Bağımsızlığa Veda!

Dostlar,Sayın Ayhan Filazi hocamız, bağımsızlığın erdemini ve nasıl yitirilmiş olacağını
acı örnekleri ile kapsamlı olarak işlemiş. Türkiyemizin yürekler acısı durumlarını sergilemiş..

Güzel bir dilekte de bulunmuş yazısının en sonunda..
  • “Tam bağımsızlığımızı yeniden kazanacağımız güzel günler dilerim.” demiş.

Ancak bunu ülkemizin “nasıl” başarabileceğinden söz etmemiş hiç,
Dileriz, bu yazısının devamı olarak 2. bir makalesinde önerilerini de sunarlar..

Sevgi ve saygı ile.
17.9.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=================================

Bağımsızlığa Veda!

portresi


Prof. Dr. Ayhan Filazi

ADD Genel Başkan Yardımcısı
İnsanoğlunun birey olarak iyiliği ve huzuru ile insanlığa katkı koyabilmesi için
tam bağımsız özgür bir ulusun mensubu olması gereklidir. Tarih boyunca
Türk ulusu gibi tam bağımsızlık ruhuna sahip uluslar olduğu gibi,
bağımlılığı karakter durumuna getirmiş uluslar da elbette vardır.

Türk ulusu tam bağımsızlığını kazanmak için yalnız emperyalistlerle değil aynı zamanda başındaki yerli işbirlikçileriyle de mücadele etmiş ve son darbeyi 9 Eylül 1922’de İzmir Kordon rıhtımında vurarak kendi tam bağımsız cumhuriyetini kurmuştur.

Bilindiği gibi insandan başka öbür hayvanlar evcilleştirilince bağımlı hâle gelirler ve
bu özellik onların karakteri haline gelir. Bağımlılık veya biat kültürü, insanın özgür iradesinin kaybolmasına yol açarak insanlık onurunun yok olup gitmesi demektir.
İnsanla hayvan arasındaki en önemli fark budur.

Kimi toplum mühendisleri tam bağımsızlığın mümkün olmadığını, her ülkenin yaşamını devam ettirebilmesi için mutlaka öbür ülkelere muhtaç olduğunu iddia ederler.
Gerekçe olarak da örneğin Türkiye’nin enerji sorunu olduğunu bunun için de dışarıya bağımlı olması gerektiğini ileri sürerler. Halbuki tam bağımsızlık, kapıları dış dünyaya kapamak, bütün ilişkileri kesmek, içe kapanmak değildir. Tam bağımsızlık, bütün dünya uluslarıyla eşit koşullarda, adil bir biimde kendini sömürtmeden, ezdirmeden, aşağılatmadan, karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı olarak medenice ilişki kurmaktır.
Çünkü uluslararası ilişkilerde aşk, meşk olmaz. Karşılıklı çıkarlar söz konusudur.Tam bağımsız uluslar kimsenin iç ve dış işlerine müdahale etmesine izin vermez,
kendi kendilerini tümüyle bağımsız ve hür istençleriyle yönetirler.
Aldıkları kararlarda, çıkardıkları yasalarda kendi çıkarlarını gözetirler.Tam bağımsız bir ulus, kendine özgü kültürü, düşüncesi, yaşayışı, davranışı, inanışı, siyaseti, hukuku, ekonomisiyle özgün bir ulusal yapı ortaya koyan ve başka ulusların da bu anlamda örnek alabileceği bir ulustur. Hür ve bağımsız uluslar kendi kişiliğini bulmuş, özgün üretimler peşinde olan, dünyayı sürekli güzelleştirmeye, iyileştirmeye çalışan, dünya toplumuna artı değerler üreten uluslardır.

İç veya dış düşmanlar tarafından para, kadın, şan veya makamla satın alınabilecek karakterde olan insanların yönettiği, emperyalist güç odaklarının para ve propaganda olanaklarıyla desteklenmiş kişilerin söz sahibi olduğu bir ülke bağımsız olamaz.
Bir ülkenin ekonomisi küresel sömürü şebekelerine teslim edilmiş, ödeyemeyeceği ölçüde aşırı borçlandırılmış ve özelleştirme adı altında bütün önemli işletmelerini satmışsa, bağımsızlığını da satmış demektir.

Üstelik yabancı sermayeye sınırsız olanak sağlamış, ulusal ekonomisini çökertmiş, sıcak paranın insafına terk edilmiş, kendi yurttaşını kendi ülkesinde yabancıların yanında işçilik yapmaya mahkum etmiş bir ülke bağımsızlığına çoktan veda etmiş demektir.

Üstüne üstlük tüm bu olumsuzlukları olağanüstü gelişme, iyileşme, çağ atlama, modernleşme gibi laflarla yutturmaya çalışan gazeteci ve siyasetçilerin etkisinde kalan bir ulusun bağımsızlığı da tarih olmuştur.

İleri demokrasi safsatası ile ülke içinde kabile devletçiklerin oluşumuna yol açan yasal düzenlemeleri yapan; dil, bayrak, yurt, kültür ve hedef birliğini yok etmiş bir ülke bağımsızlıktan bahsedemez.

Geleceğe dönük özgün projeler üretemeyen, ulusal bir gelecek inşa etme istencinden yoksun, kendini tümüyle günün koşullarına, esen rüzgara bırakmış, hatta bütünüyle küresel sermayenin emrine girmiş bir ülke ve ulus, hemen oturup bağımsızlığını yeniden gözden geçirmelidir.

Emperyalistlerin her saniye televizyon ve bilgisayar ekranlarından akan kokuşmuş kültürüne, evlendirme programlarına, bilgiye dayanmayan yarışma programlarına, televole kültürüne ve bilgi kirliliğine sunuk (maruz) kalan bir ulus, ulus olmaktan da çıkmıştır.

Bir ülkenin yöneticileri yabancı ülkelerde kendi ulusundan habersiz, ulusunun aleyhine gizli anlaşmalar yapıyor ve bunlar sorgulanmıyorsa o ülkede bağımsızlıktan
söz edilemez.

Bir ülkede hukuk, siyaset, eğitim, kültür, ekonomi ve inanış küresel odaklara
teslim edilmişse ve bu durumu çağdaşlaşma olarak pazarlayanlar itibar görüyorsa bağımsızlık sözcüğünün amlamı çoktan unutulmuştur.

Bir ülkenin yazarı, siyasetçisi, profesörü, gazetecisi gibi önde gelenleri
küresel sermayenin buyruğuna  rigmiş ve bunlar da büyük ve önemli adam sayılıp
köşe başlarını tutmuşsa ve üstüne üstlük saygı görüyorlarsa o ülkeye bağımsız denilemez
.
Bir ulusun tarihini, değerlerini, inanışını sürekli kötüleyip alaya alan, emperyalistlerin hoşuna gidecek şekilde konuşarak o ulusu barbar veya Ermeni katili diye suçlayan,
her türlü teröristi masum insan hakları savunucusu gösteren, böylece küresel emperyalist efendilerince ödüle ve paraya boğulan romancı ve yazarların
adam yerine konulduğu bir ülke bağımsızlığını çoktan unutmuştur.Hangi sistemle yönetileceğinin kararını verememiş “bizden bir şey çıkmaz, başkaları bizi daha iyi yönetir” diyen insanların milletvekili olmaya soyunduğu ve bunların da
devlet yönetmeyi uluslararası örgütlerin emirlerini uygulamak olarak anladığı bir ülkede bağımsızlıktan söz etmek havanda su dövmektir.
Tam bağımsızlığımızı yeniden kazanacağımız güzel günler dilerim.=================================

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir