Jandarma Genel Müdürlüğü imiş?

 

Jandarma Genel Müdürlüğü imiş?

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=29081, 13.13.12

Jandarma Genel Komutanlığı’nı Jandarma Genel Müdürlüğü’ne dönüştürmek için AKP Hükümeti çalışmalarını sürdürüyormuş.

Düşman ordularından çok kendi ordusundan korkan bir hükümetin TSK’ya karşı 2007’den bu yana içinde bulunduğu eylemleri

  • “Ülkesinde Kuşatılan Ordu: Türk Silahlı Kuvvetleri” 

adlı son kitabımda ele aldım. AKP Hükümetinin TSK’ya karşı düşmanlığı ve derinden duyduğu korku o derecede seyrediyor ki, atılan adımlar Türkiye’nin ve Türk Milletinin güvenliğini ağır bir tehdit altına atıyor.
Deniz Kuvvetlerimize karşı sürdürülen operasyonlar sonucunda artık,
gemileri olan, ancak amiral sınıfı tasfiye edilmiş bir deniz kuvvetlerimiz var. Yani gücünden güç yitirmiş durumda.

AKP Hükümeti bir süreden bu yana nasıl polisi AK-Polis haline getirdi ise şimdi jandarmayı da TSK bünyesinden koparıp AK-Jandarma haline dönüştürmeyi hedefliyor. Ancak şurası iyi bilinmelidir ki, Orta Doğu önümüzdeki dönemde daha sakin olmayacak aksine daha büyük karışıklılklara gebe. Önümüzdeki dönemden kastım da gelecek 20 yıl. Bu süreçte Orta Doğu’da yeni devletler kurulurken birçok devlet parçalanacak veya yok olacak. Amerikalı uzmanlar bu sayının 14’e kadar çıkacağını öngörüyor ve/veya arzu ediyorlar.
Bu süreçte Orta Doğu’da melez savaşlar denilen konvansiyonel savaşlar ile gerilla savaşlarının karışımı savaşlar gerçekleşecektir. Bugün Suriye’de yaşanan iç savaş böyle bir melez savaşın prototiplerinden birisidir.

Orta Doğu’nun Balkanlaşması adını verdiğim bu sürecin Türkiye üzerinde büyük bir basınç oluşturacağı ortadadır.
PKK belasını halledememiş ve atılan yanlış adımlar ile PKK’yı tarihinin en güçlü düzeyine ulaştırmış olan AKP Hükümeti, PKK ile sürdürülen müzakere sürecinin iyi gitmemesi durumunu da göz önünde tutmak zorundadır.

  • Devlet yönetimi, beklenmeyeni beklemek demektir. Gezi Olayları gibi.
    Bu olaylar sırasında Başbakanlık binasının jandarma koruması altına alındığı hatırlanmalıdır.

Jandarma Genel Komutanlığı, gerilla savaşı ve melez savaş konusunda Türkiye’nin elindeki yetişmiş en iyi, deneyimli ve mobil birliklere sahiptir.
Bu benim değil, Kara Kuvvetleri’ni eleştiren Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner’in kapalı toplantıda yaptığı konuşmada açıkladığı husustur.

Türkiye ve Orta Doğu bölgesi önümüzdeki 20 yılda büyük bir jeopolitik kırılma ve sosyal kaosa sürüklenirken, PKK ile ne yaşanacağı belirsizliğini korurken, Jandarma Genel Komutanlığı üzerinde ameliyat yapmak, büyük bir yanlıştır. Jandarma Genel Komutanlığı’nda yapılacak iki şey,
Genel Komutanın Jandarma içinden çıkmasını sağlamak ve 1980 öncesinde olduğu gibi sicil açısından valilere bağlamak ile sınırlı olmalıdır.

Jandarma savaşan birliktir.. Jandarma deyince aklınıza trafik polisi gelmemelidir. Savaşan birliğin üstelik büyük birliklerin komutanlarını
Polis Akademisi’nden mezun edemezsiniz. Zorunlu olarak Harp Okulu’ndan mezun olurlar ve subay olma zorunlulukları vardır. Jandarmanın elbisesi ile uğraşmak mavi olsun, kırmızı olsun diye vakit geçirmek, bunca şehit vermiş
bir kuruluşa saygısızlık olduğu gibi, yaşanan koşullarda büyük bir ciddiyetsizlik örneğidir. Türkiye Belçika mıdır ki, başka konu kalmamış gibi jandarmanın elbisesinin rengi konuşulmaktadır. Konuşulacak ise jandarmanın morali
ve ekonomik durumunun düzeltilmesi konuşulmalıdır.

Son olarak söylenecek husus; Jandarma Genel Komutanlığı’nın Türkiye’nin elindeki en büyük güçlerden birisi olduğu ve AKP Hükümeti dahil hiçbir hükümetin kısa erimli (vadeli) ideolojik hesaplar ile bu güçten vazgeçemeyeceğidir.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Jandarma Genel Müdürlüğü imiş?” için bir yorum

  1. “ÜÇ JANDARMA BİR KARAKOL / YUMURTASI TAVUĞU BOL / NE OKUL VAR NE DÜZGÜN YOL / EYVAH KÖYÜM DERTLİ KÖYÜM” (Aşık Mahzuni Şerif)

    Jandarma dünyanın her yerinde kır polisi, dağ polisi, orman polisi, akarsu ve göl polisi, köy ve kasaba polisi olarak sivildir… Türkiye’de Jandarmanın asker olması da Eşit Vatandaşlık İlkesi’nin kabul edilmemesi gibi bir yanlıştır.

    Turgut Özal gibi bu yanlışın farkına varan devlet büyüklerimiz ise; bu konudaki cehalet ve körü körüne bağlılık karşısında geri atmak zorunda kalmışlar… Çoğu büyüğümüz ise; “deveye neden boynun eğri diye sormuşlar!.. Deve, nerem doğru ki boynum doğru olsun, demiş… ” denilen kıssasını hatırlamış ve hiçbir yanlışın düzeltilmesini istememiş.

    Jandarmanın asker olmasının yanlışlığı, PKK’nın ortaya çıkmasına kadar pek belli olmamış ve 1984 kadar dikkatlerden kaçmıştır… Aşık Mahzuni Şerif’in dediği gibi; “üç jandarma bir karakol / Yumurtası tavuğu bol ” düzeni tıkır tıkır işlemiş ve Turgut Özal gibi ileri görüşlü birkaç kişiden başka; şehirlerin dışında, daha iyi bir emniyet sistemini düşünen kimse olmamıştır.

    Ama 1984’te başlayan terör; “üç jandarma bir karakol / Yumurtası tavuğu bol” düzeninin ne kadar yetersiz olduğunu ortaya çıkarmışsa da; jandarmanın kır polisi, dağ polisi, orman polisi, akarsu ve göl polisi, köy ve kasaba polisi olarak sivilleştirilmesi gene de ciddi olarak düşünülmemiş ve İÇ DÜŞMAN SAFSATASIYLA, mevcut sistem olduğundan daha kötü duruma sokulmuş; Süleyman Demirel’in deyimiyle “rutin dışına,” hatta Kanun ve Anayasa dışına çıkılmıştır.

    Evet… Jandarmanın sivilleşmesi Cumhuriyet ve Demokrasi’nin zorunlu gereğidir… İç Düşman Safsatasının terk edilerek, “EŞİT VATANDAŞLIK İLKESİ”NİN kabul edilmesi ve Eşit Vatandaşlık İlkesi doğrultusunda JANDARMA SINIFININ KALDIRILMASI, Ordunun CUMHURİYET ORDUSU OLARAK GELİŞTİRİLMESİ ve gene Eşit Vatandaşlık İlkesi doğrultusunda jandarmanın kır polisi, dağ polisi, orman polisi, akarsu ve göl polisi, köy ve kasaba polisi halinde yeniden kurulması gerekmektedir.

    Jandarmanın sivilleşmesi ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi bir Genel Müdürlük haline gelmesi asla yanlış değildir… Yanlış olan jandarmanın “DÜZENLİ ORDU ASKERİ, MODERN ORDU VE CUMHURİYET ORDUSU ASKERİ” olmasıdır…

    Yanlış olan “İÇ DÜŞMAN SAFSATASIYLA” Eşit Vatandaşlık İlkesini kabul etmemek ve kendi ülke ve vatanında otuz yıl “GAYRİ NİZAMİ HARP İÇİNDE” olmaktır… Bir ülke için bundan daha kötü bir durum yoktur.

    Bundan sonraki yirmi yılın çok kötü geçeceğini düşünmek, bundan önceki otuz yılı asla aklamaz… Jandarma sivilleşsin, bir genel müdürlüğe bağlansın ve Kırsal Alanlar Polisi olsun!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir