Yılmaz ÖZDİL : AVRASYA MARATONU

Dostlar,

1. Boğaziçi Köprüsü Cumhuriyetimizin 50. yılında, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından açılmıştı. Halk “hurraaa” Asua’dan Avrupa’ya hücum etmişti..
Biz de orada ve köprüde idik.. (İstanbul Tıp Fakültesi’nin 3. sınıfında idik..)

“Uygun adım” ve marşlar eşliğinde Köprüyü arşınlamaktaydık.. Ortalara yaklaştığımızda  Köprü zangır zangır titremeye ve büyük bir genlikle salllanmaya başladı..

Aklımıza, Lise Fizik Derslerinde okuduğumuz Reşat Otman’ın kitapları geldi.. Küçük
ara ya da dip not biçimindeydi.. Meraklısına idi yani.. Biz de onlardan idik ve okumuştuk.. O günkü gibi gözümüzün önüne geldi o notlar.. Dehşet içinde idik.. 1851’de Fransa’da Ren ırmağını geçen bir askeri birlik, köprü başında adi (serbest) adıma geçirilmemiş, marş yürüyüşünü sürdürmüştü. Birlik komutanının Fizik bilgisi eksikliği nedeniyle, ahşap köprü rezonansa (maksimum genlikle salınım) konumuna zorunlu olarak geçmiş ve bu salınımlar sönümlenmeyerek köprü çökmüş, askeri birlik de tümüyle sulara gömülmüştü.. Bu yıkım (felaket) bize (pardon; “insanlığa”!) REZONANSI öğretmişti çok yüksek bir fatura ile!

222 yıl sonra İstanbul’da, Japon teknolojisinin harikası çoook güvenilen 1. Boğaz Köprüsünü Türk milleti olarak açıldığı gün çökertmek üzere idik.. Yüz bin dolayında Türk evladı Boğaz’ın serin sularına çakılacak ve insanlık tarihinin en büyük tarajedisi yaşanacaktı..

Havadan helikopterlerden uyarı yapılıyordu.. Herkesin olduğu yerde oturması isteniyordu.. Bir “akıl” (!)  olası feci felaketi ramak kala gözlemlemiş ve panik içinde havadan halka uyarı yapılıyordu.. Bereket uyarı etkili oldu.. Hep birlikte Köprünün asfalt zeminine oturduk.. Yine bereket, salınımlar yavaş yavaş sönümlendi ve 100 bine yakın Türk evladı, benizleri sapsarı olsa da, yürekleri göüslerinden fırlayacakmış gibi atsa da, gözleri yuvalarından fırlayası olsa da… bir bölümü altalarına…… de “salimen”
Avrupa’ya varmıştı.. Asya ayağına yakın olanlar ise gerisin geriye tırsmışlardı..

Yaşamımızın en ilginç anılarından biridir ve 40 yıl öncesine denk düşmektedir.
Mühendis Ulaştırma Bakanı’nın 3 yıl önceki bilim tarihine geçecek rezonans açıklaması ile bu yılki tümüyle birbirinin tersi. Doğru olan sonki elbette. Sn. Bakan’ın diploması kendisine onursal doktora veren üniversitelerden birisi mi bilemiyoruz ama Bakandaki ilerlemenin “esaslı” olduğunu kabul etmeliyiz.. Bu tam tersine değişimin nasıl gerçekleştiğini çooook merak etmekle birlikte, üzüm yemekle yetineceğiz galiba..

“Zavallı” Türk Milleti… Başına getirdikleri yüzünden dertli başına neler gelmekte..

Büyük ATATÜRK‘ün kulaklara küpe sözü :

Yaşamda en gerçek yol gösterici bilim ve tekniktir.
Başka yol gösterici aramak aymazlıktır (gaflet), şaşkınlıktır (dalalet)..
 

Sevgi ve saygı ile.
18 Kasım 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================
AVRASYA MARATONU

portresi_Yimaz_Ozdil_yazdi

 

Yılmaz ÖZDİL
Hürriyet, 17.11.13

 

 

 

Üç sene önce…

Avrasya maratonu koşuldu, 30 bin dolayında insan Boğaz Köprüsü’nün üzerindeyken, titreşim başladı, adeta beşik gibi sallandı, elektrik direkleri, sağa sola, otomobillerin
cam sileceği gibi hareket ediyordu, tarihi felaketin eşiğinden dönüldüğünü,
rezonans diye bir kavram olduğunu, köprünün yıkılmaktan mucize eseri kurtulduğunu izah eden bilimadamları “cahil” ve “şerefsiz” ilan edildi.

Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım;

“Asma köprü olur da sallanmaz mı, köprünün işi zaten sallanmak, Köprü
eğer sallanmazsa korkmak lazım, sallandığı müddetçe işler yolunda demektir,
neymiş, elektrik direkleri sağa sola yaylanıyormuş, elektrik direkleri aksesuvar, mesela saçın rüzgârda savrulması gibi bir şey, kökü orada direğin,
hiç kimse milleti paniğe sevk etmesin, her şey yolunda.”
 dedi.

*

Bu açıklama çok bilimsel bulunmuş olmalı ki…

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Cumhuriyet Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Yozgat Bozok Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Anadolu Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Erzincan Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Kırklareli Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Pamukkale Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Okan Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Işık Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Erciyes Üniversitesi, fahri doktora unvanı verdi.

Çeşitli vakıf ve dernek tarafından, yılın adamı, yılın devlet adamı, yılın siyaset adamı, yılın bakanı, 10 yılın en başarılı bakanı seçildi.
Hatta, değerli eşi hanımefendiyi de yılın annesi seçtiler.

*

Üç yıl sonra…

Avrasya maratonuyla ilgili açıklama yapan Ulaştırma Bakanımız
Binali Yıldırım,

“Köprüden artık koşarak değil, yürüyüş şeklinde geçilecek, grup grup alınacak,
bir grup köprüyü terk edecek, ondan sonra diğer grup geçecek, çünkü Boğaziçi Köprüsü bir asma köprü, asma köprü olunca toplu halde geçmenin rezonans
riski var, rezonans olunca ne oluyor, köprüdeki salınımlar artıyor, salınımlar eğer köprünün özgün frekansıyla aynı değere ulaşırsa, artık salınımlar sönümlenmiyor, köprü yıkılıncaya kadar devam ediyor, aynen deprem gibi, işin fiziği bu”
 dedi.

*

Dolayısıyla, yurttaş olarak…

Yukarda adı geçen üniversitelerimize ve ilgili kuruluşlarımıza “fahri rezonans” ve
“yılın asma köprüsü” unvanı takdim ediyorum, hepsini “yılın annesi” seçiyorum.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir