKP ile ilşkileri, AKP tarafından neden korundukları, görevlerinin sınırları nedir ? Ekibin bir elemanı olmadığınız anlaşılmaktadır. Tanık olduğunuz olaylar, uygulamalar, edindiğiniz bilgiler sizi bir sonuca götürebilir. Muktedirlerin, Kökü dışarda ve üyelerini derecelendirilendiren kimi kuruluşlarla ilişkileri sır olmaktan çıkmıştır. Yasa tanımayan bu kimseleri, AKP’nin korumasının gerekçeleri çok önemlidir. Bilgileriniz, ADD şube yöneticileri, üyeleri ve kamuoyumuz için de çok önemlidir. Muktedirlerin kuyruğu olarak, Mahmut Özyürek’ e komplo için İspartaya gidip ters yüz olan, sözüm ona bir GYK üyesinin çırpınışları ve Özyürek’i karalama çabalarının kendisini ne kadar küçültüğünün farkında değil. Tanımadığım, araştırmaya da gerek görmediğim için başka şeyler yazmak istemiyorum. Kimileri beklentileri olduğu, kimileri adamdan sayılmak için, acze düşmüş kimileri de kişiye bağımlılık hastalığına yakalandıkları için bu işlere kalkışırlar. Oysa esas gerekçe, bilgiye dayanma tarzı olmalıdır. “Mahmut Özyürek ve şürekasını” Atatürkçü saymayan, Said-i Nursi’ ye sözde eleştiri yönelten zavallının, Said-i Nursi talebelerinin ADD İsparta şubesi yönetimine genel merkezin ataması kararında acaba imzası varmıdır ? Vatanımızın “32 prensliğe” bölünmesine karşı olduğunu açıklayan, iktidarın PKK ile işbirliğini eleştiren, Said-i Nursinin bölücü olduğunu yazan birinin, AKP nin korumasında ve derecelilerin safında olması, ADD’ yi yasa tanımaz duruma düşürenlerin, maceraya sürükleyenlerin safında olması nasıl açıklanabilir. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve benzerleri de sıkıştıklarında Atatürkçüyüz diyebiliyorlar. Bir zamanlar Doğu Perinçek böylelerine “Klintın Atatürkçüleri” diyordu. bu şartlarda “ADD’ yi baş düşman alıp saldırmak” tan söz eden suç erbabı, siz, ADD tüzel kişiliği ile onu yöneten muktedir “şürekayı” birbirinden ayıramayacak düzeydemisiniz? Siz, iktidar olan gerici zihniyetle, Türkiye Cumhuriyeti devletini aynı mı görüyorsunuz ? Sahi siz, hangi Atatürkçülerdensiniz?

  13. Sevgili dostlar,
    ADD’nin tüzel kişiliği bizler için çok önemlidir. Dolayısıyla yaptığım eleştiriler bu tüzel kişilikle ilgili değildir. ADD Genel Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşların kendilerine çeki-düzen vermeleri gerektiğini değerlendiriyorum. Genel Başkan adeta yalnız olarak çalışmaktadır. Bunun en açık örneğini son küçük kurultayda gördüm. Diğer yönetim kurulu ve yürütme kurulu üyelerini yasal mevzuata ve tüzüğe uygun olarak sorumlu davranmaya davet ediyorum. Eğer tüm görevli organlar etkin ve sorumlu şekilde çalışırsa bu tip konular daha sağlıklı olarak değerlendirilir. ADD’nin tüzel kişiliği herkesin üstündedir. Herşeyin yasal mevzuat ve ADD Tüzüğü’ne uygun olarak yapılması, üyelerin doğru bilgilendirilmesi ve kendisini bu derneğin amacına adamış şahısların korunması çok önemlidir. Mahmut beyin şu ana kadar yazdıklarını ve eylemlerini dikkate aldığımda haksızlığa uğradığını düşünüyorum.

    1. Sayın Dr.Ateş, Sevgili dostumuz,
      Sevgili ADD’liler..

      Bizim yaşadıklarımız da var.. Birçok arkadaşımız çok sıkıntılı.. GYK içinde de böyle.
      Genel bir “dışlama” politikası güdülmekte.
      Tüm yetkiler tek elde toplanarak bilim ve akıl dışı bir yol izleniyor.
      Doğrudan yüzüne, “edeple” yapılan eleştiriler tepkiyle yanıtlanıyor.
      Bir Atatürkçü akıl ve bilim dışına çıkabilir mi?
      Bir Atatürkçü kendisinden yılaaaaaaaar önceden beri hizmet veren ve hala bunu sürdürenlere
      vefasızlık ve saygı kusuru gösterebilir mi??
      *****
      16.12.13 günü Gn. Başkan’ın bizimle ilgili olarak bir iletisi ve yanıtımız aşağıda :

      *****
      RUHSAR h.
      Bu arkadaşın yine derdi ne . Neyi anlatıyor. Ben konuyu bilmediğim için birşey söyleyemiyorum.
      Ama yazıları çıkmıyorsa 1— her yazının çıkmasını bekliyorsa yanlış. 2—- ben çok yazısın ıda görmüyorum. Gelenide zaten meraklı ve konuşmasın diye cemale gönderiyorum. Sıkıldım artık sorunlu kişilerden.
      Ama benim yazısını görmem için ya sen yada pınarın bana göndermesi lazım. Belki Pınar’dan bana gelmiyordur. Pınarı takip etsin bana gönderilmişmi diye. Onun sorunu.
      Bu arkadaşı lütfen uyar. Takıntılarından kurtulsun. Burada hiçbirimiz onun düşmanı değiliz. Herkez 10 işi birlikte yapıyor. Özel sekretaryada yok.. Benimde birçok işim zamanında ve gerektiği gibi yapılmıyor. Kimseyi suçlamak aklımdan geçmiyor. Örnek; sen yazılar istiyorsun hangisi hemen geliyor, yada hiç gelmeyenlere ne yapabiliyorsun? Hepimiz işimizi özveri ile ve onu, bunu suçlamadan yapmaya çalışıyoruz. Habire suçlu aramasın ve beni hedef göstermekten vazgeçsin. Bende web için çalışacak hazır bir ekip isterim varmı? Varda ben mi oluşturmadım. Ama olabilecek bir ekipte kusura bakmasın bu bey benim adayım olmaz.
      Her iki üç ayda bir bu beyin takıntılarını dinlemekten sıkıldım. Neyse derdi sen hallet ruhsarcığım. Öpüyorum. TCOLASAN.

      iPad’imden gönderildi

      (Not : İletiye hiç dokunulmamıştır. Yazım hataları bize ait değildir. A. Saltık)
      *****
      Biz de şöyle yanıtladık :

      Saygıdeğer
      Dava Arkadaşlarım, Hocalarım..

      Türkiye’nin hali ortada..
      Geçmişte biz de ADD’de uzuuuun yıllar görev aldık, Genel Başkan Yardımcılığı ve epey süre
      Genel Başkan Vekilliği yaptık.. Halden anlarız..
      Biz kimseyi yersiz gereksiz meşgul etmek ve üzmek istemeyiz..
      Aile ve Devlet terbiyemiz de kişilere ve kurumlara saygımızı zorunlu kılar.
      Ancak ADD webinin işleyişini bir türlü yoluna koyamadık.
      Örn. hala Ekim – Kasım ayından haberler var sitede..
      Asla günceli yakalayamıyor.. Geride kalıyor..
      ….
      Bu sorunu MUT – LA – KA çözmek zorundayız.
      ADD’nin vitrini orası ve kamuoyu oluşturmak gibi yaşamsal bir işlevi var.
      Sayın Genel Başkan sitede yazılar için TEK SEÇİCİ olmada ısrar ettiği için sorun çözülemiyor.
      Biz bu gerekçe ile, kezlerce ricamız ve önerilerimiz dikkate alınmadığından
      bizzat Tansel hanımın çağrısıyla yer aldığımız YAZI KURULUNDAN çekildik.
      BDK’na da kerhen devam ediyoruz..
      Tansel hanım bu eleştirilerimize çok kızıyor.. arkasından çekiştirdiğimizi söylüyor..
      Oysa hep apaçık ve yüzüne yazıp söylüyoruz.. Kendisiyle hiçbir kişisel sorunumuz yok.
      Bu süreçte yazılarımız da her ne oluyorsa siteye konmuyor ya da çoooook azı konuyor..
      Son olarak NECİP HABLEMİTOĞLU ile ilgili yazımızı gönderdik ve sayın GYK – BDK üyelerinin
      bilgisine 2 iletimizi sunduk. Bu 2 ileti metni ektedir.
      Bu iletilerdeki saygılı, sorumlu üslubumuz tarafınızdan görülecektir.
      Ancak Sayın Genel Başkan Tansel Çölaşan hanımefendinin bizi muhatap almadan,
      Sayın Prof. Ruhsar Yanmaz üzerinden bize iletisini Sn. Yanmaz ulaştırdı :

      Sn. Çölaşan’ın bu iletisini bir ibret belgesi olarak sizinle paylaşmak istiyoruz :

      17 Ara 2013 tarihinde 15:41 saatinde, Ahmet Saltik şunları yazdı:

      **********
      Sorunlar çözülmedi..

      Bizim yazılarımıza, konferans, panel- TV programları duyurularımıza ambargo var.

      Oysa BDK üyelerinin bu tür etkinliklerine webde yer verilmesi için ilke kararı da var.
      Ulusal ölçekteki kanallarda TV programlarımız bile görmezden gelerek,
      birkaç kez ve erkenden duyuruyu yollamamıza karşın konmuyor..

      Çanakkale ADD’nin 18 Mart panel duyrusu da tüm ısrarımıza karşın konmadı.

      Çok ama çok ayıpılyorum bu davranışı.. Çok ama çok ilkel buluyorum.
      Genel başkan başta olmak üzere hiç kimse ADD’yi böyle uygulamalarla yönetemez.
      Haydi Gn. Başkan bu yönde talimatlar veriyor diyelim; uygulayan seçilmiş GYK üyelerine ne demeli?

      Bir kez daha uyaralım ve dileyelim, bu çok ama çok yanlış, apaçık ADD Tüzüğüne aykırı uygulamalara
      derhal son verilsin.. ADD en küçük hukuk dışı iş yapmasın..

      Sevgi ve saygı ile.
      21 Mart 2014, Ankara

      Dr. Ahmet SALTIK
      http://www.ahmetsaltik.net

  14. T. Çölaşan’ın dolaylı yanıtı, Atatürkçü Düşünce Derneğini toplumun ortak değeri, Kemalist Düşün sisteminin beyni, toplumsal ve ortak aklın yönetim yeri olmaktan çıkarıp, kişisel hırsların aracı, birkaç kişinin gönül doygunluğuna erişmesi amaçlı kullanıldığının göstergesidir.
    Tansel Çölaşan kuşku yok ki kendi ölçeğinde zeki birisidir. Ancak tek başına “zekâ” dünyayı, olay ve olguları doğru anlamaya yeterli gelmediği yaşamın deneyimleri ile kanıtlanmıştır. Kemalist düşün sisteminin temel kavramlarının gerçekliğinden koparılmış, duyum ile elde edilmiş kavramlar arasında gelişigüzel ilişkiler kurarak ne dünyadaki, ne de ülkemizdeki olgu ve olayları kavramak olanaksızdır.
    Sanırım ADD de olup biten de budur. Bu durumun sosyolojik ve psikolojik açıklaması alanımızın dışındadır. Ancak kişinin “hiç eleştirilmemek, hep övgü sözler duymak, önemsenmek, her hareketinin alkışlanması beklentisi” içinde olmasının bir adı vardır sanırım.
    İşin en üzücü yanı, Isparta şube başkanının ve yönetiminin görevden alınması, ya da Sayın Saltık’ın bilimsel içeriğinden çok şey öğreneceğimiz yazılarının yayınlanıp yayınlanmaması değil, kan bedeli kurulan ADD’NİN içten ve dıştan, bilinçli olduğunu sandığım bir çürütme ve çökertme saldırısı ile karşı karşıya olmasıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir