Diyanet’in fetvalarını hazırlayan kafa


Dostlar
,

Rahmetli Prof. Dr. İlhan Arsel, Hukuk profesörüydü.. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde uzun yıllar öğretim üyeliği yaptı ve Anayasa Hukuku dersleri verdi. AYDINLANMA bağlamında çok değerli kitaplar yazdı (Listesi aşağıda.. 7.2.2010’da, 89 yaşında ABD’de yaşamını yitirdi.).

  • Aydınlanmadan murat aklın inançtan bilimin de dinden özgürleşmesi idi.

Yobazlar Prof. Arsel hocanın yazdıklarına yanıt veremediler ama O’nu bu ülkede yaşayamayaz duruma getirdiler. Hoca, yaşamını can güvenliği nedeniyle ABD’de sürdürmek zorunda kaldı. 7 Şubat 2010 pazar günü, Florida‘da yaşamını yitirdi.

Prof. Arsel, “DİYANET HURAFE ÜRETİYOR” diyordu.

DİB‘da (Diyanet İşleri Başkanlığı) değişen bir şey yok.. Tersine daha da militan bir anlayış egemen. Devasa boyutlara varan kadroları, 8 bakanlığın ödeneğine denk
ve TÜBİTAK‘ın birkaç katı bütçesi, muazzam varlıkları yöneten vakıflarıyla DİB Türkiye’de adeta bir sektör.. Son başkan da (Prof. Ali Görmez) “sahaya inmekten” (?!) söz etmekte ne demekse..

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Karslı’nın makalesi de aynı yolda.. Karslı’nın, Diyanet’in yayın organında yayımlanan “Tesettür Emri ve Kadın” başlıklı yasısı aşağıda..

Hala, Nur 31‘in anlamını çarpıtarak Kuran’ın kadının örtünmesini buyurduğunu söylemeyi sürdürüyorlar..

Bizim bu makalede anlatılan öykü ile ilgili çok ama çok yalın bir sorumuz var :

  • Tanrı’nın huzurundan kovulan Şeytan her nasılsa Cennet’te kalmaya devam etmektedir ve Adem Baba ile Havva Ana’yı Cennet’te suç işlemek için ayartabilmektedir öyle mi? Cennet, suç işlenebilen bir yerdir; Şeytan tarafından ayartılarak suç işleyen ise ilk peygamberdir öyle mi?

İslam dinine bu vb. akıl ve mantık dışı hurafeleri üreten ve yayanlardan başka düşmana gerek var mı?

Bu yüzden değil midir ki; Dünya nüfusunun ancak % 16 kadarı (6 kişiden 1’i) Müslümandır ve bu oran Ateistlerin oranına hemen hemen denktir. Hıristiyanlar ise Müslümanların 2 katı oranındadır.. Son din İslamiyet, İsa’nın dininin yandaşlarını ikna edememiş ve aşamamıştır. İslam dünyasında hızlı nüfus artışına karşın Müslümanların oranı Dünya nüfusunda giderek düşmektedir..

Bu gidiş nedendir? İnsanları dinden – imandan çıkaran, İslamiyetten uzaklaştıranlar hoca kılıklı birileri midir? Bu eylemin karşılığı nedir? Gerçek Müslümanlar hiç bu ciddi sorunlar üzerinde düşünmezler mi??

Sevgi ve saygı ile.
Tekirdağ, 28.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================

İşte Diyanet’in fetvalarını hazırlayan kafa

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Karslı’dan inciler…
Diyanet'in_hurafeleri

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dinel konularda en yüksek karar ve danışma organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu’nun üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Karslı,
Kuran’ın kadınlara örtünmeyi emrettiğini belirterek “Çünkü kadının bedeni bir süstür. Dolayısıyla değerlidir ve korunması gerekir” dedi. Kadınların bedensel çekiciliklerini toplumsal yaşama karşı değil, eşlerine karşı sergilemeleri gerektiğini de ifade eden Karslı, Adem ve Havva’ya değinirken, “Cennette şeytan, insanın elbiselerini soymakta ve mahrem yerlerini açığa vurmayı başarmaktadır. Kıyamete kadar şeytan insanı bu konuda rahat bırakmayacak ve beden mahremiyetine hürmetsizlik göstermesi için elinden geleni ardına koymayacaktır” diye ekledi.

Karslı’nın, Diyanet’in yayın organında yayımlanan “Tesettür Emri ve Kadın” başlıklı makalesinde yer alan yorumlarından bazıları şöyle:

* Şeytan, huzuru ilahiden kovulduktan sonra ilk girişimini Adem babamız ve Havva anamıza karşı yaptı. Bu sırada onlar cennette bulunuyorlardı. Vesvese ile üzerlerine vardı. Amacı, yasak ağaçtan onlara yedirmek, elbiselerini soyup edep yerlerini kendilerine göstermekti. Onları ayartmak için elinden geleni ihmal de etmedi. Neticede amacına ulaştı. (Araf7/20-22)

* Görüldüğü gibi daha ilk karşılaşmada, cennette şeytan, insanın elbiselerini soymakta ve mahrem yerlerini açığa vurmayı başarmaktadır. İlk yaratılış sahnesinde Rabbimiz bir başkasını değil de bu konuyu bizlere hatırlatmıştır. Elbette ki bu, ilahi bir hikmet sebebiyledir. O da, herhalde şudur: Kıyamete kadar şeytan insanı bu konuda rahat bırakmayacak ve beden mahremiyetine hürmetsizlik göstermesi için elinden geleni ardına koymayacaktır.

* Aydınlanma süreci insanın dini değerlerden kopması, kendi kendisini kutsaması sonucunu doğurdu. Her alanda özgürlük, insana verilendeğerin bir yansıması olarak görüldü. Dolayısıyla örtünme, kadının örgütlüğünün önünde bir engel kabul edildi. Geleneksel uygulamalarıterk ettiği ölçüde insanın özgürleşeceği düşünüldü. Belki de insanlıktarihinde ilk defa müstehcenlik bu denli sosyal bir görünüm kazandı vedünyanın hâkim kültürü haline geldi. Bütün bunlar, kadının bedeniüzerinden yapıldı. Onun kişiliği değil, dişiliği öne çıkarıldı.

İslami değerler sistemi, iffetli fert, iffetli toplumu hedefler. Bu sebeple beden mahremiyetini korumaya büyük önem verir. Kadının da erkeğin de kendini sergilemesini ve teşhir etmesini onaylamaz. Cinsel sapmalara giden yolları kapatır. Cinsler arası ilişkilerde birtakım kurallar koyar. Mesela bakışların haramdan korunması ve tesettüre riayet edilmesi bunlardan bazılarıdır.

* Kuran, Nur suresi 31. ayette kadınlara kendi doğal güzelliklerini ve takılarını namahremlere göstermemeleri uyarısını yapar. Çünkü her iki cins birbirine karşı birer cazibe merkezidir. Bu, fıtratın bir gereğidir. Bu anlamda erkeğin nazarında kadının konumu ayette ziynet/süs olarak nitelendirilir. Ancak Kuran, bunun açığa vurulmamasını, aksine yine ziynet olarak isimlendirilen elbiseye büründürülmesini emreder. Çünkü kadının bedeni bir süstür. Dolayısıyla değerlidir ve korunması gerekir.

* İlahi uyarılar, kadının doğasının bastırılması anlamında yorumlanmamalıdır. Aksine Kuran, burada bir yönlendirme yapmakta ve onun bedensel çekiciliğini ortaya koyma arzusunu toplumsal hayatta değil, eşine karşı sergilemesini hedeflemektedir. (Cumhuriyet, 27 Ağustos 2013)

*******************************************
Prof. İlhan Arsel’in yayınlanmış kitapları    : 

  1. Şeriatçıyla Mücadelenin El Kitabı (2008, Kaynak Yayınları)
  2. Şeriat’ın Getirdiği Hoşgörüsüzlük (2008, Kaynak Yayınları)
  3. Kuran’daki Tanrı: Muhammedin Tanrı anlayışı (2007, Kaynak Yayınları)
  4. Şeriat ve Eşitsizlik ( 2006, Kaynak Yayınları)
  5. Cahilliye ( 2005, Kaynak Yayınları)
  6. Şeriat İnsan ve Akıl ( 2005, Kaynak Yayınları)
  7. Diyanet’e Cevap ( 1996, Kaynak Yayınları)
  8. Turan Dursun‘a Mektuplar (1996, Kaynak Yayınları)
  9. Müslümanlık Sınavı (2002, Kaynak Yayınları)
  10. İslam’a Göre Diğer Dinler (2002, Kaynak Yayınları)
  11. Muhammed’e Göre Muhammed (2000, Kaynak Yayınları)
  12. Kur’an’ın Eleştirisi 1-2-3 (1999, Kaynak Yayınları)
  13. Kur’an’daki Kitaplılar (1999, Kaynak Yayınları)
  14. Tevrat ve Incil’in Eleştirisi (1999, Kaynak Yayınları)
  15. Şeriat ve Kölelik (1999, Kaynak Yayınları)
  16. Şeriat’tan Kıssalar I (1996, Kaynak Yayınları)
  17. Şeriat’tan Kıssalar II (1997, Kaynak Yayınları)
  18. Aydın ve Aydın (1997, Kaynak Yayınları)
  19. Toplumsal Geriliklerimizin Sorumluları Din Adamları (1996, Kaynak Yayınları)
  20. Şeriat ve Kadın (1987, Kaynak Yayınları İstanbul, 1. baskı)
  21. Arap Milliyetçiliği ve Türkler (1973 1. Basım, Ankara Üniversitesi
    Hukuk Fakültesi yayını)
  22. Biz Profesörler (1997, Kaynak Yayınları)
  23. Şeriat Devletinden Laik Cumhuriyet’e (1975 ,1. Bs. Ankara Üniversitesi
    Hukuk Fakültesi yayını)
  24. Teokratik Devlet Anlayışından Demokratik Devlet Anlayışına
    (1975, AÜ İlahiyat Fakültesi Yayınları)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Diyanet’in fetvalarını hazırlayan kafa” üzerine 4 yorum

  1. Sevgili Ahmet Hocam,

    Affınıza sığınarak, metindeki küçük bir bilgi hatasını düzeltmek istiyorum. Semahat Arsel Hanımefendi zannediyorum Prof. Dr. İlhan Arsel’in kardeşi Dr. Nusret Arsel ile evliydi.

    Saygılarımla,

    Arda Civelek

  2. Geçenlerde cuma namazını kılmak için camiye gittim. Diyanetin hazırlamış olduğu vaaz, namaz öncesi kasetten yayınlanıyordu. Vaaz içeriğinde 4-5 kez güzel, hoş anlamında tayyib sözcüğü kullanıldı. Ve başka diyanet vaazında ise bir Ermeninin nasıl iyi bir insan olarak müslüman olduğundan bahsediyordu.
    Allah’ın evine siyaset ve bölücülük soktular; artık namaz kılmaya bile gidemiyoruz. Allah onları en ağır biçimde cezalandırır inşallah !

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir