Zeki Sarıhan : DERSANELER KAPANSIN


Dostlar,

“Dersaneler” sorununu, AKP’nin gündem oyunlarından bir başkasını,
40+ yıllık eğitimcisi
Saygın İnsan Zeki Sarıhan‘ın kaleminden okuyalım..

Biz de AKP’nin dersaneleri kapatabileceğini sanmıyoruz.. Çok boyutlu ve halk deyişiyle “deve dişi” gibi bir sorundur bu konu onyıllardır ve gangren (ya da kanser!) olmuştur..
Ancak emekten yana bir iktidar “bütüncül” eğitim – istihdam vb. politikalar demeti içinde usa uygun bir çözüm getirebilir.. Bütüncül yaklaşılmadıkça tek başına bu sorunu çözmek, hele bugünden yarına, bize hiç de olanaklı gözükmüyor.

AKP en geniş anlamda toplum kesimlerini oyalıyor, aldatıyor, deyim ağır ama, yapay gündemle yemliyor, ya da oyalıyor.. Epey güç yitirmiş durumda ve çırpınarak toparlanmaya çabalıyor.. Peeeek çok cephe açmış durumda ama başedecek güçte değil. 

  • Makinalar tem güç 31 Mart 2014 yerel seçimlerine tornistan.. 
  • Neredeyse ölüm – kalım sorununa dönüştürülmüştür bu yerel seçimler.. 

Haksız da değiller..
31 Mart 2014 yenilgisi AKP’yi hızla kaçınılmaz bir dağılmaya sürükleyecektir.

 

  • Tek çare, AKP karşısında eylemli (de facto – fiilen) SEÇİM İŞBİRLİĞİNE gitmektir. 
  • Bu işbirliğinin apaçık kurumsal zeminde yapılmasına Anayasa elverişli değildir. Dolayısıyla tabanda, halkla işbirliği yapılarak bu yasal engel aşılabilir.

Başka bir çıkış ufukta görünmüyor ne yazık ki!

 

Sevgi ve saygı ile.
18 Kasım 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

 =======================================

DERSANELER KAPANSIN

Zeki_Sarihan_portresi

 

Zeki Sarıhan

 

 



Yıllardır Dersaneler eğitimin sırtında bir kamburdur.” diye yazdık, söyledik.
Dersaneler, üniversiteye girişte test çözme tekniklerini öğretmek amacıyla kurulmuştu. Öğrencilerimiz için okulun yanında ikinci bir uğraş, veliler için avuç dolusu yeni gider kapısı demekti. Kimse bu sistemden hoşnut değildi ama sorun bir türlü de çözülemiyordu. Durumdan hoşnut olan yalnızca dersane sahipleri ve geçimlerini buradan sağlayan birtakım öğretmenlerdi. Onların bir bölümü bile bu akıl dışı sistemi gönüllü olarak savunamıyor, “Tabii biz de memnun değiliz, keşke bir çözüm bulunsa..” diyorlardı.

Şimdi ne oldu da dersaneleri kapatma tasarıları karşısında birçok çevre dersane savunucusu oldu? Kemal Kılıçdaroğlu ve Mustafa Sarıgül bile dersane yandaşı olabildi. Anlaşılan bunu Hükümete muhalefet etmenin bir gereği olarak düşündüler. Ayrıca dersanecilik devasa bir sektör durumuna gelmişti. Dersaneciler, gazetelere boy boy ilan vererek bu kurumların eğitim için ne denli gerekli olduğunu savunacak ölçüde etkili bir konuma geldiler.

Evet, dersaneler “Kapattım” denilerek kapanacak kurumlar değil. Kenan Evren rejimi de bunları kapatmaya niyetlenmiş, üniversiteye giriş sistemi değişmediği için başaramamıştı. Fakat şimdi üniversiteye girişte öğrencilerin okul başarıları
öne çıkarılarak dersaneler gereksiz hale getiriliyor. Yapılması gereken de buydu.
Ayrıca Devlet, Halk Eğitim Merkezlerinde ve okullarda örenci başarısını artıracak kurslar düzenle-yerek dersanelerin üstlendiği görevi neden yerine getirmesin? Dersanelerde çalışan öğretmenlere Devlet okullarında ve bu kurslarda neden iş verilmesin?

Geçmişte yalnızca eğitim açısından tartışılan dersaneler, şimdi artık iyice belli oldu ki, Fethullah Gülen Cemaati ile AKP’nin egemenlik alanı durumuna gelmiş.
Bir eğitim sisteminin ne hallere düştüğünü üzülerek ve ibretle görüyoruz.

Dünyanın başka ülkelerinde de böyle midir, araştırılmaya muhtaçtır. Türkiye’de muhalefetin sakat bir tutumu var. Bir düzenleme, bir düzeltme Hükümetten geliyorsa, bunun halk için yararına bakmadan ona karşı çıkmak. Aslında bu muhalefeti değil, hükumeti güçlendiriyor. Türkiye demokratik öğretmen hareketinin yıllarca savunduğu
ders kitaplarının devlet tarafından parasız verilmesine başlanınca, muhalefet aynı duygularla buna karşı çıkmıştı. Bu durum, kitlelerin gereksinimlerini de, duygularını da karşılamıyordu. Doğal olarak sonunda yitiren muhalefet oldu. Bu konuda da benzer bir durum yaşanacak.

Biz halkçıların savunması gereken, Hükümetin oy kaygılarından ve Cemaat’in niyetlerinden bağımsız olarak her işte geniş halk yığınlarının çıkarlarını gözetmektir.
Biz bu yanlardan birini değil, halkı düşünmeliyiz. Biz onlardan birini desteklemiş mi oluyoruz kaygısından kurtularak, onların bizim programlarımıza ram olmasını sağlamalıyız.

  • Bütün eğitim işini devlet üstlenmeli,
  • Özel okulculuğu ve özel dersaneciliği aradan çıkarmalı,
  • Eğitim de tümüyle parasız olmalıdır.

Hükümetin, birtakım dersanelerin özel okula dönüştürülmesi ve devletin özel okulculuğa kaynak ayırması tasarımına karşı çıkmamız gerekir.

Özel okulculuk, Türkiye halkını Türk-Kürt, Alevi-Sünni, varsıl-yoksul ayırımı kadar bölücü bir uygulamadır. Kaderde, kıvançta ortak olmanın yollarından biri de, bütün millet bireylerinin göreceği eğitimde ayrıcalıkları kaldırmaktır. Bugünkü uygulama, hem
özel okullarda, hem Devlet okullarında okuyan çocuklarımıza yapılan en büyük kötülüklerden biridir. Çocuklarımız, babalarının cebindeki paraya değil,
kendi çalışkanlıklarına ve zekâlarına güvenmeyi öğrenmelidir. (18.11.2013)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir