Şener Eruygur Hala Tutuklu!


Dostlar,

E. Org. ve Jand. Gn. Komutanı Şener Eruygur, Eylül başında yakalanarak cezaevine kondu.. O günlerde Avukatı Sn. Filiz Esen kamuoyuna adeta çığlık atarak duyurmaya çabaladı durumun ne denli ağır bir hukuk ihlali, göz göre göre adam öldürmeye tam girişim.. olduğunu..

E. Tümg. Naci Beştepe de yazdı :

7.4 Yetmedi; Şener Eruygur’da Ölmeli!

(http://ahmetsaltik.net/?s=filiz+esen&submit=Ara, 15.9.13)

Biz de yazdık :

E. Org. Şener Eruygur Paşa’ya karşı açık insanlık suçunu durdurunuz!

(http://ahmetsaltik.net/2013/09/10/e-org-sener-eruygur-pasaya-karsi-acik-insanlik-sucunu-dururunuz/, 10.9.13)

Dinleyen yok..

Paşa, tüm maluliyetine karşın 1 ya varan süredir cezaevinde ve zaman tersine akıyor..
Her geçen saniye Sn. Eruygur’un ölüme yaklamasıdır..

% 100 engelli ve tek başına yaşaması olanaksız 72-73 yaşındaki bir insanın hapis cezasıın bu koşullarda infazı; zamana yayılmış bir adam öldürmeden farksızdır..

Sn. Eruygur’un kesin Adli Tıp Raporu ile yer – kişi – zaman oryantasyonu yapamadığı halde hapse konması, yavaş yavaş öldürme eylemidir; üstelik bilerek, tasarlayarak (taammüden!)

Bu hukuk katliamına, bu vahşete son verilmeldir.

Sn. Eruygur’un sağlıksızlığında olanlar zaten uzun yıllar yaşayamamaktadır..

Şener Eruygur Hala Tutuklu

Bırakın bari adamcağız evinde ölsün..

Erbakan’a gösterilen cezasını evinde çekme “kolaylığı” neden Eruygur’tanınmaz?
Bunun için İslamc mı olmak gerekir?
Bu tutum “İslamcı”nın “Laik” ten intikamı mıdır?
Gelecek kuşaklar böylesi keskin ayrımın bedelini ağır ödeyeceklerdir.
Yapanları da lanetleyerek..
Belki çok uzun geleceğe de kalmaz bakarsınız..

Av. Filiz Esen‘in insanlık adına çığlığını bir kez daha aşağıya alıyoruz..

Yasanın çooooook açık hükmünü de.. Bilmem kaçıncı kez..

Bari cezaevlerinden yeni ölüm haberleri gelmesin..

Ceza Muhakemeleri Yasası md. 16/2

Ceza_Muhakemeleri_Yasasi_infazi_erteleme

 

Sevgi ve saygı ile.
27.8.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net


================================================

Şener Eruygur Hala Tutuklu!

Bildiğiniz üzere müvekkilim Mehmet Şener Eruygur, 1 Temmuz 2008’de gözaltına alınmış, Savcılık sorgusunun başında beyin kanaması geçirme riski görülmesi üzerine adliyede görevli doktorun zorunlu sevki ile Taksim İlkyardım Hastanesine gönderilmiş,
sorgusu tamamlanamadan ve ifade veremeden gözaltı süresinin dolması nedeni ile çıkarıldığı mahkemede 5 dakika içinde tutuklanarak cezaevine konmuştur.

Tutuklanması üzerine kezlerce vermiş olduğumuz sağlık sorunlarının olduğu ve cezaevinde kalmasının sağlığı yönünden sakıncalı olduğunu içeren dilekçelerimize ve sağlık raporlarına karşın uyarılarımız dikkate alınmamış ve beklenen risk gerçekleşerek aşırı tansiyon yükselmesi sonucu merdivenlerden düşmüş, boynu 4 yerden kırılmış ve beyin kanaması geçirmiştir. Kocaeli Tıp Fakültesinde geçirdiği ölüm riskli beyin ameliyatının ardından 1 ay boyunca yoğun bakımda kalmış, tedavisi ise yıllarca
sürmüştür. Henüz yoğun bakımda iken ise, vekili olarak bir istemimiz olmadığı halde yargılamayı yapan heyetçe apar topar tahliye edilmiştir.

Müvekkilim, geçirmiş olduğu düşmeye bağlı kafa travması nedeniyle hiçbir zaman savunma yapacak durumda olmamış ve bundan sonra da olamayacaktır. Beyninin
hasar gören bölümleri nedeniyle okuma-yazma başta olmak üzere birçok akli melekesi asla geri getirilemeyecektir. Davanın başından beri mevcut tıbbi durumu mahkemenin bilgisi içindedir ve sağlık dosyası klasörler halinde mahkemeye defalarca sunulmuştur. Tüm bunlar bilindiği için müvekkilim yargılama boyunca tutuklanmamış ve cezaevine gönderilememiştir.

Müvekkil Mehmet Şener Eruygur’a, Adli Tıp Kurumu tarafından “organiseteye bağlı
akli arıza” 
tanısı konmuş, fiil ehliyeti olmadığı belirtilmiştir. Müvekkil bu yargılama nedeniyle bu duruma düşürülmüş iyileşme olasılığı olmadan yaşamının geri kalanını
akli arızalı olarak geçirmek zorunda bırakılmıştır. Bunun nedeni tümüyle bu mahkeme
ve bu yargılamadır.

 

Müvekkilin tahliyesi üzerinden beş yıl geçmiş ve tüm yargılama süresince mahkeme heyetinin kendisini resen görmek istemesi üzerine yalnızca 1 kez duruşmaya getirilmiştir. Bu gelişinde kendisine kimlik saptaması bile yapılamamıştır. Müvekkile kimlik saptaması yapılamadan, ifade aşamasına ise hiç geçilemeden ambulansla tekrar evine gönderilmiştir. Beş yıldır tüm yargılama boyunca müvekkil tutuksuzdur, bu beş yıllık süre içinde bırakın kaçma kuşkusunu, kendisi evinin olduğu mahalleden bile ayrılmamıştır.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.08.2013 tarihindeki hüküm duruşmasında heyet, yalnızca hukuka değil insan haklarından en önemlisi yaşam hakkına aykırı bir şekilde iyileşemeyecek ve yargılanamayacak bir kişiye sanki savcılık sorgusu, kimlik saptaması, savunmaları alınmış, öbür sanıklarla aynı durumdaymış gibi hakkında hüküm kurulmuş, bu da yetmezmiş gibi bir de yakalama emri çıkartmıştır.

Hiçbir yargılama yaşam hakkında daha önemli değildir.

  • Müvekkilim, tek başına yaşama şansına sahip değildir.

Bu karar hukuksal olmamanın çok ötesinde bir karardır.

  • Yaşam hakkının ihlali doğrudan ölüme neden olmadır.

Sonuçları çok ağırdır.

Yaşama kenarında tutunan müvekkilimin cezaevine konulması bırakın basit ihtiyaçlarını gidermeyi, mevcut stabil durumunun anında bozularak çok kısa sürede vahim
kimi sonuçlarla karşılaşmasına neden olacaktır. Saatleri, günleri bilmeyen, tansiyonunu
ve öbür rahatsızlıklarını denetim altında tutan günde aldığı 16 ilacı ayırt edip izleyemeyen ve zamanında yardımsız alamayan, yön denetimini yardımla yapabilen, yediklerini
ayırt edemeyen, adlandıramayan, tek başına yaşayamayacak ve hiçbir zaman fiil ehliyeti olmayacak müvekkilimin cezaevine konması kabul edilebilir durum değildir ve bir hukukçu olarak bana göre adam öldürmeye tam teşebbüstür.

Adli Tıp Kurumu’nca müvekkilimin akıl hastalığı tanısı sabittir. Hüküm kesinleştiğinde bile akıl hastalarının ceza infazının gerçekleştirilemediği dikkate alındığında,
hükmün kesinleşmediği bu durumda kendisi ile ilgili yakalama emri çıkarılarak cezaevine konmak istenmesinin adam öldürmeye tam teşebbüs olması dışında hiçbir yasal dayanağı yoktur.

2 Eylül 2013’te yerine getirilmesi düşünülen yakalama emrine karşı yalnızca vekili sıfatıyla değil bir hukukçu ve bir insan olarak karşı olduğumu böyle bir kararın yerine getirilmesine alet olmayacağımı ve müvekkilimin adli makamlara teslimine rıza göstermeyeceğimi, evinden adli makamlarca alınması ve sonrasında olacakların tüm sorumluluğunun kararı veren heyet ve uygulayanlara ait olduğunu, vekili ve her şeyden önce bir insan olarak vicdanım gereğince kamuoyunun bilgisine saygılarımla sunarım.

M. Şener ERUYGUR
Vekili
Av. Filiz ESEN

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir