Raylı Sistem mi, Karayolu mu?

Dostlar,

Sn. Prof.Dr.D. Ali Ercan nükleer fizik uzmanıdır. Enerji, ulaştırma, çevre politikalarıyla yakında ilgilidir..

İyi bir matematikçi olarak seçim aritmetiği ve güvenliği ile de..

ADD Bilim Kurulu Başkanı olarak doğalllıkla, ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ – KEMALİZM ile ilgili birikimi de engindir..

Bu konularda çok sayıda yazısını sitemizde okuyabilirsiniz.

Bu yazısında ulaştırma ekonomisini irdelemekte..

Türkiye neden karayolları batağına sokuldu??

Niçin demiryolları bilerek ve isteyerek geliştirilmedi??

Haritaya bakıldığında gelişmiş ülkelerin ne denli yaygın demiryolu ağı sahibi olduğu imrenilerek izleniyor..

Ve Türkiye,
KANYOLLARINDA HER YIL YAKLAŞIK ON BİN İNSANINI KURBAN VERİYOR!

Siz hala “karayolu” mu diyorsunuz??

Sevgi ve saygı ile.
Tekirdağ, 26.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

============================================

Raylı Sistem mi, Karayolu mu?

Portresi_gulumseyen

Prof.Dr. Ali Ercan
ADD Bilim ve Danışma Kurulu Başkanı

Demiryolu_agi_Avrupa
Avrupa Ülkelerinde raylı sistem (demiryolu) haritası

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?...

– Türkiye’de Devlet politikası olarak, demiryolu yerine karayolu taşımacılığının tercih edilişinin, ABD Marshall yardımının bir koşulu (kriteri) olduğunu,

– İstanbul-Ankara arasında elektrikli tren projesinin 1959 yılında hazırlandığını,

– 1976 yılında Demirel tarafından 411 km olarak ihalesi yapılan Ankara-İstanbul hızlı tren hattının % 40’ının tamamlandığını, ancak bunun bitirilmesinin engellendiğini, hatta Dönemin başbakanı tarafından (M. Yılmaz) “bu hattı tamamlayamayacağız” diye bir açıklama yapıldığını,

– 8 Haziran 2003’te dönemin Hükümetinin Ankara-İstanbul hızlı tren hattını tamamlamak yerine, Abdülhamit zamanından kalan 725 km’lik hattı modernize edecek şekilde Alarko ile ortak İspanyol şirketiyle bir anlaşma imzaladığını,

– Bu hattın Ankara-Eskişehir arası için 600 milyon dolarlık bir harcama yapılacağını ve bu projenin hızlı tren ile bir ilgisi olmadığını, aksine hızlı treni engellemek için bir aldatmaca olduğunu,

Atatürk zamanında 4075 km demir yolu yapıldığını,
bundan sonraki 65 yılda ise yalnızca 1510 km demiryolu yapılabildiğini,
1950 yılında %50 oranında olan demiryolu taşımacılığının, 2003 yılında
%5’e düştüğünü,

– Tokyo’da yüksek hızlı trenlerin (>200 km/h) 1964’te çalışmaya başladığını ve bugüne dek bu trenlerin hiç kaza yapmadığını,

– ABD, Fransa ve Japonya’da 450 km/s hız yapan trenlerin havayolu taşımacılığı ile rekabet ettiklerini, 600 km/s hız yapan elektrikli trenlerin artık kullanılmaya başlandığını, 800 km/s hız yapan elektrikli trenlerin ise deneme aşamasında olduğunu,

Taşımacılığını %95 oranında karayolu ile yapan Türkiye ‘nin,

    kaza sayısında 195 ülke arasında 12.

olduğunu,

Türkiye’de yılda ~10 bin kişinin karayollarındaki trafik kazalarında öldüğünü,

– Türkiye’de % 7’si trenle yapılan taşımacılığın, elektrikli trenle %30’a çıkarılması durumunda, yıllık 36 milyar $ tasarruf edileceğini, (Prof.Dr. Atıf Ural),

– Son hükümetin (AKP) acil eylem planında söz konusu olan 15 bin km yolun, yapılabilirlik (fizibilite) çalışmasının, jeolojik ve jeofizik etütlerinin, şehir içi geçiş planlarının, bilimsel değerlendirmesinin olmadığını, (Prof.Dr. Atıf Ural),

Tarsus-Adana-Gaziantep arasında yapılan yolun, keşif bedelinin, 360 milyon $, keşif uzunluğunun 243 km, öngörülen bitiş tarihinin 1991 yılı olduğunu, ancak bu yolun (258 km) 2001 yılında 4,2 milyar dolara bitirildiğini (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

– Otoyolların geçtiği alanların, on kilometre sağ ve on kilometre solunun, kirlilik nedeniyle tarım alanı olmaktan çıktığını, Türkiye’nin en verimli ovalarından biri olan İzmir Menemen ovasının ortasından, otoyol geçirmek için proje hazırlandığını, otoyolun ovanın 4 bin dönüm arazisini yok edeceğini,

– Menemen Ovasının içinden geçen karayolları kenarlarındaki bağlardan ihraç edilen üzümlerin, zararlı madde bulunduruyor olmaları nedeniyle iade edildiğini,

– Otoyolların verimli ovalar içinden geçirilmesinin Türk tarımını yok etmek planının bir parçası olduğunu,

– Yüksek hızlı demir yolunun km maliyetinin 1,4 milyon dolar, ömrünün 30 yıl, bölünmüş kara yolun km maliyetinin 1,5 milyon dolar, ömrünün 15 yıl olduğunu (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

Bolu tünelinin Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde olduğunu,

– Türkiye’de Almanya’dakinden daha fazla sayıda otobüs ve kamyon bulunduğunu,

– Avrupa ülkelerinde, elektrikli trenle yük taşımacılığının en düşük olduğu ülkede, bu oranın % 60, yolcu taşımacılığında ise en düşük oranın ~ % 80 olduğunu,

– 1 km karayoluna yapılacak harcama ile ~5 km demiryolu yapılabileceğini,

– Karayolunda taşınan yükün, demiryolunda ~5 kat daha ucuza taşındığını,

– Demiryolu ulaşımının, komünist ülkelerin tercihi olduğunu öne süren Turgut Özal‘ın, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı yaptığını,

– Gaziantep-Adana arasında 4 milyar dolara yapılan otoyolun, günde 30 bin araç trafiği için ekonomik olduğunu, ancak bu yolda günde sadece 3 bin araç trafiği olduğunu,

– İstanbul-Ankara arasını 3 saat, Ankara-Mersin arasını da 3 saatte alacak olan bir demiryolu yapılsa bunun maliyetinin 4 milyar $ olacağını,

– Ülkemizde, denizyolunun yük taşımacılığındaki payının % 0,3 olduğunu,
300 milyar $ olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar $ pay alırken, bizim ise 2,5 milyar $ bile pay alamadığımızı,

– Eğitim – Enerji – Ekoloji – Ekonomi ve Erişim (ulaşım + iletişim) gibi
5 temel E-politikaları yanlış olan bir ülkenin kalkınamayacağını,

BİLİYOR MUYDUNUZ???

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir