Gözümüz Kulağımız Silivri’de..?


Dostlar
,

Silivri’ye bu kez gidemiyoruz ama aklımız fikrimiz orada..

Şu anda pek çok yurtsever yollarda..

Artık apaçık demokrasi ve hukuk dışında olan siyasal iktidar ise,
ne yapıp edip bu halk direnişini engellemek için suç uydurma çabasında.

Düzeltilecek neresi var ki??

Yine de birkaç soru soralım:

1. Bu önemli “yargılama” (!?) neden İstanbul Adliyesinde değil??
Neden İstanbul’a 100 km uzakta bir yerde ve üstelik hapishane binaları arasında??
Mahkeme neden taşınıp duruyor??

2. Duruşma salonu neden 350 kişilik? Yüzlerce “Sanık” (!?) ile avukatlarını bile alacak        durumda değil?? Bu önemli dava neden daha büyük bir salonda yapılmaz 5-6 yıldır?

3. Duruşmalar neden en azından kapalı devre TV yayını ile bina fauayesinde
izlenemez?

4.İddianamenin ve kanıtların, yargılama sürecinin yüzlerce kez sakatlanmasına karşılık     neden karar duruşmasına hiç izleyici alınmaz?
Halk adına adil karar verilecekse bu anormal korku nedendir?

5. Bu karar duruşmaya yakın günlerde güvenlik güçlerine bildirilir ve pekiştirilmiş
emniyet önlemleri istenir? Güvenliğin tahkimine yargı heyeti neden gerek duyar?
Verecekleri karar adil olacak ise nedir bu telaş?

6. Yurttaşların vicdanını kanatan bu sözde yargılamaya tepki vermek insanların
demokratik hakkı değil midir? Bu nasıl engellenebilr??

7. Mahkeme kararı “Türk Milleti Adına” diye başlamayacak mıdır??
Milleti duruşma salonundan dışlayarak çok ağır cezaları yağdırmak,
heyeti aklamaya ya da kararlarını meşrulaştırmaya yetecek midir??

********

Uzatmayalım;

  • Dijital ortamda hazırlanan sahte kanıtlar,
  • imzasız ihbar mektupları,
  • adi suçlulardan oluşan gizli tanıklar,
  • zorlama yorum ve varsayımlara dayalı suçlamalar;
  • kötü yazılmış, Türkçesi bozuk, imla hatalarıyla dolu bir siyasal polemik metninden ibaret olan iddianame ile

dava 5-6 yılda ancak karar aşamasına gelebildi.

  • Sanıkların gösterdiği tanıkların neredeyse hiçbiri dinlenmedi,
  • deliller değerlendirilmedi,
  • savunma hakkı kısıtlandı.

Evet, bu dava 5 Ağustos’ta (2013) sonuçlanacak.
Ama yalnızca kağıt üstünde..
Tarihin ve halkın vicdanında ise karar sahipleri mahkum olacak gerçekte.
Zaman içinde de, dileriz en kısa sürede bu yargı faciasının yaraları sarılacaktır.

Türk halkı bu acı ilacı sürgit yutmayacak, kendisine kurulan komploya
boyun eğmeyecektir.

Yarın, 5 Ağustos 2013 günü, güvenlik güçlerinin tek bir yurttaşın burnunu bile kanatmamasını diliyoruz.

  • Güvenlik güçleri yurttaşlarına hukuksuzluk, zorbalık yapmaz.

Silahsız, şiddetsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü Anayasa md. 34’te düzenlenen uluslararası antlaşmalarda da onanan bir haktır.

RT Erdoğan güvenlik güçlerine yurttaşlara zulüm değil, anayasal haklarını kullanırken güvenliklerinin sağlanması buyruğu vermelidir. Demokratik hukuk devletinin gereği budur.

Yoksa, kendisinin deyimi ile “24 saat küfredilen bir başbakan”ın var olduğu bir ülkenin despotik değil demokratik olduğu çıkarsaması, karinesi öylesine kerameti kendinden menkul duruma gelir ki, söyleyen de inanmaya başlar ve böylesi bir durumda yapılması gereken biricik eylemin derhal İSTİFA olduğu, bilincin kuytuluklarında hoyratça bastırılır.

Sevgi ve saygı ile.
Asos, Çanakkale, 4.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir