Soygun Nasıl Yapılır?

Soygun Nasıl Yapılır?

Lütfü Kırayoğlu 

Kimse heyecanlanmasın; Soygun yapmayı öğretecek değilim.
Amacım nasıl soyulduğumuzu anlatmak.

17 Aralık (2013) sonrası ortaya çıkan büyük rüşvet ve yolsuzluk rezaletinde,
kamunun milyonlarca dolarlarının nasıl çalındığının bir örneği ortaya çıktı.
Bunun hesabı mutlaka sorulacak. Ama bir de hiç farkında olmadan her gün, çalınan
ve çalınmaya devam eden lira, hatta kuruş düzeyinde paraların toplam değerini hesapladığımızda ortaya muazzam bir soygun çıkıyor.. Yakın zamanda bir polisiye filmde izlemiştim. Soygunu yapanlar arasında şöyle bir diyalog geçiyordu:

  • “Bir kişinin hesabından 10 milyon $ çalarsan herkes peşine düşer.
    Ancak 10 milyon kişinin hesabından 1’er $ çalarsan hiç kimse
    peşine düşmez.”

Yolsuzluk soruşturmaları sırasında ortaya dökülen yasal telefon dinleme kayıtlarında en büyük rezalet AKP korumasındaki iş adamı
Mehmet Cengiz’in sözleri
yle ortalığa döküldü. Sabah-ATV gurubunun
satın alınmasıyla ilgili oluşturulan havuza para sağlamak için yapılan konuşmalarda Cengiz, hiç sıkılmadan

  • “Milletin …na koyacağız” diyebiliyordu.

Mehmet Cengiz’in yaptığı terbiyesizlik ne yazık ki, yalnızca küfür aşamasında kalmadı. Eyleme dönüştü. Yıllardır süren bir soygun düzeni ile bu ve benzeri iş (?) adamları tarafından soyulmaya devam ediliyoruz.

Millete küfreden işadamının şirketi ilk büyük vurgunu Seydişehir Alüminyum tesislerinin özelleştirmesinde yapmıştı. 2005 yılında yapılan özelleştirme ile Seydişehir Alüminyum tesisleri 305 milyon $ karşılığında
Ce-Ka adlı Cengizlerin liderliğindeki guruba verildi. Bu tarihte Alüminyum tesislerinin yıllık net kârı 26,5 milyon $ idi. Ancak özelleştirmede bir hile yapılarak, şartnamede olmadığı halde Oymapınar Hidroelektrik Santralı da
bu guruba bağışlandı!

Türkiye’nin en harika barajı olarak nitelenen Oymapınar, 540 MW
kurulu gücünde ve yıllık üretimi 1,6-2,6 milyar kWh arasında değişiyordu. En ucuz toptan elektrik satış fiyatı 15 kuruş/kW üzerinden yıllık kazancı 320 milyon lira dolayında idi. Özelleştirmenin yapıldığı 9 yıldan bu yana buradaki vurgun yaklaşık 3 milyar liradır…

Elektriğin karaborsa satıldığı puant saatlerindeki fahiş fiyatlar bu hesaba dahil değil. Bir de üretilen elektriğin kendi tesislerinde Alüminyum üretiminde kullanıldığını ve bu nedenle rakiplerine karşı sağladığı avantajı da düşünün.

Bu özelleştirme Danıştay tarafından önce durduruldu. Sonra iptal edildi. Ancak yargı kararları uygulanmadığı gibi, 2011 seçimleri öncesi AKP iktidarı bir kararname ile Hükümete yargı kararlarını gerekli gördüğü hallerde uygulamamak gibi bir yetki verdi. O tarihten bu yana vurgunlar pervasızca sürdürülüyor.

Esas büyük vurgun ise elektrik dağıtım ihalelerinden sonra faturalardaki küçük tutarlarla milyonlarca insanın her ay soyulmasına yol açıyor.

Ülkemizde 33 milyon dolayında elektrik abonesi var. Şehirlerde oturanlar her ay, kırsal kesimdekiler 2 ayda bir fatura ödüyor. Karmaşık faturalama yöntemi ile her ay abonelerden fazladan alınacak 1 TL ile 12 ay boyunca 33 milyon aboneden 400 milyon TL gibi muazzam bir tahsilat yapmak olası.

Dağıtım ihalelerinde aynı Cengizler gurubunun ne denli pay kaptığı ise biliniyor. Geçmiş yıllarda yalnızca sayaç değişimi ile toptan fiyatı 15 TL dolayında olan bir sayacın 50-60 TL gibi fiyatlarla ve zorla nasıl değiştirildiğini ve milyonlarca vatandaşın soyulduğunu hep birlikte yaşadık.

Yine son günlerde faturaların son ödeme tarihleri ile oynanarak çalışanların maaş gününden önceye denk getirilmesi ve otomatik ödeme talimatlarının işlevsiz bırakılması ile 19,90 TL gibi açma-kapama bedellerinin vatandaştan alınması,
üstelik bu işlemin elektrik kesilmeden yapılması nasıl bir soygun düzenidir?

İletim bedelleri, dağıtım bedelleri, sayaç okuma bedelleri, tüketim vergisi,
verginin vergisi gibi karmaşık yöntemlerle vatandaş nasıl soyulduğunu bile
fark etmiyor.

Böylelikle çok küçük paralar milyonlarca vatandaşın cebinden alınıp
AKP zenginlerinin cebine aktarılıyor. Bu durumda AKP iktidarının
elde tutmak istediği Sabah-ATV gurubu için adam başı 100 milyon $ ödemek, bu iş adamlarına dokunmuyor bile..

Amerikan sinemasının senaryo yazarları Türkiye’deki soygun düzenini yeterince incelemediği için soygun konusunda geride kalıyor.

AKP destekli iş adamları Millete ettikleri küfürleri söylemden eyleme dönüştürdüler; ne yazık ki halkın olan bitenden pek haberi yok.…

Yatağan – Yeniköy ve Kemerköy işçileri aslında
özelleştirme adı altında yürütülen bu soyguna karşı direniyorlar..

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir