90. yılında Cumhuriyet


90. yılında Cumhuriyet

Tansel_Colasan

Tansel Çölaşan
ADD Genel Başkanı

Ülkemiz bugün, yalnızca içerideki sosyo-ekonomik sorunlarla değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel sorunlarlada karşı karşıya. Tüm dünyada barış ve güvenlik içinde yaşam anlayışını, bunun etkilerini, sosyal ve siyasal patlamaları izliyoruz.
Toplumların demokrasi içinde akılcı ve adil yönetim ihtiyacı her zamankinden daha çok. Gerçek demokrasi, yani (sayısal) çoğunluğun (sayısal) azınlığa tahakküm etmediği, çoğunluğun değil, çoğulculuğun esas olduğu katılımcı demokrasi isteği öne çıkıyor. “Sandıktan çıktım, dilediğimi yaparım” görüşünün katılımcı demokrasi anlayışı ile bağdaşmadığı artık gözle görülüyor. Özgürlük ve eşitlik temelinde çağdaş bir demokrasiden başka çıkar yol olmadığı deneylerle anlaşılmış bulunuyor.

Ülkemizde de geçtiğimiz HAZİRAN ayında (2013) TAKSİM’de çevresel tepki ile başlayan, sonrasında siyasal boyut kazanarak tüm illere yayılan olaylarda;
halkın özgürlük ve eşitlik istemi, Demokrasi istemi, giderek laik-çağdaş Cumhuriyete
ve Atatürk’e sahip çıkma İRADESİNE DÖNÜŞTÜ. Ve HALK, İktidarın son 10 yılda toplumu sürekli bölerek, ayrıştırarak sürdürdüğü yönetim biçimine ve Cumhuriyeti itibarsızlaştırarak yıkmaya, vatanın bütünlüğünü, milletin birliğini yok saymaya ve kendi ahlak kurallarını halka dayatmaya yönelik siyasetine DUR dedi.

Şimdi burada ayrıntılara girmeden önce bir PARANTEZ AÇMAK İSTİYORUM.
Az önce ülkemizin bölgesel ve küresel sorunlarla da karşı karşıya olduğunu söyledim.Gerçekten bugün ülkemiz, 1980’lerden beri süregelen emperyalist bir saldırı altında. Ulus devlet- üniter devlet- laik- devlet yapımız hedefte. Önce küreselci, özelleştirmeci liberal ekonomik politikalarla ULUS devletin ekonomik yıkımı başladı ve 2000’li yıllarda (son 10 yılda) tamamlandı. Bugün ekonomisi çökmüş, dışa bağımlı sıcak para ile yaşayan bir AÇIK PAZARIZ. Şimdi sıra siyasal YIKIMDA. Bugün bu süreci yaşıyoruz. Nedir bu siyasal yıkım? Üniter/ merkezi devlet yapısının sonlanması. ÖNCE yerel yönetimlere yetki genişliği, sonra özerklik, daha sonra, büyük Kürdistan için toprak vereceğiz. Plan bu.

Öte yandan İdeolojik olarak laik devlet modelinin yerini 1980’lerde önce Türk- İslam sentezi, sonra ILIMLI İSLAM aldı.

  • Şimdi ise dolu dizgin şeriata gidiyoruz.

Neden mi? Büyük Ortadoğu Projesinin bölge ülkeleri için çizdiği yol haritası belli:

– Ekonomi: Liberal ekonomi (açık pazara uygun)
– İdeoloji: Siyasal islam (demokrasi istenmiyor)
– Siyaset: Sınırların yeniden çizilmesi (anlaşarak-ya da-işgalle)
– Projenin amacı: BATI’nın özellikle ABD’nin Asya’ya açılan bu bölgede denetimi elinde tutmasını sağlayacak yönetimler, (oluşturmak ya da) ve tabi yeni bir İsrail = Büyük Kürdistan’ı kurmak.
– Proje: Bölge ülkelerindeki YERLİ unsurlar eliyle, anlaşarak ya da işgallerle yürütülüyor.
– Hesap tutuyor mu?
– Bazen tutmuyor SURİYE’de olduğu gibi. PARANTEZİ KAPATIYORUM.

  • 2002’de iktidar olan AKP bir misyon partisidir.

Uzun süre (yetmez ama evet)çilerle oluşturduğu basın, ele geçirdiği KURUM ve KADROLAR ve yarattığı SERMAYE gruplarının desteği ile GÜÇLENİRKEN DEMOKRAT GÖRÜNDÜ. Ne zaman YARGI’yı ele geçirdi, zorbalığı başladı.

  • Tüm muhalifleri düzmece davalarla zindanlara attı.

Hukuksuzluk öne çıktı. Halkın tepkisizliğine ya da korkutulmuş olmasına dayanarak hızlandı. Bir yandan Laik Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını teker teker yok ederek
bir şeriat diktatörlüğüne giden yolun yapı taşlarını döşerken,
bir yandan da sistemi meşru kılacak “yeni” bir anayasayı yaşama geçirmek üzere, bölücü terör örgütü ile masaya oturdu ve vatan, millet üzerinden ucu,
Büyük Kürdistan‘a varacak yolda ödünler vermekten çekinmedi.

Bununla da yetinmedi. Kendi ahlak kurallarını halkın yaşam alanına dayatmaya kalktı. Son Demokrasi paketi geçtiğimiz ay açıklandı:

Yine, iktidarın, özel hedefi için atılan adımlar ve yitirdiği oyları telafi edecek yeni
bir seçim sistemi. Yine terör örgütüne vaadedilenlerden “şimdilik” kaydı ile verilenler, Ve halka daha çok DEVLET ŞİDDETİ getirecek bir yasa değişikliği var.
Oysa halk laik cumhuriyet sayesinde (kötüde işlese de) yarım yüzyıllık deneyimle demokrasi kültürüne sahiptir; Demokrasinin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığını, sandıktan çıkmış olmanın keyfi yönetime gerekçe olmayacağını, hak ve özgürlüğe saygı ve eşitliğin Demokrasinin temeli olduğunu – Bugün hem bu değerlerin – hem de bu “bilinci” kendisine veren çağdaş cumhuriyetin tehlikede olduğunu görüp O’na sahip çıkmaya karar vermiştir.

Sonuç olarak : Halk demokratik rejimden geri adım atılmasını istemiyor.
Halk Türkiye’nin hem bölgesel bir dış savaşa girmesine, hem de içerideki etnik – dinisel – mezhepsel çatışmalara karşı Laik Cumhuriyet’in temel ilkelerinden ödün vermeden,
bu vatanda kardeşçe, birlikte yaşamak istiyor.

  • Halk, yeni” Anayasa oyununa DUR diyor. 

İktidar biran önce halkın haklı sesine kulak vermeli, demokrasiyi kendi işine geldiği gibi değil, olması gerektiği gibi “kuralı” ile işletmeli, kendi özel hedefini, halkın isteği doğrultusunda ve yasal zemine çekmesi, vatanı-milleti ayrıştıran dayatmacı-bölücü-yanlış politikalardan vazgeçmeli,

  • “Yeni Anayasa” oyununa acilen son vermelidir.

Tansel Çölaşan
ADD Genel Başkanı

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir