ÜÇ MUSTAFA KEMAL


Dostlar
,

Sayın Dr. Ölçen’in aşağıda paylaştığımız makalesine bir eleştiri geldi..
Sayın Ölçen, Sayın Güner’i yanıtladı..
Her iki yazıyı da aşağıda, yazıya ilişkin “yorumlar” bölümünde bulabilirsiniz.”
Yine de bu 2 yazı pdf olarak aşağıda :

A.N.OLCEN’e_yanit_HANGI_ULKEDE_DERSIM_3._BUYUK_ALEVI_SOYKIRIMI_OLMUSTUR

RIZA_GUNER’DE_MUSTAFA_KEMAL’E_KIN_Ali_Nejat_Olcen_27.11.13

Sevgi ve saygı ile.
28.11.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=================================

Dostlar,

Cumhuriyetimizin ağabeyi, “91’lik delikanlı” Sayın Dr. Müh. Ali Nejat Ölçen,
üretmeyi ve bize yol göstermeyi sürdürüyor..

Hem de özgün makaleleriyle..

Aşağıda nefis bir derlemesini sunuyoruz..

Kendisine teşekkür ederek ve sağlıklı uzun üretim yılları dileyerek..

Sevgi ve saygı ile.
24.10.2013, İstanbul

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

ÜÇ MUSTAFA KEMAL

Ali_Nejat_Olcen

 

 

 

 

 

 

 

DEV­RİMCİ  MUSTAFA KEMAL


BİLİM ADAMI MUSTAFA KEMAL                         

DEVLET  ADAMI MUSTAFA KEMAL

Yeryüzünde hangi ülke, üç temel niteliğe sahip bir ulusal kahramanı yaratabilmiştir?

Hangi ülkede kim, emperyalizmi dize getirerek ülkesini işgalden kurtarmış ve
yeryüzünde benzeri olmayan devrimleri gerçekleştirerek kurumlaştırmış,
yoktan var ettiği Devlet’i ulusal onuruyla birlikte koruyabilmiştir?

Hangi ülkede kim, yoktan var ettiği Cumhuriyeti, kaynağını tarihinden alan
ulusun öz kültürüyle bütünleştirebilmiştir?

* Türk Tarih Kurumuyla kendi tarihini,
* Türk Dil Kurumuyla kendi dilini,
* Halk Evleriyle kültürel ve toplumsal etkileşimi,
* Köy Enstitüleriyle sanayileşmenin kırsal alanda teknolojik kültüre ulaşılmasını..

kim hangi ülkede başarabilmiştir?

Hangi ülkede, yok edilen imparatorluğun enkazı üzerinde onun dış borçlarını ödeyerek denk bütçe ve açık vermeyen dış ticaret koşullarını yaratarak
planlı sanayileşmeyi temel alan kendine yeterli ekonomiyi
yoktan kim var edebilmiştir, Mustafa Kemal’den başka?

Böylesine üç temel özelliği bütünleştirerek Anadolu’muzda, çaktığı bir tek çivisine rastlanmayan ve kendi kendisini yok oluşa sürükleyen Osmanlı’nın enkazı üzerinde, çağdaş devletini ulusuyla bütünleşti­ren kahramanına kin kusan alçaklara
hangi ülkede rastlanabilmiştir, ülkemiz dışında?

Kişi nankör olabilir.

Kişi alçak olabilir

Kişi kindar  olabilir.

Hangi ülkede kişi hem alçak, hem kindar ve hem de nankör olabilmiştir Türkiye’miz’de hainlerin dışında?

Mustafa Kemal’in üç temel üstün niteliğine karşı olan hainlerin de
üç temel niteliği var: Alçaklık – Nankörlük – Kindarlık.

Böyle biline, çare buluna.

Dr. Ali Nejat Ölçen

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ÜÇ MUSTAFA KEMAL” üzerine 5 yorum

  1. HANGİ ÜLKEDE DERSİM 3. BÜYÜK ALEVİ SOYKIRIMI OLMUŞTUR?

    Biz Alevi gençleri 1980’li yıllarda, istisnasız olarak “SAKINCALI PERSONEL DAMGASIYLA ASKERLİK YAPARKEN;” 10 adet Atatürk maddesi öğrenmekle mükelleftik!.. Ki; bunların için de Ali Nejat Ölçen’in Üç Mustafa Kemal’inden ikisi de bu maddelerden seçilmiştir.

    Atatürk… En büyük Bilim Adamı ve en büyük İnkılapçı’ydı… Ali Nejat Ölçen de muhtemelen o zamanlar Devrimci diyemezdi… Devrimcinin yerine İnkılapçı derdi.
    Atatürk … en büyük lider, en büyük yazar, en büyük düşünür, en büyük komutan, en büyük örgütçü, en büyük insandı…

    Muhtelen askerler “devlet adamı”nın ne anlama geldiğini bilmezler diye; “EN BÜYÜK DEVLET ADAMI,” dememişlerdi ya da “en büyük devlet adamı,” demek akıllarına gelmemişti.

    Ali Nejat Ölçen, 91 yaşında artık, “yalan ve martaval yeter,” deyip; Cumhuriyet Döneminin en büyük hata ve yanlayışlarını anlatmalıydı… Özellikle de Dersim 3. Büyük Alevi Soykırımını baştan sona hiçbir şey saklamadan, hiçbir şey inkar etmeden ve bu büyük soykırımı hoşgöstermek için hiçbir şey uydurmadan… Dersim 3. Büyük Alevi Soykırımını ölmeden önce son görev olarak bütün iğrençliğle ortaya koymalıdı…

    Dersim 3. Büyük Alevi soykırıma katılan bir asker anlatıyor : “Bunların hepsi Kızılbaş… Sakın acımayın!..” dediler… Bingöl tarafındaki bir köye gittik… köydeki herkesi topladık, Kutu Deresi’ne doğru yola çıkardık… Yolda yaşlı bir kadının ayağına diken battı. Ayağındaki dikeni çıkarırken ağlamaklı oldu. Ben o sırada kendi anamı düşünüp ağlamaklı oldum. Komutan sordu söyledim. Komutan, sen biraz geri kal, biraz Kutu deresinin uzağında kal, dedi… Getirdiğimiz 38 Kişiyi Kutu Deresine indirdiler… Bir süre sonra bir makineli tüfek gırıltısı geldi… Katliam olup olmadığını gidin Kutu Deresine sorun!..”

    Köylerinden alınan insanlar, Kutu Deresi gibi Müsait bir yere götürülür ve yaşlı genç, çoluk çocuk, kadın erkek, bebek hamile demeden bir makineli tüfek ateşiyle yere serilirler… Bir keresinde kurşuna dizilen anne ve baba küçük çocuklarını arkalarına alır ve kurşun isabet etmesine engel olurlar… Ama çocuk çok küçüktür… Ne olduğunu anlamadığı için kafasını kaldırır… Hemen cellatlar hücum eder ve küçük çocuğu süngüleyerek öldürürler….

    Bölük bölük, yirmişerli, otuzarlı, kırkarlı gruplar getirilir ve makine tüfek bir kere gırgır ederek suçsuz günahsız insanları öldürüp yere serer… Bir keresinde gene küçük bir bebek annesinin altında canlı kalır… Annesinin altından çıkar ve annesinin memesini emmeye başlar… Cellatlar, bu bebeği de görürler!.. Komutan Cellat, nasılsa insafa gelir, “dokunmayın, nasılsa annesinin sütü bitti mi ölür1..” der. Ama, diğer c ellatlar buna razı olmaz, içlerinden biri süngüyü takar ve bu bebeği de öldürürler!..

    Ve Hitlerden önce mağaralara sığınan masum insanlar MAĞARALARDA ZEHİRLİ GAZLA ÖLDÜRÜLÜRLER!..

    Sabiha Gökçen’in, çoluk çocuk, genç ihtiyar, bebek hamile demeden masum insanların üstüne yağdırdığı bombalar da gene soykırım amaçlıdır!..

    Evet Ahmet bey, asıl bunları daha önce dünyada hiç kimse yapmamıştı.

    Hitler, Dersim 3. Büyük Alevi soykırımından çok şey öğrenmiştir… Dünyada daha önce çocukları, bebekleri, hamile kadınları bundan önce hiç kimse böyle hunharca öldürmemişti!..

    Bunları gizlemek, “Dersim İsyanı,” adıyla iğrenç bir kılıf uydurmak, EN AĞIR, EN KALLEŞ, EN BÜYÜK İNSANLIK SUÇUDUR!..

    Dünyada hiç kimse eleştiriden daha üstün değildir… Her devlet adamını eleştirmek, insan ve adam olmanın zorunlu gereğidir… Ve eleştiri asla suç, kabahat ya kusur olarak görülemez.

    Kimse yaptığı eleştiri nedeniyle ALÇAKLIK, NANKÖRLÜK VE KİNDARLIK yapmış olmaz…

    Eleştirilmek istemeyen kişi, üstüne hiçbir devlet görevi almamalıdır… Devlet görevlerine gelen kişi de kim olursa olsun en yüksek düzeyde eleştirilmelidir.

    Her gerçek devlet adamını eleştirmek, bir uygarlık ve bir insanlık görevidir… Ali Nejat Ölçen 91 yaşına rağmen uygarlık ve insanlık görevini yerine getirmeyi öğrenemiş… Yazıklar olsun!..

  2. ALİ NEJAT ÇÖLÇEN DERSİM 3. BÜYÜK ALEVİ SOYKIRIMI ANLATABİLECEK YAŞTA OLDUĞUNU UNUTMUŞ…

    MHP’li bir arkadaşla Malayta köyleri geziyorduk… Bir köyde gençler,köylülerinin ne kadar kahraman ne kadar yiğit, ne kadar da Müslüman olduklarını anlatmak için üç kol halinde gelip bir dere haline gelen akarsuyu gösterdiler:

    “1915’te bu dere kan akıyormuş…” dediler.

    “Bu dere kan akmışsa; demek ki, Ermeni soykırımı doğru!..” diyen MHP’li arkadaş derin bir üzüntüye kapıldı…Üç koldan gelip dere haline gelen akarsu kaö masum insanın kanıyla dolduğunu düşünmeye başladı.

    Köyün gençleri toparlandılar; “kim uydurmıuş uydurmuş… Bir laftır söyleniyor… Hiç Türkler Soykırım yaparlar mı?” diyerek zevahiri kurtarmaya çalıştılar.

    1890’da Sünni Kürtlerden Alevilere ve Ermenilere karşı kullanılmak üzere Hamidiye Alayları kurulmuştur… Çünkü Osmanlı, Rus Çarı Büyük Petro gibi, İngiliz kralı Ogüst Kromvel gibi, HERKESİ EŞİT KABUL EDİN BİR VATANDAŞLIK SİSTEMİ, BÜTÜN HALK VE MİLLETLERE DAYANAN BİR KRALLIK V E İMPARATORLUK SİSTEMİ KABUL EDEMEMİŞ; Türk ve Sünni bir devletcik olmaya gayret ederek batmıştır ve batarken birçok halk ve milleti katletmeye çalışmıştır.

    Atatürk, Ali Nejat Ölçen’in sandığı gibi, “YOKTAN VAR EDEREK,” değil; Osmanlı’nın miras olarak bıraktığı TÜRK VE SÜNNİ OLMAYI DEVLET HALİNE GETİRMİŞTİR!..

    1514 Tarihli İbni Kemal Fetvası’yla 1. Büyük Alevi Soykırımı yapılır ve Osmanlı hükmü altındaki Aleviler’den vazgeçmiş olur… Ve bu vazgeçme giderek bütün halk ve milletlerden vazgeçmeyle devam eder… Yirminci Yüzyıla girildiğine Osmanlı Sünni Araplar’dan vazgeçmiş; Sünni Türklerle, katliam ve soykırımlarda kullandığı Sünni Kürtler’den başka her halk ve millete temizlenmeleri gereken ayrık otları gibi bakmaktadır.

    Atatürk Cumhuriyeti, Osmanlı’nın Türk ve Sünni olma mirası üstüne kurmuştur… SÖZDE Ermeni TEHÇİRİ devam etmiş, üstüne Rum Mübadelesi ve nihayetinde Dersim 3. Büyük Alevi Soykırımı yapılmıştır.

    Ali Nejat Ölçen, birçok gereksiz olay ve belgeden söz etmiş, ama Dersim 3. Büyük Alevi Soykırımı’nın planı olan 1935 TUNCELİ KANUNU’ndan söz etmemiştir… Bizim iddialarımız ise; HALA YAŞAYAN TANIK İFADELERİNE VE 1935 TUNCELİ KANUNU’NA dayanmaktadır. “Dersim Soykırımının yaşayan tanıkları,” diye Google giren herkes tanıkları dinleyebilir. 1935 Tunceli Kanunu’nun meclis tutanaklarını okuyan herkes bu kanunla bir soykırım planlandığını anlayabilir. Eğer anlamak istiyorsa?

    91 yaşında soykırım savunmak, bana hiç hoş görünmüyor… Ama, benim aklıma çocukluğumu getiriyor… Babaannem, babam ve annem Dersim Soykırımının pek çok tanığıyla konuşmuşlar, O ZALİM, O HAİN, O KALLEŞ, O İĞRENÇ SOYKIRIMI birçok canlı tanıktan dinlemişlerdi… Ama biz Atatürk sevgimizden bunların yalan olduğunu sanır ve birer namus abidesi olan o insanları sanki yalan söylemişler gibi üzerdik!..

    Benim bu aptallığım, gene de; Onur Öymen’in; “Analar ağladı diye Atatürk Dersim’de durdu mu?” demesine kadar sürdü… Onur Öymen, son otuz yılda 60 bin insanın ölmesinden rahatsız değildi. Dökülen bunca kana doymamıştı, daha fazla kan dökülmesini istiyordu… Özellikle Dersim’deki gibi bir soykırım yapılmasını kana doymanın biricik şekli olarak görüyordu… Ve hükümetin “kansız bir çözüm aramasına,” karşı çıkıyordu.

    Rus İmaparatorluğu, hükmü altındaki dört yüz milletin, İngiliz Milletler Topluluğu bine yakın milletin devleti olmayı başardıkları için bugün hala varlıklarını sürdürmektedirler… Osmanlı ise Türk ve Sünni olmaya çalışmış ve batmıştır… Atatürkçüler ise hala Türk ve Sünni devlet olmakla bir devletin ayakta kalacağına inanıyorlar… Ve bu kafayla ne kadar insan ölürse ölsün aldırmıyorlar…

    Ali Nejat Ölçen, bana Mimar Sinan’ın, “minare eğri!..” diyen çocuğun gözlerinin önünde iple minareyi çekerek düzeltme numarasını anlatmış ve “cevap vermek vakit kaybı olur, ama…” demiş…

    Benim ‘eğriliğimi’ düzeltmek için; “ortada isyan, ihtilal,ayaklanma ve hatta kayda değer bir hareket yokken(Şükrü Kaya) çıkarılan 1935 Tunceli Kanunu’yla bir soykırım planlanmadığını kanıtlamanız gerekir.

    Mimar Sinan hikayesi benim aklıma bir makyaj hikayesi getirir: Küçük bir kız yüzüne boya süren bir kadına ne yaptığını sormuş… Kadın, “kendimi güzelleştiriyorum!..” demiş… Ama küçük kız bu güzelleştirmeyi kabul etmemiş: “hala çok çirkinsin, üstelik, bu boyalarla birde mide bulandırıyorsun!..” demiş.

    Der, “Kürtçe’de dışarı, dış dünya” anlamına gelir… Sim de gümüş ise; Der-Sim, gümüş dünya, gümüş dünyası, dışarısı gümüş, dışgümüş, anlamına gelir… Ama bir kere Dersim, denilmişse; 1935 Tunceli Kanunu’nda söylendiği gibi; 60 km eninde 90 km uzunluğunda 450-500 km2 toprak ve bu toprağın üstündeki insanlar akla gelir.

    Ve bu topraklarda dünyanın en hain, en kalleş, en korkunç, en çirkin, en iğrenç soykırımlarından biri yapılmıştır!.. Asla unutmayın… Ve asla unutturmayın…

  3. Ahmet bey, eğer onay bekleyeceğini bilseydim, bunca zahmet çekip cevap yazmazdım… Ali Nejat Ölçen, bir de; RIZA GÜNER’DE MUSTAFA KEMAL’E KİNdiye başlık atarak ajan provokatörlük anlamına gelecek kadar ayıp etmiş!..

    Her satırda “Alevi Kürt, Kürt Alevi” diyerek bir yerlere sinyal göndermiş… Ben “Aleviyim, Alevi yazarıyım,” derim… Ama, hemen hemen hiçbir yerde ve hiçbir zaman, “ben Kürdüm,” demem.

    Cumhuriyet döneminde; “ben komünistim,” demek YIKICILIK; “ben Kürdüm,” demek bölücülük; “ben Aleviyim,” demek ise hem yıkıcılık, hem bölücülük anlamına gelir… Bu yüzden ben yalnızca “ben Aleviyim,” derim.

    Onur Öymen’in Kürt Meselesi’nin, Dersim Katliamı kadar büyük bir katliamla çözülmesini istemesinden sonra; ben, “BİR ALEVİNİN ATATÜRKÇÜ OLMASI AHMAKLIK, KOMÜNİST OLMASI APTALLIK, KÜRTÇÜ OLMASI bu ikisinden başka da DANGALAKLIKTIR!..” diyorum.

    Ben Alevi ve Alevi yazarıyım… Ben kimseye kin tutmam… Amas kin tutsaydım bile 10-Kasım 1938’de ölen Atatürk’e kin tutmazdım… Benim bir ölüye asla kinim olamaz… Ama ali Nejat Ölçen Atatürk’ün öldüğünü henüz idrak etmemiş…

    Benim sözüm yaşayanadır… Ama Dersim gibi korkunç, hain ve kalleş bir katliam da unutulamaz… Unutulmamalıdır… Her iki yazıya da onay vermenizi bekliyorum.

  4. Ahmet bey,

    hala cevap niteliğindeki birinci yazıyı onaylamadınız!.. Cevap vermemi istemiyorsanız; neden beni uyarmadınız?

    HAMİLE OLAN BABAANNE’NİZİN “DERSİM 3. BÜYÜK ALEVİ SOYKIRIMINDA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ, ARTIK İNTERNETTE GÖRÜLMÜYOR!..

    Bir aydın, hamile olan babaannesinin bir soykırımda öldürüldüğünü nasıl söylemez; nasıl bu olayı bütün gerçekliğiyle anlatmaz?

    Dersim 3. Büyük alevi Soykırımına katılmak bile hamile olan babaannenizin öldürülmesini inkar etmeniz; olmamış gibi davranmanızdan daha kötü değildir… Soykırım sırasında Alevi olmaktan başka bir suçu olmayan Babaannenizin öldürülmesini inkar etmeniz ve internete bundan söz etmeyen bir özgeçmiş yüklemeniz; Sitenizde Onur Öymen Canavarlığına yer vermenizden bile daha kötüdür.

    Ben yazarım, ben hiç bir gerekçeyle katliam ve soykırımları hoşgöremem; bu nedenle 90 yaşındaki İhtiyar Ali Nejat Ölçen’e gereken cevabı verdim… Onaylamanız, onun bana yaptığı gereksiz hakaretlerin gereğidir. Asıl nankörlük, asıl kindarlık, asıl alçaklık soykırımları ve katliamları inkar etmektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir