Rıfat Serdaroğlu – MAYA / HAYÂ

MAYA / HAYÂ

portresiRıfat Serdaroğlu

Bozuk olunca maya, ne ar tanır ne de hayâ.
Türkiyeli Delikanlı çocukken, komşu kızına küfreder. Komşusu, babasına şikâyet eder. Babası, Türkiyeli Delikanlıyı yakaladığı gibi, boğazına (yanlış okumadınız, boğazına) ip geçirir ve oğlunu tavana asar.

 

O sırada evde bulunan dayısı, son anda yetişir ve Türkiyeliyi kurtarır!
O günden sonra, babası her akşam eve geldiğinde Türkiyeli babasını,
ayakkabısını (yanlış okumadınız, ayakkabısını) öperek karşılar.
(Bakınız Ergun Poyraz’ın Kitapları)

“Baba Sevgisi” yerine “Baba Korkusu” ile büyümüş,
gençliğini yaşayamamış,
Belediye Başkanı oluncaya dek sürekli yardımla, destekle geçinebilmiş
birinin eline Türkiye’nin en büyük gücü verilince ne yapacağını zannediyordunuz?

Elbette ki, mayasının gereğini yapacaktı. Babasından gördüğünü kendi çocuklarına uygulayacaktı. Nitekim uyguladı da. Yaşamında bir tek helal kuruş kazanmamış,
tek kuruş vergi ödememiş bir çocuk, milyonlarca avro-dolar para ile oynamaya,
avanta istemeye, peşin para ile 4 tane ada satın almaya dek işlerini ilerletmiş!

Türkiyeli Delikanlı, ortaya çıkan tüm ses bantlarını, görüntülerini yadsımak için çabalıyor. Kendisine niçin inanalım?
Bir kez yalanını yakaladığın birisinin, bin kez doğrusunu sorgularsın.
Türkiyelinin söylediği yalanları alt alta yazsak, ansiklopedi olur.

Tüm bu kasetler için montaj ve dublaj, diyor!

Temel İstanbul’a gelir, pavyonda eğlenirken kadın yüzünden çıkan kavga sonucu
birini öldürür. Memlekete kaçar. Fakat polis yakalar ve Yargıcın karşısına çıkarır.
Yargıç sorar; anlat bakalım olay nasıl oldu?”

Temel; Haçan ben Rize’den yola çıktım, bir yağmur, bir yağmur, derken Yargıç
sözünü keser ve oğlum, bırak Rize’deki yağmuru, İstanbul’a gel, der.

Temel; Trabzon’a yaklaşırken yağmur yeniden başlamaz mı, bir ıslandık, bir ıslandık.
Yargıç; Benim asabımı bozma, sana İstanbul’a gel dedim, diye bağırır.

Temel; Ya, ben İstanbul’a geleyim de beni asasın, değil mi?

Madem montaj, madem dublaj yapılacak iş belli be delikanlı!

  • Ver ses kaydını TÜBİTAK’a, TİB (Türkiye İletişim Başkanlığı) de,
    o saatlerde senin telefonundan kimlerle görüştüğünü ve konuşma sürelerini açıklasın ve gerçek ortaya çıksın.
  • Ama yapamazsın, çünkü konuşmaların gerçek olduğunu,
    bu konuşmaları yayınlayanların elinde bu belgelerin asıllarının olduğunu, üstelik görüntülerin bulunduğunu biliyorsun.

Temel’in İstanbul’a gitmek istememesiyle, senin gerçeklerden kaçmaya çalışman
aynı şey. Ama gerçeklerden kaçılmaz be delikanlı. Nereye kaçarsan kaç,
sonunda gideceğin yer, yukarıdaki Yargıcın karşısıdır.

Masak / Pasak

MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu), tutuklu Komutanların malvarlıklarıyla ilgili olarak mahkemeye bir rapor sunmuştu. Rapor yanlışlıklarla dolu idi.
Örneğin 163 numaralı dairede oturan bir Komutan için “163 adet dairesi var”
diye yazılmıştı. Devletin bir kurumu insanların şerefleriyle oynuyordu.
Bu konuda, gazetede çıkan haberler üzerine “Masak mı- Pasak mı” diye
bir yazı yazmıştım. MASAK; benim ve aynı konuda yazan Sayın Emin Çölaşan hakkında şikâyetçi olup dava açtırmıştı.

Değerli Okurlar;

Türkiye’de günlük “Nakit İşlem Limiti” 8 Bin TL’dir. Bu miktarın üstündeki tüm işlemler MASAK radarına “Kayıt Dışı” para olarak girer. Hele bu rakamlar, “4,5 Milyon $ –
30 Milyon € 630 Milyon $” gibi rakamlara ulaşıyorsa, MASAK soruşturma açmak zorundadır. Açmazsa MASAK yetkilileri suç işlemiş olurlar.

17 Aralık’tan (2013) bu yana, ortaya çıkan ses kayıtlarında, birçok işadamının adı geçiyor. “Havuza 100 Milyon $ verdim – Başbakan ağzıma s..tı ben de 100 Milyon $ verdim – Evdekileri sıfırlayamadık; 30 Milyon € daha var” gibi tümceleri
hepimiz işitmedik mi?

Peki, bunlardan bir tanesi olsun, “Ben para vermedim, rüşvetle işim olmaz,
benim yasadışı işim olmaz, davacıyım” diyebildi mi?

MASAK denen devlet kurumu, bu yasadışı para trafiği için dava açtı mı?
Duyan, gören var mı?

Eyy MASAK;

Bakan çocuklarına sordunuz mu;

  • “Bu milyonlarca dövizin kaynağı nedir?”

Banka Genel Müdürüne sordunuz mu; “Evindeki milyonlarca € nereden geldi?”

Başbakan’a sordunuz mu; “Siz bu paraların “Bağış” olduğunu nasıl bildiniz?”

Sordunuz mu, “siz Türkiye’deki günlük nakit işlem sınırının 8 Bin TL olduğunu
bilmiyor musunuz?”

Bu ülkede yasalar Başbakan’a, oğullarına, kızlarına ve sülalesine işlemez mi?

Sormadıysanız sorun bakalım, siz gerçekten MASAK mısınız, yoksa PASAK mısınız?

Not; Cumhuriyet Savcıları;

Bu kirli para trafiği sizleri ilgilendirmiyor değil mi? Yoksa bu milyon-milyon dolarlar, avrolar da sahipleri gibi dokunulmazlık kapsamında mı?

Not; Her biri namus timsali AK Bakanların Uyanık Bebişleri çıkmışlar!
Nereye çıkmışlar? İnsan içine mi? Yok canım, sıkar o biraz…

Türkiyeli, senin adaletini sevsinler iyi mi?

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir