Nazif Ekzen : Şimdi biz bir yeni dönemdeyiz

Dostlar,

Çook deneyimli ikitisatçı Sayın Nazif Ekzen‘den tam anlamıyla “mükemmel” bir makale..

Mutlaka, sindire sindire okumalı, üzerinde düşünmeli ve tartışılmalı..

Teşekürler Sayın Ekzen..

Sevgi ve saygı ile.
14.8.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================

Şimdi biz bir yeni dönemdeyiz

portresi_AYDINLIK

Nazif Ekzen

Aydınlık, 13 Ağustos 2013

Altı yıl önce bugünlerde,
2007 Ağustosu başında, ABD ekonomisinden başlayan ve bütün batılı ekonomilere de yayılan, aynı anda piyasalara yönelik bir dizi “doğrudan müdahale” yaşandı.

Finansal kriz olarak başlayan süreç ekonomik krize dönüştü.

2013 Ağustos ayı başında altıncı yılı tamamlayıp yedinci yıla girerken,
krizin nasıl sonlanacağına ait en ufak bir işaret yok
.

Tersine, merkez ekonomilerin çoğunluğunda, ABD hariç, 2013 yılı büyüme hızına ilişkin beklentiler durgunluğun devam ettiğine işaret ediyor.

Devlet müdahalelerine karşın büyüyen kriz

2007 yılı Temmuz ayının son haftası ve Ağustos ayının ilk haftası başında, beklenmedik şekilde, başta ABD olmak üzere batılı merkez bankalarının, piyasaya doğrudan 360 milyar doları bulan “likidite enjeksiyonu” yaşandı.

Yetmedi, aynı haftanın son gününde, ABD’de FED iskonto faiz oranlarını indirdi.

Müdahaleyi takip eden hafta başında, merkez bankalarının likidite enjeksiyonu ile mevcut likidite krizinin aşılacağı söyleniyordu.

Başta FED olmak üzere merkez bankalarının 360 milyar dolarlık “kurtarma operasyonunun” yetmediği görüldü ve hafta sonunda faiz oranları da düşürüldü.

Gösterge faiz oranlarına dokunulmamıştı, ancak iskonto faiz oranları indirilmişti.

Batılı merkez bankaları iki ayrı aracı kullanarak “piyasaya doğrudan müdahale ediyordu.”

Ancak hafta sonunda faiz müdahale aracı da kullanıldıktan sonra bile piyasalarda yaşananın “likidite krizi mi yoksa bir borç krizi mi” olduğu üzerinde henüz açık bir mutabakat sağlanmamıştı.

Bu ortamda ABD’den gelen bir “yeni reform yasası” açıklaması krizin gerçek nedenini ortaya koydu.

Borçları devlet yükleniyor!

ABD Başkanı Bush’un piyasalara doğrudan müdahale kararlarının etkisiz kalmasından hemen sonraki hafta içinde, 2007 yılı Ağustos ayı ortasında açıkladığı “reform” yasası, ABD emlak piyasalarına devletin doğrudan müdahale etmesini öngörmekteydi.

Açık anlatımla, emlak piyasalarında, tahminlerin ötesinde, çok yüksek sayıdaki borçlu konumdaki bireyin kredi borçlan ödenemez durumdaydı ve borçları “devlet yüklenmekteydi.”

2007 yılı sonbaharına girerken “ev-alımı kredileri borçluluğundan” kaynaklanarak başlayan kriz, 2008 Ekim ayında ABD ve Kara Avrupa’sındaki büyük banka iflasları ile finansal krize ve hemen ardından

  • kapitalizmin bilinen 250 yıllık tarihinin en uzun süreli “ekonomik krizine” dönüştü.

Krizden hala çıkılamadı..

Nasıl çıkabileceği konusunda ortaya konabilmiş bir ekonomik öneriler dizisi de oluşturulabilmiş değil.

Büyük daralma

Kapitalizmin son büyük krizi olarak 2007 Ağustos borç-finansal krizi ile ABD başlayan ve alt yıldır, 2007-2013 Ağustos aralığında yaşanmakta olan, IMF’m adlandırması ile; Büyük Daralma” dönemi.

Ancak sonuçları bakımından, öbürlerinden farklı olarak bütün dünya ekonomilerini etkileyen özelliği ile “finansal yapıların ekonomik yapılara en büyük yıkıcı darbeyi vurduğu” bunalım dönemi.

Globalist saldırı

1970’li yılların sonunda, 1980 başında ve ilk yarısında, neo-liberal köktenciliğin
en saldırgan dönemindeki sloganı anımsatalım.

İktisat politikası uyarılan karşısında, hep “alternatif yok” deniyordu.

24 Ocak 1980 ve 12 Eylül 1980, ekonomik ve askeri darbelerinin milat oluşturduğu “eylülist rejim” ile Türkiye de “alternatifi yok” denen neo-liberal köktenciliğin içine sürüklendi.

  • 33 yıldır kesintisiz olarak bu “alternatifi yok” denen çıkmazın içindeyiz.

Son altı yıldır bu modelin ekonomik yapısı çöktü.

Ancak devlet destekleri ve merkez bankalarının sürekli likidite enjeksiyonları ile ayakta durabiliyor.

Merkez ekonomiler dışındaki Türkiye ve benzeri konumdaki çevre ülkeler de, bu likidite enjeksiyonlarından kendilerine sızan “sıcak paranın” giriş-çıkışlarına bağlı olarak sınırda yaşıyorlar.

Global saldırı aracı: Ilımlı İslam

1980’li yılların hemen başında başlayan Globalist” dalga, Türkiye ve benzeri konumdaki müslüman ülkelerdeIlımlı İslam” dalgası ile birlikte yükseldi.

Bu sayfada sıkça gösterdik. 1980 yazında “eylülist rejim” darbesinden kısa süre önce açıklıkla söylendi.

Yalçın Küçük ‘ kitabında, “Yolun neresindeyiz?” diye sorguladığı, gelmekte olan eylülist rejimin açılımını yaptı.

“Siyasal iktisadın duygusuz fakat açıklayıcı mantığıyla bakınca ortaya söyle bir tablo çıkıyor:

  • Ufukta İslam var. Aslında İslamcı baskı şimdi de var.
    Ufukta olan daha derin bir dinsellik.”

Globalist saldırının İslami dalga ile yükseldiği açıktı.

Öyle oldu, tam 33 yıldır kesintisiz yaşıyoruz.

Ilımlı İslam ya da İslami vesayet

Sivil vesayet ya da askeri vesayet değil söz konusu olan, 1 yıllık Mısır pratiği,
30 ve 10 yıllık Türkiye pratiğinde yaşananlar “İslam vesayeti” ile ilgilidir.

Şimdi bu dalga, 1970’li yılların sonunda, 1980’li yıllarda ABD’nin öncülüğünde
neo-liberal köktenci finans mimarisi ile birlikte, Afganistan’dan başlatılarak-Pakistan-Türkiye’de yükseltilen ve en son Kuzey Afrika ülkelerine ve Mısır’a “uyumlanmak” istenen ılımlı islam” dalgası artık kırılmış ve sönmektedir.

Bu kırılmada en önemli gelişme Mısır ve Türkiye örneklerinde ortaya çıkan;
demokrasi ile siyasi-ekonomik liberalizm ile ilgisi olmayan pratik oldu.

Şimdi artık çok daha açık görülüyor.

Otuz yıl önce “ılımlı İslam” uyarılarına, on yıl önce “demokrasi takiyyesi” uyarısına
itibar etmeyen Türkiye’nin iflah olmaz liberalleri bir kez daha yanılırken,
şimdi “demokrasiyi değil, İslami vesayeti” hedefleyen ve tramvayı
“İslamı vesayet durağında” terk eden sahiplerine kızıyor
.

Çok geç.

Direnen gençlik

O tarihten günümüze, 2007/2008 krizi başlangıcına dek geçen otuz yılı aşkın dönemde yetişen gençlere hep başka iktisadın olmadığı söylendi;
bir sentetik dünyada büyüdüler.

Neo-liberal iktisat dışında iktisat olmadığı gibi, yalnızca sandık demokrasisine endeksli siyasi liberalizm dışında bir siyaset de yoktu.

Büyüdükleri siyasi ortam ve örgütlenmede sentetik, sandıksal demokrasi ortamı idi.

Şimdi, yaşanan krizin sonuçlarını, işsizlik, sosyal güvencesizlik başta olmak üzere, “sandıktan ben çıktım bana boyun eğeceksiniz” dayatmasını,
olup bitenleri anlamakta çok zorlanıyorlar.

O gençler “direnmeye” başlıyorlar.

Alternatif var

Altı yılını tamamlayıp yedinci yılına giren ve sonlanıp-sonlanmayacağı bilinemeyen “Büyük Durgunluk” dönemi içindeyiz.

Şimdi açık olarak söylenen, artık günümüzde, “başka iktisat politikası ve sandıksal demokrasisi dışında yönetim mümkün.

Nasıl?

Bir yeni dönemdeyiz.

Cumhuriyetin bir yeni dönemi bu.

  • Milat; Taksim Başkaldırısıdır.

Sıkça söylediğimiz gibi, Taksim-Gezi Milat’tır.

Şimdi yeni şeyler yapmak zamanı.

Cumhuriyeti küllerinden yeniden inşa edeceğiz!

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Nazif Ekzen : Şimdi biz bir yeni dönemdeyiz” üzerine bir yorum

  1. HERGÜN HER SAAT ESKİ BİR DÖNEMDEN ÇIKAR YENİ BİR DÖNEME GİRERİZ!..

    Doğrusu ben bu yazıyı okuyuncaya kadar Nazif Ekzen adında bir yazar olduğunu bilmiyordum. Yazıyı okuduktan sonra da, aklıma Osmanlı aydınlarının kadim bir sözü geldi.

    “Her şey a’dan z’ye kadar bozuk… Her şey olduğu gibi de kalsın… Olduğu gibi de devam etsin…”

    Nazif Ekzen’in gerçekten anlatmak istediği bir konu yok!.. Ama ABD ve AB ülkelerinin kriz içinde olduklarına hükmetmiş…

    1980’den beri sağ liberal çizginin alternatifsiz iktidarda olmasından da şikayet etmiş, Ilımlı İslam’dan da… Hatta Ilımlı İslam’ın yerini sert bir İslamın almasından da… Ama, birkaç sayfa yazı yazmayı ve hiçbir şey söylememeyi başarmış…

    ABD, SSCB’yi dağıldıktan sonra yaklaşık yüz yıllık bir zaman kazanmıştır.

    Türkiye son otuz yılda “ON ASKER ŞEHİT OLDU, YÜZ TERÖRİST ÖLÜ OLARAK ELE GEÇTİ,” BİÇİMİNDEKİ sürekli İçsavaş politikasıyla ABD SAVAŞ SEKTÖRÜNÜ AYAKTA TUTAN, SİLAH, PATLAYICI, TANK, HELİKOPTER VE UÇAK FABRİKALARINI AYAKTA TUTAN 350 MİLYAR DOLARLIK BİR PAZAR YARATMIŞTIR.

    Nazif Ekren, hiç ABD ekonomisi darda diye kaygılanmasın, hiç emlak sektöründe ifllas var diye kara kara düşünmesin, Finans Sektöründeki iniş çıkışlarından dolayı üzülmesin!.. Savaş Sektörü ABD’nin belkemiğidir… Savaş Sektörü, Türkiye’nin “Terörle Mücadeleyle açtığı Savaş ve Ölüm Pazarından ” beslenmektedir. Son otuz yılda hiçbir silah, patlayıcı, askeri malzeme fabrikası kapanmamış, Savaş Sektörünün her fabrikası “Türkiye’deki Terörle Mücadele Pazarından” beslenmiştir.

    Nazif Ekzen, Türkiye’de neoliberal partilerin alternatisiz iktidara gelmesinden hiç rahatsız olmasın…Gezi Parkı Direnişine de hiç bel bağlamasın… Ancak, vakti olursa bir aynaya baksın ve her şeytin temel nedeninin omuzlarının üstünde taşıdığı kafa olduğunu anlamaya çalışsın…

    Son otuz yılda ABD Savaş Sektörünü besleyen “terörle mücadele” de bıkkınlık verdi, insan hayatına zerre kadar değer vermeyen direniş manyakları da …

    Nazif Ekzen, bir Ermeni Vatandaştan gasp edilen Deva Çıkmazı’ndaki binada istediği kadar kendi çalsın, kendi oynasın… Ne bize bir şey anlatsın, ne bize bir şey söylesin…

    Başka iktisat politikalarını ve sandıksal yönetim dışındaki yönetimleri de Deva Çıkmazı’nın dışında taşırmasın… Mümkünse o binada kursun… Ve bizden ne kadar uzak durursa kendisine o kadar şükran borcumuz olacağını aklından çıkarmasın!…

    Siyaset akılla, zekayla, geleceği görmekle yapılır!.. Kırk yılda elli yılda bir arpa boyu ilerlemeyen bir her türlü zekadan, akıldan, geleceği görme yeteneğinden yoksun bir fıraksiyonun mensupları kimseye akıl veremez, yol gösteremez, önder olamazlar…

    Kılavuzu İşçi Partisi ve Perinçek olanın burnu ise Deva Çıkmazı’nda bir Ermeni vatandaştan gasp edilen binadan çıkmaz… Çıkmamalıdır…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir