TEMSİLDE ADALET Mİ YOKSA YÖNETİMDE İSTİKRAR MI?


TEMSİLDE ADALET Mİ YOKSA YÖNETİMDE  İSTİKRAR MI?

Ali_Ercan_portresi
Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,
Bu soru Siyaset bilimcileri en çok meşgul eden ve kabul edelim ki,
yanıtı kolay verilemeyen sorulardan biridir.

“Temsilde adalet” dediğinizde tüm yurttaşların oylarının eşit ağırlıkta Meclis’te temsil olanağı bulduğu seçim sistemi anlaşılır.
Eski Arapça deyimiyle “nisbî temsil” denen bu seçim sistemi ideal anlamda
oy sayısı ve temsilci sayısı arasında oransal eşitliğin korunduğu uygulamadır.
Örneğin tüm Ülkede oyların %35’ini alan bir Parti Mecliste de

±%1 hata ile sandalyelerin % 35’ine sahip olur.

 
Oysa “Yönetimde istikrar” arayan sistemde oyların sayımı ve değerlendirilmesi Belçikalı Hukukçu/matematikçi V. d’Hondt tarafından önerilen (1878) bir mantıkla yapıldığında, 1. sıradaki Parti ortalama %15-20 “bonus” kazanıyor, yani gerçekte hak ettiğinden fazlasını elde ediyor
Temsil alanında.
(d’Hondt yöntemi nedense İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya gibi büyük Avrupa Ülkelerinde uygulanmıyor)

File:Hondt.jpg 
Victor d’Hondt (1841-1901)
Bu bakımdan anketlerde görünen yüzdeler, seçim sonucunda Meclise çok farklı yansımaktadır. Bunu ORC Şirketinin Haziran 2013’te yaptığı seçim anketi örneğinde açıklamaya çalışalım:
Partilerin oy oranlarına göre Barajsız oransal temsil sistemi” nde Mecliste alacakları sandalye sayıları şöyle olurdu;
 
AKP     % 41,5   228
CHP     % 33,0   182 
MHP     % 15,9    87
BDP     %  5,6     31
DİĞER  %  4,0     22
TOPLAM                 550
 
Oysa  %5 barajlı d’Hondt sisteminde ise sandalye dağılımı (ortalama)
şöyle oluyor (Barajın %10 dan % 5’e indirildiğini farz etsek bile);
 
AKP    % 41,5   270
CHP    % 33,0   180 
MHP   %  15,9    75
BDP    %  5,6     25
DİĞER %  4,0       –  
TOPLAM               550 
Buradan da görüldüğü gibi, 1. sıradaki Parti, mevcut konumunu daha da güçlendiriyor, ve fazladan ~40 milletvekili çıkarıyor. 2. sıradaki Parti oransal hakkını biraz korusa da
3. ve 4. sıradaki Partilerden 1. sıradaki Parti lehine kayıplar oluyor..

Baraj altında kalan Partilerin oyları ise, hemen tamamı 1. sıradaki Parti hesabına yazılmış oluyor. 
æ
Ülkemizde Demokrasinin bir “uzlaşmak” kültürü olduğunun artık anlaşılmış olması gerekir; İlla tek parti yönetimi ile (açıkça söylenmese de burada kast edilen şey fazla itiraz ve eleştirilerden uzak otoriter bir uygulama ile)  toplumsal sorunların daha çabuk ve etkin çözüleceği anlayışı terk edilmelidir.Uygar ülkeler bugün tek parti hükümetleriyle değil, koalisyonlarla yönetilmektedir..

  • Yaşamda rehber ve hakem “bilim” olduğu sürece, ve toplumsal projeleri uygulayan “bilimsel akıl” olduğu sürece çözülmeyecek sorun yoktur.
Bu nedenle Demokrasi ve Bilim arasında simbiyotik bir ilişkiden söz edebiliriz.
Çünkü Bilim de ancak demokratik ülkelerde, özgür ve eşit yurttaşların yaşadığı toplumlarda gelişim ortamı bulabiliyor.Sevgilerimle. æ

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir