Alo Fatih : Alo Fatih


Alo Fatih

Yilmaz_Ozdil_portresi_kravatli

 

Yılmaz Özdil

 

 

 

iPhone çağından önce, bırak interneti, televizyonun bile olmadığı dönemde, kodaman kelimesinin sözlük anlamıydı Rockefeller… Çaresiz garibanlar gökdelenlerden aşağı atlarken (AS: Büyük 1929 Ekonomik bunalımı), kişisel serveti 189 milyar dolarcıktı, evrenin en zengin adamıydı.
(AS : Bu rakam olanaksız; günümüzün en zenginin bile serveti 70 milyar $ dolayında!)

e-gazeteleri oku oku, morali bozuluyor, tansiyonu çıkıyordu. 98 yaşında olmasına karşın -doksan sekiz- dünyaya kazık çakmaya niyeti vardı, paracıklarının başına bi şey gelecek diye endişe ediyor, bunalıma giriyordu.

Etrafında pervane olan dalkavuklar, basın tarihinde görülmemiş bi yalakalık icat etti: Pembe Gazete!

Tek örnek basılıyordu. İmparatorluğunu hasta yatağından yöneten Rockefeller’ın kahvaltı tepsisine bırakılıyordu. İçinde tek kelime olumsuz haber barındırmıyordu.
Güllük gülistanlıktı.

Memleketin ne denli şahane gittiğini, ekonominin habire büyüdüğünü, borsanın füze gibi yükseldiğini, fakirliğin-fukaralığın bittiğini, işsizliğin yok denecek denli azaldığını yazıyordu.

Ekonomi sayfalarının manşetlerinde, Rockefeller’ın sahibi olduğu kuyulardan
petrol fışkırdığı, rakip şirketlerin sondajlarından hep tuzlu su çıktığı, vatandaşların
öbür bankalardaki hesaplarını kapatıp, bütün mevduatlarını Rockefeller’ın bankalarına yatırdıkları anlatılıyordu. Siyaset sayfalarında, kamuoyu anketleri yayınlanıyordu, Rockefeller’ın desteklediği Cumhuriyetçi Parti silip süpürüyor, Demokrat Parti ayvayı yiyordu. Spor sayfalarında, Rockefeller’ın taraftarı olduğu beyzbol takımı, rakiplerini sürekli hezimete uğratırken… Kültür sanat sayfalarında, Rockefeller’ın en sevdiği sanatçılar kapalı gişe oynuyor, salonları hıncahınç dolduruyor, ne denli ödül varsa,
onlar topluyordu.

Yıldız fallarında ise, Rockefeller’ın burcu, üç vakte dek değil, her vakit sağlık, afiyet, başarı vaat ediyordu.

Köşe yazarları desen… Parayı bastıranın zevkine göre kalem oynatan,
yalamaktan dillerinde pütür kalmamış duayenlerden (!) seçilmişti. Satırlarından
vıcık vıcık yağ damlıyordu. Hayallere gerçekmiş gibi yorumlar yazıyor,
yalan haberlere ballandıra ballandıra makaleler döşeniyorlardı.

*
Demem o ki…
Sarı basın kartı folofoş oldu.
Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğümüz “pembe” basın kartı versin artık gazetecilere.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir