ADD’den KAMUOYUNA DUYURU


Dostlar
,

ADD, bu gün, 15 Kasım 2013 günü, tarihe not düşercesine,
son derece önemli, net ve kararlı bir açıklama yayımladı tüm kamuoyuna..
AKP’nin; Anayasa ve AİHM’nin temyiz kararları dahil, tüm hukuk kurallarını çiğneyerek; 
apaçık bir gözükaralık ve oldubitti dayatması ile laik rejimi uygulamalı çiğneyişine
karşı çıkıldı. Tüm kamuoyuna, bizce uluslararası çağdaş topluma da seslenen
bu kritik uyarıyı; biz de, tümüyle paylaşarak, onaylayarak sunmak istiyoruz.

Bu siteden çok yazdık, söyledik; bir kez daha soruyoruz :

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başsavcısı nerededir ve ne yapmaktadır?


“Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmaktan”
Anayasa Mahkemesince oybirliği ile
mahkum edilen ama her nedense / nasılsa kapatılmayıp salt Hazine yardımı kısılan
ve hayrettir ki, ülkemizi yönetmeye devam edebilen (!?) bir siyasal parti olarak AKP,
bu kör kör gözüm parmağına kışkırtıcı cesaretini ve kamuoyunu hiçe sayma,
tahrik etme ve apaçık anayasal suç işleme cesaretini nereden / kimlerden bulmaktadır?

Kuşku yok, Türkiye’mizin en önemli gündem maddesi bu yakıcı sorun -ile kökü dışarıda yapay Kürt sorunudur- ve yakın gelecek bu sıcaklıkla kavrularak belirlenecektir.

Tarihin akışına kafa tutanların hazin sonlarını imgeleyabilmeleri için,
kadim Cervantes’in “Don Quijote”unu özenle okumalarını salık veriyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
15.11.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

ADD_logosu

divider_cizgi

ADD’den KAMUOYUNA DUYURU

AKP iktidarının ve Başbakanın “Dinimizin gereklerini yerine getiriyoruz.” söylemi ile, laik devletin yıkılmasını ve yerine din devleti kurulmasını hedef alan,
türbanı ve dinsel simgeleri kamu yönetiminde geçerli kılma çabası,
kendisine diğer öncü partilerinden miras kaldığı biçimde,
kesintisiz olarak devam etmektedir.

Bu kez, aynı çaba, Anayasamıza göre Devletin en temel organı olan TBMM’ne,
dinimizin gereğidir” bahanesi ile,
türbanlı milletvekillerini sokma eylemi ile kendini açıkça göstermiştir.

Bu fiili durum karşısında, CHP ve laik, demokratik, özgürlükçü bir Cumhuriyeti savunan kesimlerin, yeni sahte mağduriyetler yaratmama ve bu yöndeki AKP çabalarını
boşa çıkarma gerekçesiyle, TBMM’nde sert ve tepkisel muhalefet göstermemesi, maalesef toplumun kimi kesimlerinde ve kimi medya gruplarında,
“Laik, demokratik Cumhuriyet yerine din kurallarına dayalı bir Devlet oluşturma girişiminin kabul edildiği” ve hatta “toplumsal barışın ancak böyle kurulabileceğinin
açıkça anlaşıldığı” biçiminde algılanmıştır.

Oysa çağdaş demokratik devletlerde hukuksal düzenlemelerin kaynağı dinsel kural ve emirler değil, toplumun sosyal ve iktisadi ihtiyaçları çerçevesindeki dünyevi kurallardır. Bu, her tür din ve inanç özgürlüğünü güvence altına alan laik devlet ilkesi demektir.
Karşı karşıya bulunduğumuz durum,
anayasal laik devlet ilkesinin ortadan kaldırılması durumudur.

İktidar Türkiye’yi ihvanlaştırma çabasındadır;
bu niyet ve çaba hiçbir koşulda kabul edilemez.

Ne CHP; ne laik, demokratik, sosyal, hukuka dayalı bir Cumhuriyetin korunması adına TBMM’ de yemin etmiş olan milletvekilleri; ne de gerçek Cumhuriyet aşıkları,
bu çabaları ve Türkiye’yi ortaçağ koşullarına geri götürme gayretlerini
meşru ve kabul edilebilir görmezler. Ayrıca görmemelidirler de.

İktidar sahiplerinin görüşü,
“Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer; ya satılıktır ya da kiralık”
biçimindeki akıl almaz hakaret cümlesiyle özetlenmiş durumdadır.
Bu zihniyet, şimdi kadın özgürlüğü diye sunduğu türbanlanmanın,
hızla bir baskı ögesine dönüştürüleceğini açıkça göstermektedir.

Kaldı ki; bu ülkenin pırıl pırıl gençlerini, yalnızca yeşil alanlarına, özgürlük alanlarına,
kaç çocuk yapacaklarına, iktidar karışmasın istedikleri için öldürten,
gaddarca dövdüren, gözlerini, kollarını, bacaklarını yitirmelerine neden olan;
Ana Muhalefet Partisi Başkanını, genel seçimler öncesinde,
yalnızca ve yalnızca mezhebi nedeni ile, tam 8 mitingde yuhalattıran;
dekolte giyindiği gerekçesi ile kadın sunucuyu işinden attıran;
pırıl pırıl gençlerimizi, “kız – erkek yan yana olmaz” gerekçesi ile
Devletin açık baskısına maruz bırakıp, “imam nikahları bile yok” diyen;
milletvekiline “sen Zerdüşt dinindensin, sana ne türbandan, dinden” diyerek,
dini açıkça istismar eden; din tüccarlarını ve siyasetçileri ve tüm bunlar
gözlerinin önünde yaşanırken, görmezden gelip alkışlayan yandaşlarını;
ÖZGÜRLÜKÇÜ OLARAK NİTELENDİRMEK, ancak AKP gibi din sömürüsü yapan partilerin ve din bezirganlarının hüküm sürdüğü bir ülkede mümkün olabilir.

Siyasal iktidar, her alanda, elindeki devlet gücüyle, kendi aklını ‘dinimizin emri’ yerine geçirerek hareket etmeye başlamıştır. Daha şimdiden, kamuda türban serbestliğiyle okullarımız çarşaflı öğretmenlerle doldurulurken, okullarda 4-4-4 sistemiyle
kız çocuklarımız hedef tahtasına koyulmuş durumdadır.

AKP, kamuda türbanı, bir “yönetmelik” marifetine dayandırarak geçerli kılmış,
ardından Anayasa ve yasalara tamamı ile aykırı bu tutumuna yeterli ve ciddi bir tepki gösterilmediğini düşünerek, TBMM’nde yarattığı oldubittiyle,
bu durumu sürdürülebilir kılmayı amaçlamıştır.

TBMM’de türbanın şimdi gündeme gelmesi, böyle bir siyasal hesaptan ibarettir.
AKP, din istismarcısı bir hesapçıdır.

AKP iktidarının, ülkedeki farklı din, mezhep ve inanç gruplarının varlığını ve güvencelerini, iktidarların iki dudağına ve sözüm ona hoşgörü anlayışlarına değil;
Laik Cumhuriyetin hukuksal ve kurumsal güvencesine bağlamış olan
Demokratik Cumhuriyet yerine, “Devletin hukuksal temel düzenini kısmen de olsa,
din kurallarına dayandırma, dini veya din duygularını istismar etme” yönündeki çabalarını görmezden gelen herkes, bir kez daha düşünmek zorundadır.

Bizler, Cumhuriyetin bu kurumsal güvencesi yerine, din bezirganı iktidarların ve siyasetçilerin, toplumun bireylerini “başörtülü bacım – satılık kadın” veya
“dindar nesil – ayyaş nesil” biçiminde ayrıma tabi tutan sahte hoşgörü anlayışlarının geçirilmeye çalışılmasını kabul etmeyeceğimizi,
dinsel değerlerimizin ahlaksızca siyasal çıkarlara alet edilmesine
ve laik devletin ortadan kaldırılmasına rıza göstermeyeceğimizi,
ve ister siyasetçi olsunlar ister yönetici, ister Devlet adamı,
laik ve demokratik Cumhuriyet yerine din devleti kurmaya tevessül edenlerin,
belki yarın, belki yarından da yakın ama mutlaka yargılanması yönünde
elimizden geleni yapacağımızı, kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

15 Kasım 2013, Ankara

divider_cizgi

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir