KÜLTÜRÜNÜ VE SANATINI YOK EDEREK CUMHURİYETİ YIKMAK (!)


Dostlar
,

Sayın H. Hüseyin AKBULUT, Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevinden emekli olan, çekirdekten gelme bir Devlet (Keman) sanatçısı..

AKP’nin ülkemizin kültür – sanat alanına da en yabanıl (vahşi) biçimde saldırdığı
bir dönemdeyiz.

Sayın Akbulut hepimizin dikkatini çekmek için çırpınıyor..

Bu konuda 3 yazısına daha önce sitemizde yer verdik.

– Türkiye Sanat Kurumu Yasa Tasarısı
(
http://ahmetsaltik.net/2013/11/20/turkiye-sanat-kurumu-yasa-tasarisi/)

– Devlet Tiyatroları kapanmanın eşiğinde!
(http://ahmetsaltik.net/2013/06/21/devlet-tiyatrolari-kapanmanin-esiginde/)

 Devlet Sanat Kurumlarını Tasfiye Yasa Tasarısı
(
http://ahmetsaltik.net/2013/06/05/devlet-sanat-kurumlarini-tasfiye-yasa-tasarisi/)

Bir de kitap tanıtımına..

  • Türkiye’nin Kültür ve Sanat Siyaseti..

Hüseyin Akbulut : Türkiye’nin Kültür ve Sanat Siyaseti
(
http://ahmetsaltik.net/2013/11/07/huseyin-akbulut-turkiyenin-kultur-ve-sanat-siyaseti/)

*****

Şimdi ise 10 sayfalık kapsamlı bir raporunu sunuyoruz.

Bizimle paylaştığı ve soruna sahip çıktığı için kendisini kutlarız..

Yarın bilindiği gibi bu bağlamda bir SANATÇI GİRİŞİMİ yürüyüşü de var..

Saat 13:00’te 1. BMM önünden başlayacak..

Duyurusuna sitemizde yer vermiştik.

T.C. SANATÇI İNİSİYATİFİ’nden yürüyüş çağrısı..
(http://ahmetsaltik.net/2013/11/25/t-c-sanatci-inisiyatifinden-yuruyus-cagrisi/)

*****

Sayın Akbulut’un Raporu şöyle başlıyor :

******

KÜLTÜRÜNÜ VE SANATINI YOK EDEREK CUMHURİYETİ YIKMAK (!)

                               ( 2014’e Girerken Türkiye Görünümü )

Hüseyin Akbulut
Kültür Bakanlığı (E) Müsteşar Yard.
ADD Bilim – Danışma Kurulu Üyesi 

portresi

     1. Giriş:

Yazının başlığı, son 10 yılda yaşananların özü ve özetidir. 90 yıl sonra, 2014 yılına girerken büyük emeklerle yaratılan Cumhuriyetin kültür sanat alanının yok edildiği bir süreci yaşıyoruz.

Cumhuriyete ve kurucularına yöneltilen akıl almaz saldırılar, ulusal bayramlara getirilen utanç verici yasaklar ve bayram kutlamalarına getirilen engeller, her gün karalanan ve unutturulmaya, yok edilmeye çalışılan tarihimiz, siyasallaştırılan din ve inanç sistemi, 4+4+4 gerici medrese eğitimiyle dine ve
etnik yapıya dayalı bir Ortadoğu devleti, bir Ortaçağ toplumu yaratılmak istenmektedir.

Kuşkusuz bu gidişten ve saldırıdan kültür ve sanat da nasibini alacaktı. Yaşanan bu süreci, kapatılan ve turizme eklenen Kültür Bakanlığı’yla, yıkılmasına karar verilen Atatürk Kültür Merkezi örnekleriyle, Mehmet Aksoy’un “İnsanlık Anıtı”na yapılan utanç verici saldırıyla, yayınlanmamış kitabı toplamaya ve kitabı dinamitten de tehlikeli gören bugünkü iktidar anlayışı örnekleriyle çoğaltabiliriz. Günümüzün iktidarı, işi, özelleştirme – performansa dayalı çalışma söylemiyle hazırladığı
“TÜSAK Yasa Tasarısı”yla tiyatroyu, operayı, baleyi, orkestrayı, güzel sanatları kapatabilme düşüncesine ve eylemine kadar vardırmıştır.

Ancak günümüzdeki yıkımın boyutunu kavramak için daha önceyi, Cumhuriyetin kuruluşunda kültür/sanata verdiği değeri ve anlayışı yeniden anımsayalım:

2. Cumhuriyet’in Kültür/Sanat Anlayışı:

*********************
Rapor devamla :

      3. AKP İktidarında Kültür ve Sanata İndirilen Darbe:     

90 yıl sonra, 2013 yılının Türkiye’sinde ise, bugün büyük emeklerle yaratılan
kültür – sanat alanının yok edildiği bir süreci yaşıyoruz AKP iktidarı, işi, “özelleştirme – performansa dayalı çalışma” söylemiyle tiyatroyu, operayı, baleyi, orkestrayı,
güzel sanatları kapatabilme düşüncesine ve eylemine kadar vardırmıştır.

Günümüz Başbakanından sıklıkla duyarız. Bu yönde getirilen eleştirilere yanıt verirken, gerçekleştirilen birtakım imar çalışmalarını örnek vererek, “Atatürk çağdaş uygarlık düzeyinin üstünü hedef göstermedi mi? İşte biz de bunu yapıyoruz.” diyor.
Oysa Mustafa Kemal Atatürk 10. Yıl Nutku’nda;

“Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkaracağız.” diyerek, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmanın, ancak kültürümüzü o düzeye çıkarmakla olanaklı olduğunu ifade etmektedir. Yaşadığımız süreçte ise cumhuriyeti ortadan kaldırmak için, bilerek, bu nedenle onun kültürü ve sanatı yok edilmek istenmektedir.

Biz bu bölümde, günümüz siyasal iktidarının kültür sanat alanında gerçekleştirdiği yıkımı, yaşanan birkaç örnekle ortaya koyalım:

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işbaşına geldikten sonra, bu alanda kurumsal anlamda attığı ilk köklü adım, Kültür Bakanlığı’nı kapatıp, bu alanı turizme eklemek olmuştur. İcraat, 18 Mart 2003 tarihinde TBMM’ne sunulan yasa ile gerçekleştirilmiştir.
Bu kararla, Kültür Bakanlığı yarım bakanlığa düşürülmüş, kültür/sanat işleri ise
“bir bakanlığın iki işinden biri” durumuna indirgenmiştir.

*******************

Ve Sayın Akbulut şöye bağlıyor :

5. Sonuç                  :

İşin özüne gelelim:

“Sanat”, “sanatçı” ve “sanat alanında kurumsallaşma” bağlamında; gelişkin çağdaş toplumlar ve devletler ile geri bırakılmış Ortaçağ toplumlarının ve devletlerinin,
ayırıcı özelliklerinden birisi de, o ülkelerdeki sanat, sanatçı ve sanat kurumları varlığıdır. Daha doğrusu bu varlığın bulunup bulunmadığı, kamunun bu alana verdiği değerin
ve desteğin ölçütüdür.

Çünkü insan salt yiyen, içen, gezen, uyuyan bir yaratık değil;
duygu ve düşünce dünyasıyla var olabilen, yaratıcı bir varlıktır.
Öte yandan insan doğarken; düşünmeden ve davranmadan önce duygusal varlık olarak vardır, bu gerçeklikle de duygu faaliyeti, varoluşumuzun çıkış noktasıdır.
Onu beslemeden, geliştirmeden tam insan olmamız, hatta insan olmamız da olanaksızdır. Çünkü sonuçta, ancak duygu ve düşünce dünyamız zenginleştikçe
ve geliştikçe insan ve toplum olarak gelişir yücelir, yükselebiliriz.
Bunu besleyen ve geliştiren en başta gelen obje ise sanattır.

Sanat varlığı, bu nedenle gelişkin uygar toplum olmanın ölçütü olarak ele alınır.

Çağdaş uygarlık diye adlandırdığımız günümüz medeniyetinin temeli olarak gösterilen antik Yunan Medeniyetinde eğitim alanında bu anlayışla temel 4 eğitim alanı ve ders vardı. Aklın yüceltilmesi için Matematik, zihnin işlerlik kazanması için Mantık, Felsefe, bedenin yüceltilmesi için Spor ve duygunun yüceltilmesi için Müzik dersi ve eğitimi.

Gelişkin batı toplumları, sanatı bu anlayışla yaşamın merkezine koymuşlardır.
Bu toplumlarda devlet, yurttaşına nasıl iş-ekmek vermeyi görev biliyorsa, ona sanat sunmayı ve bunun için gerekli ortamı hazırlamayı da önemli bir görev olarak üstlenir. Cumhuriyetin kuruluşunda da kültür/sanat; üstün bir öngörüyle bu anlayışla
devletin kuruluşunda yapı taşı olarak yer aldı. Şimdi bu alanı kurutuyoruz.

  • Sanat; zenginleştirici, geliştirici ve ilerletici bu işleviyle ve yarattığı toplumla, gelişmişliğin, çağdaşlığın ölçütüdür.

Konservatuvarı, operası, balesi, tiyatrosu, orkestrası bulunmayan ülkelerde, gelişmiş, çağdaş toplum da oluşmuyor. Bu ülkelerde çoğulcu toplum da, parlamento da yoktur. Yaşadığımız coğrafya; bunun çarpıcı acı örnekleriyle gözler önündedir.

  • Cumhuriyetin kazandırdığı bu sanat varlığıyla, tarih sahnesinde uygar Dünyanın bir parçası olarak yer alan Türkiye, sorunlar yaşayan İslam Dünyasında sanatı kurumsallaştıran tek ülkedir.

Hazin olan, bizi bu coğrafyada farklı kılan ve çağdaş dünya ile bütünleştiren
sanat varlığımız, toplumun her kesimine yansıtılacak biçimde yaygınlaştırılması gerekirken; Cumhuriyetin kuruluşundan 90 yıl sonra, 2013’ün Türkiye’sinde 8-10 kentimizle sınırlı, yetersiz bu sanat varlığımızı da yok edecek çalışmaların yapılabiliyor olabilmesidir.

  • Görünen odur ki; Cumhuriyeti yıkmak için, onun üzerinde yükseldiği kültür ve sanatı yok etmek gerekiyor. Bugün yapılmak istenen de budur.

Ancak çağdaş ve evrensel ilkelerle kurulan Cumhuriyeti yıkmak, uygarlık ırmağını tersine akıtmaya çalışmak gibidir.

  • Unutulmasın! Uygarlık; ona kayıtsız kalanları yakar, yok eder.

Örneklerini ise yaşadığımız İslam coğrafyasında her gün görüyoruz.
Çıkartın tiyatroyu, orkestrayı, opera ve baleyi Türkiye’den;
İran’dan, Irak’tan, Suriye’den, Arabistan’dan farkımız kalmaz.

Ankara, 25 Kasım 2013

************************

Raporun tümünü pdf olarak okumak için lütfen tıklayınız..

2014’e_Girerken_KULTUR_VE_SANATI_YOK_EDEREK_Cumhuriyeti_Yikmak

Teşekkürler Sayın Akbulut..

Sevgi ve saygı ile.
26.11.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir