Dünya Barış Günü Düşünceleri

Dünya Barış Günü Düşünceleri

Onur_Oymen_portresi_ofiste

Onur ÖYMEN

Dünya barış gününü içtenlikle kutluyor, bölgemizde ve dünyadaki silahlı çatışmaların sona ermesini bütün insanların barış, huzur ve güvenlik içinde yaşamalarını diliyorum.

Ne yazık ki, dünyanın gerçekleri bu konuda fazla iyimser olmaya olanak vermiyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın çeşitli bölgelerindeki çatışmalarda 18 milyondan çok insan yaşamını kaybetti. Bu çatışmaların önemli bir bölümü Orta Doğu’da yaşandı ve yaşanıyor. Dünya Barış Gününün bu yılki yıldönümünde Suriye’ye yönelik bir askeri operasyon niyeti ABD Başkanı Obama tarafından açıklandı. Bence her kezinde askeri seçenekleri düşünmek yerine bölgeye gerçek bir demokrasi getirilebilseydi belki şimdi yaşanan dramlar hiç yaşanmayacaktı.

Çünkü barışla demokrasi arasında yakın bir ilişki var.

Şimdiye kadar demokrasiyle yönetilen ülkeler arasında hiç savaş çıkmadı.

O nedenle Ora Doğu’ya barış getirmenin en etkili yollarından biri bölgeye gerçek bir demokrasi getirilmesine katkıda bulunmaktır.

Türkiye’nin böyle bir katkı sağlayabilmesi için hem demokrasi hem de güvenlik alanlarında eksiklerini gidermesi gerek. Oysa demokrasi alanındaki eksiklerimizin
yanı sıra dünya barış endeksinde de 162 ülke arasında 134. sırada geliyoruz.
Yani 133 ülkenin vatandaşları bizden daha huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşıyor.
Bunun başlıca nedeni, 40,000’e yakın vatandaşımızın yaşamına mal olan terörist eylemlerdir. Bu eylemlerin sona erdirilip Türk vatandaşlarının barış ve güvenliğe kavuşturulmasının sağlanamamasının başlıca nedenlerinden biri de kimi Batı ülkelerinin Türkiye’nin terörün Kuzey İrak’taki kaynaklarını bertaraf etmesine engel olmalarıdır. Şimdi aynı ülkeler bütün Orta Doğu’yu daha büyük çatışmalara sürükleyebilecek bir müdahalenin hazırlığı içindedirler.

Yaşadığı acı deneyimlerden sonra Türiye’nin böyle bir müdahaleye katılmaya gönüllü olması bence ülkemizin güvenlik çıkarları açısından ciddi sakıncalar doğurabilir.
Masum insanların öldürülmesinden sorumlu tuttuklarını cezalandırmak için füze saldırısına hazırlananlar, bu saldırıların sonucunda da çok sayıda masum insanın yaşamını yitireceğini düşünmelidirler.

Onların Birleşmiş Milletleri devre dışı bırakarak, uzmanların raporunu bile beklemeden girişecekleri anlaşılan bu operasyona destek olanlar da bunun sorumluluğuna ortak olacaklardır. Bölgedeki kimyasal silahların ortadan kaldırılmasının yolu bu değildir.
Eğer gerçekten amaç kimyasal silahların bir daha kullanılmasına engel olmaksa,
bunun çaresi bölgenin bu silahlardan tümüyle arındırılmasıdır.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Sözleşmesi bu olanağı vermektedir. Devletlerin bu konudaki tavırları gerçek niyetlerini de ortaya çıkartacaktır.

Onur Öymen

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir