Rifat Serdaroğlu : ÇOK KOMİKSİN ERDOĞAN

 

ÇOK KOMİKSİN ERDOĞAN

portresi_gulen

Rifat Serdaroğlu 

 

 

 

Başbakan Erdoğan çok zorda.

Partisini, içine girdiği yolsuzluk-hırsızlık-rüşvet batağından çıkarmak için çırpınıyor, çırpındıkça daha da batıyor.

Ne, söyledikleri tutarlı ne de, savunma tezleri sağlam.
İlkokul mezunu birine, al bu davayı sen savun deseniz, inanın kendisine daha az
zarar verir, bu denli komik duruma düşmez, hiç olmazsa bilmediğini konuşmaz ve
kendi kendini rezil etmezdi.

*Sen adamını Belediyede, TOKİ Genel Müdürlüğünde, Bakanlıkta yanında çanta gibi taşı, adamını yanından ayırma ve yıllarca bu adamını her yerde methet, göklere çıkar; sonra da Bakanın oğlu yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alınsın, 20 yıllık adamından
salt kendini kurtarmak için hem istifasını iste hem de koskoca Bakanın okuma-yazması yokmuş gibi önüne bir yazılı açıklama koy.

Fakat adamın televizyon canlı yayınında;

  • “Ben ne yaptıysam Başbakan emrettiği için yaptım.
    Esas istifa etmesi gereken Erdoğan’dır.
    desin.

Sen de tüm bunlar yaşanmamış gibi;

“Yetişin dostlar, paralel yapı tuzak kuruyor, beni kandırdılar” diye feryat et!

*Sen adamı Mardin’den al, aynı zamanda Belediye Başkanlığını da fiilen yaptığın İstanbul’a Vali yap. Sonra adamı, başarılarından dolayı, yeni kurulan “Kamu Güvenliği Müsteşarlığının” başına koy.

Daha sonra adamı önce Milletvekili, daha sonra İçişleri Bakanı yap, ülkenin güvenliğini adamına teslim et. Sonra Bakanın çocuğu aylık kirası 60 Bin TL olan Gökkafesteki evinde, 7 tane kasa ve milyon dolarlarla yakalansın.

Sen de tüm bunlar yaşanmamış gibi;

“Yetişin dostlar, paralel yapı tuzak kuruyor, beni kandırdılar”
diye feryat et!

*Bilal Erdoğan, senden aldığı harçlıkla geçinen bir garip oğlan idi. Fedakâr oğlan “düğündeki takılarını” bile senin servetinin denk getirilmesi için vermişti.
Ne olduysa, aniden gariban Bilal oğlanın kanı bitleniverdi. Gazetelerde,
Bilal oğlanı törenle karşılayan Valiler ile yan yana poz-poz resimleri çıkıyordu. Belediyeler ve özel idareler Bilal oğlanın vakıflarına bedavadan arsa vermek için sıraya girdiler. Biri hızını alamadı ve Bilal oğlanın hesabına 100 Milyon Dolar
(YÜZ MİLYON DOLAR) yatırdı. Kılıçdaroğlu, banka hesap numarasını vererek sordu;

“Bu para ne iş, anlat bakalım?”

Sen de tüm bunlar yaşanmamış gibi;

“Yetişin dostlar, paralel yapı tuzak kuruyor, beni kandırdılar” diye feryat et!

Eyy Erdoğan;

Sen ki Türkiye’nin, Kafkasların, Ortadoğu’nun, Balkanların, Mağrip’ten Maşrip’e dek olan yerlerin EŞBAŞKANI olan dev bir devlet adamısın.
Obama da, Putin de, Cübbeli Hoca da senin yanında kara-kuru Karamürsel sepeti gibi kalırlar.
Eyyytt, diye bağırıp ayağını yere vurduğunda dağlar titrer,
tüm Müslümanlar sana secde eder.

Sakın ola ki,

  • “Beni kandırdılar, beni aldattılar, bunun adı dostmodern bir darbedir,
    ne istedilerse verdim yine yaranamadım.”

gibi acizlikler yapma. Kendini küçültme, zekândan bizleri şüpheye düşürme
civanım delikanlım!

Sonra bir çarıklı erkân-ı harp çıkar da şu soruyu sorarsa ne diyeceksin?

“Ülen Tayyip, T.C. Başbakanlık koltuğunda 12 yıldır sen mi oturuyon yoksa
bizim Hacı İbraham’ın Hafız oğlu mu oturuyor? Hele bi deyive baken.
Tayyip sen tüm milleti kandırmış adamsın. Bunlar seni kandırabilirler mi? Kandırırken şeker mi verdi sana, elini öpüp Hocaefendi dediğin Bağ-Kur emeklisi!..”

Sen bütün bunları boş ver Tayyipçiğim. Al yanına “Mahşerin dört atlısını”
yani Egemen – Muammer – Zafer – Erdoğan’ı ve düş yollara.
Sen şarkını söyle, dört namus timsali adamın da ara nağmeyi yapsınlar;

Beraber yürüdük biz bu yollarda, (Bunu sen söylüyorsun)
Paralel paralel, hop paralelli, (Bunu aziz ve necip 4 eski Bakan söylüyor)

Beraber ıslandık, yağan yağmurda, (Sen söylüyorsun, ama Bülent Abin de
bağırarak ağlıyor)
Paralel, paralel hop paralelli, (Beyazlar giyinmiş, 4 Ak Bakan söylüyor)

Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey yeşili hatırlatıyor.
(Sen söylüyorsun, Emine Hanım da Bülent Abin gibi yüksek sesle ve hıçkırarak ağlıyor)

Taralel, taralel, hop taralelli… (Ak Bakanlar, hem söylüyorlar hem de sol elleri bellerinde, sağ ellerini açıp başlarının yanında yelpaze gibi sallayıp, Tayyip Bey’in etrafında sekerek dönüyorlar…)

Amerika’nın Sesi, Hocaefendinin Nefesi adlı televizyon yayını keserek
“Flaş-flaş-flaş” logosuyla şu haberi verdi :

“Sayın seyirciler, Ortaçağ’dan kalma bir virüsün koskoca bir ülkeyi nasıl çıldırttığını seyretmektesiniz. Bu virüsün girdiği bedenlerde ar damarı çatlıyor ve utanma duygusu kayboluyor. İnsanlığı bu virüsten korumanın çaresi

Mustafa Kemal’in “NUTUK” adlı eserinde bulunuyor.

Araştırıyoruz…”

Sağlık ve başarı dileklerimle.
11 Şubat 2014

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir