İzzetin Doğan ve Cemaat derhal Tuzluçayır projesinden vazgeçmelidir!


İzzetin Doğan ve Cemaat derhal Tuzluçayır projesinden vazgeçmelidir!

Dostlar,

Tuzluçayır’da son 3-4 gündür yaşananlar yeni bir provokasyon endişesi uyarıyor.
Çoook sakıncalıdır, tehlikelidir, insanımıza yazıktır.. AKP hükümetini özellikle uyarmak isteriz : Tek bir kişinin burnu bile kanamamalı, Gezi’de olduğu gibi hükümetin eli bir daha asla kana bulanmamalıdır. Tersi durumun ülkemize faturası çok acı ve ağır olabilir.

  • İzzetin Doğan ve Cemaat derhal bu projeden vazgeçmelidir.

Alevi insalarımızın temel hakları 12 Eylül’den bu yana 30+ yıldır görmezden gelinmektedir. AİHM kararları hiçe sayılmaktadır. Anayasadan zorunlu Din ve Ahlak Bilgisi dersleri inatla çıkarılmamaktadır. Ki bu derslerin özünden saparak salt Sünni mezhebinin öğretisinin dayatılmasına dönüştürüldüğünü herkes biliyor. AKP İkitdarı
bu politikayı daha da dayatmacı olarak sürdürüyor..

Başbakan kalkıp hiç utanıp – sıkılmadan “Cemevi – cümbüşevi” diyebiliyor, milyonlarca insanın kutsallarına saldırıyor.

Belediye başkanı iken Karacaahmet cemevini az kalsın yıktırıyordu..

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) bir başka ağır yaradır..

Alevi yurttaşalar da vergi veriyor ama hiçbir hizmet alamıyorlar DİB’dan..
Hatta tersine aşağılama, görmezden gelme, DİB’nın ikiyüzlü assimilasyon politikaları.. AKP, bu sorunlara ilişkin, Alevi yurttaşların AİHM’de kazandığı davaları da yok sayıyor..

Tüm bunlar ülkeye barış getirmez.. Sonunda

  • Hükümet – Cemaat çekişmesinde Alevileri Cemaat mı yedeğine alacaktır?

Okumuş, aydın Alevi yurttaşlar bu basit oyunu yutar mı? Bu Cami – Cemevi denen uyduruk ve zeka fukarası basit assimilasyon girişimine İzzettin Doğan nasıl yanaşır, anlamak güçtür.. Herhalde akıl tutulması olmalı..

Ya da bu proje düpedüz bir provokasyondur, gündem yaratmadır..

Hepsi de birbirinden tehlikeli.. Tuzluçayır’da bir gecekonduda 1971-72 yılında
1 yıl ailece kaldık. Hacettepe Tıp’ta eğitime başlamıştık. Polis komiser yardımcısı olan babamız da Artvin’de zorunlu Doğu (Şark) hizmetinde idi. Bölgeyi biliriz, çok sayıda dostumuz ve dostluğumuz halen sürmektedir.

Tuzluçayır halkı yoksul ama başı dik, onurlu insanlardır, kolay kolay boyun eğmezler..

Bu tarihsel – sosyolojik gerçeğin de bilinmesinde çok yarar var.

Aşağıda, bölgeden birinin, Sayın Veli Bayrak‘ın dikkatle okunması gereken bir yazısını Paylaşalım..

Tuzluçayır üzerindeki oyunları bozalım..

AKP hükümetine iyi niyetle uyarı ve de çağrıdır..

  • Cemaat eliyle Tuzluçayır  karıştırılırsa faturası kime çıkar??

Sitemizde yer alan konuya ilişkin aşağıdaki yazıya da bakılması rica olunur. http://ahmetsaltik.net/2013/09/10/cami-cemevine-tuzlucayirda-buyuk-mudahale/, 10.9.13

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 10.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
=======================================

Tuzluçayır…

Veli Bayrak 
Demokrat Haber: http://www.demokrathaber.net/tuzlucayir-makale,7284.html, 9,9,13

Ben Tuzluçayır’da doğdum. Orada okudum orada büyüdüm. Tuzluçayır deyip de geçmemek lazım. 1980 öncesinin Küçük Moskova’sıdır Tuzluçayır. Sivil faşistler Türkiye genelinde devrimcileri kast ederek “Komünistler Moskova’ya” diye duvarlara sloganlar yazarken resmi faşistler de Turluçayır’ı devrime ve devrimci mücadeleye vermiş olduğu destekten dolayı “Küçük Moskova” ilan etmişlerdi.

Tuzluçayır sıradan bir yer değildir Türkiye için. Türkiye devrimci tarihini az çok bilenler, birçok devrimci grup ve önderlerinin Tuzluçayır’dan çıktığını çok iyi bileceklerdir. Tuzluçayır yoksul ve emekçi bir semttir ama okuma yazma düzeyi en yüksek semtlerden birisidir. Kitap ekmekten bile öncedir Tuzluçayırlı için. İstediğiniz herhangi bir evi seçip içeriye girin, odalardan birinde bir kütüphane ve yüzlerce kitap göreceksinizdir. 1960’lı yıllar aynı zamanda göç yıllarıdır da! Köyden kente göçlerin yoğun olduğu yıllardır.

Şairin “Dağılsak da göç yollarında / Yarın bizim bütün dünya” umuduyla göçlerin yollara vurduğu yıllardır o yıllar. İşte Tuzluçayır’da Anadolu’dan “sıyrılıp gelen” yoksul emekçi halkının diş ve tırnakları ile kurduğu bir semttir. Sivas’ın, Yozgat’ın, Çorum’un, Amasya’nın, Artvin’in, Gümüşhane’nin ve birçok Anadolu kentinin kendi topraklarından kopup çocuklarına güzel bir gelecek kurmak için kavgada buluştukları bir yerdir Tuzluçayır.

Şair Gülten Akın’ın Seyran Destanı adlı kitabında

Tuzluçayır’dan bir yanı kente bir yanı dağa
Yol gider asfalttır,
Natoyolu
Ankara’nın ağaları beyleri
Oradan sürerler arabalarını..

dizeleri ile ölümsüzleştirdiği bir tarih sayfasıdır. İlkokul 2. sınıfa dek Tuzluçayır mahallesinde bulunan Süleyman Nazif İlkokulunda okumuştum. Sonra kaydımı birkaç otobüs durağı ötesinde bulunan Açıkalın İlkokuluna aldırmıştı babam. Evimiz şimdi Cami ve Cemevinin birlikte yapılmak istendiği arsaya 200 m uzaklıkta bulunan ve çoktan yıkılan yazlık sinemanın sahnesine bakan tahta merdivenli bir evdi. Kiradaydık. Sonra Natoyolu’na, yani çöplüğe, yani yıkım ekiplerinden sakınarak her yıl bir odasını zar zor tamamlayabildiğimiz ve bir zeytini bölüşerek yediğimiz gecekondumuza taşınmıştık.

29 Nisan 1980’de bugün Cami ve Cemevi temelinin atıldığı alanın 50 m karşısındaki Tuzluçayir lisesinde orta bir öğrencisiydim. Ogün lisede büyük bir eylem olmuş ve yüzlerce polis ve asker okulu saatlerce taramıştı. Kurşun izlerinin açtığı derin çukurlar 12 Eylül faşizmi tarafından “ibret olsun” diye yıllarca doldurulmamıştı. Kapıda bizlerin hayatından endişe duyan ailelerimiz asker ve polis tarafından acımasızca dövülmüş “İçerde çocuklarımız var, çocuklarımızı öldürecekler” diyerek bir arkadaşımızı korumaya çalışan Menekşe Ana (Menekşe Erbay), okulun önünde katledilmişti!

Bu gün Tuzluçayır direnişinde televizyonlardan haber geçen gazetecilerin
“Şu an Tuzluçayır Süleyman Ayten caddesindeyiz” dediği kişi, yani Tuzluçayır’ın eski muhtarı Süleyman Ayten, sivil faşistler tarafından katledilmişti! Tuzluçayır’ın
ilk devrimci şehidi Ali Haydar Türkmen yine bir polis kuruşunuyla daha 17 yaşındayken Tuzluçayır’da vurularak öldürülmüştü! Yüzde seksenin Alevi olduğu bir semttir

Tuzluçayır. Sivas, Çorum, Yozgat, Amasya, Artvin, Gümüşhane ve daha birçok ilden gelip kendi kültürünü ve yaşama biçimini oturdukları semte yansıtabilmiş insanların kurduğu bir semttir. Düğünler hala davullu zurnalıdır Tuzluçayır’da. Kınalar sokak ortasında ve zılgıt çekerek yakılır. Ölülerinin kırkını birlikte verdikleri yemeklerle
yad eder Tuzluçayırlılar. Türkiye genelinde belki de birkaç il ve ilçede Cemevi varken, 1990’lı yılların ortalarında Cemevi açılmıştır Tuzluçayır’a. Sivas’ta katledilen ve benim de komşum, arkadaşım olan Gülsün Karababa Tuzluçayırlıdır.

Tuzluçayır, Ankara’da yapılan gösteri ve yürüyüşlere Dikmen ile birlikte en çok gösterici gönderen bir semttir. İktidar ve emniyet güçleri bunu çok iyi bilmektedirler. Şu anda temeli atılan Cami ve Cemevi aslında Tuzluçayır Mahallesi sınırları içinde değildir. Hemen yanıbaşında bulunan Kartaltepe Mahallesi sınırları içindedir. Kaldı ki, hemen yanıbaşında Kartaltep’enin ihtiyaçlarını görebilecek bir başka Cami daha bulunmaktadır. Ne Tuzluçayırlının en Kartaltepelinin Cami ya da Cemevine ihtiyacı yoktur. Tuzluçayır’da bir Cemevi 1992’den beri bulunmaktadır. Eğer isterse Aleviler ya da Alevi örgütleri bunu halkın da yardımı ile daha büyük bir alana ya da mecraya çekebileceklerdir. İktidarın ve dolayısı ile “Dersim Alevileri dinsizdir” diyen

  • Fetullah Gülen ile İzzettin Doğan’ın anlaştığı Cami, Cemevi, Aşevi projesi bir asimilasyon projesidir!

Başta tüm Aleviler ve devrimciler olmak üzere Tuzluçayır halkı, Ege mahallesi, Cengizhan mahallesi, Fahri Korutürk mahallesi buna izin vermeyecektir.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir