Can Dündar’a, AYDINLIK’a, ULUSAL KANAL’a, TGB’ye ve AKP zulmünün mağduru herkese selam ve dayanışma ile..

Dostlar,

Siyasal iktidar, çemberi giderek daraltıyor!

Yüksek Askeri Şura‘da alınan ve TSK’nın geleneklerini altüst eden kararlar,
22 valinin yerinin değiştirilmesi ve son olarak Gezi Parkı’nın halka gene kapatılması.

İktidar her şeyden nem kapar oldu, korku iklimi dağları sardı..
O yüzden mevziler daha da tahkim edilmekte..

Bu toplumun başından öyle demokratik yöntemlerle çekilme ufukta görünmüyor.

  • 5 Ağustos yaklaşırken AYDINLIK, ULUSAL KANAL ve TGB‘ye yönelik apaçık gözdağı nitelikli anti-demokratik hatta faşist baskıları kınıyoruz.

ABD Senatosu'nda Erdoğan'ı kızdıracak oturum

(YURT Gazetesi portalı, 4.8.13, 03:50)

  • Gözaltına alınan masum yurttaşlarımızın derhal serbest bıraklmasını diliyoruz.
  • İktidarı bu tür baskıcı girişimlerinden vazgeçmeye ve hukuk içinde kalmaya çağırıyoruz.

Silivri operasyonu; TGB ve  İP'e polis baskını

Bırakın insanlar anayasal toplantı ve gösteri hakkını kullansınlar.

Ne denli sertleşir hatta vahşileşirse vahşileşsinler,
baskıcı – faşist idarler er ya da geç tasfiye oluyor ve
halka hesap veriyorlar
.

Tarihten öğrendiğimiz bu yalın gerçektir.

Ne yazık ki AKP iktidarı da bu kısır döngüye sarmalandı..

Can Dündar’ı işsiz bıraktıkları yetmiyormuş gibi,
sanal ortamda iletişim araçlarını da engelleyecek ölçüde ileri gidildi

Yazık, çok yazık..

Bakan Binali Yıldırım soruna ivedilikle açıklık getirmelidir..

  • Can Dündar’a, AYDINLIK’a, ULUSAL KANAL’a, TGB’ye ve
    AKP zulmünün mağduru herkese selam ve dayanışma ile..

Sevgi ve saygı ile.
Altınoluk – Edremit, 4.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================
Can Dündar’a sanal ortamda da baskı sürüyor..

portresijpg
Can Dündar’ın Twitter macerası kısa sürdü.
Milliyet Gazetesi’nin kısa süre önce yollarını ayırdığı Dündar’ın 01 Ağustos’ta açtığı ..@candundaradı adlı hesabı yaklaşık 24 saat sonra askıya alındı.

 

YOĞUN SPAM 

Yoğun spam nedeniyle twitter hesabı askıya alınan Can Dündar, bugün kişisel
web sitesi www.candundar.com.tr‘den bir açıklama yaptı.

“Bu daha başlangıç(tı). Mücadeleye devam” diyen Can Dündar, karşılaştığı engelin kendini yıldırmayacağının altını çizerek,

“Bundan sonra facebook’taki sayfamdan devam edeceğim” dedi.

“YANLIŞLIKLA MİLLİYET’E GİRDİM ZANNETTİM”

Twitter’ın da ayarının bozulduğunu belirten Dündar, “Görüntü gitti. Ekrana birkaç kez vurdum, fişi çıkarıp taktım. Bilgisayarı kapatıp baştan açtım. “Hesabın askıya alınmıştır” diye bir yazı çıktı. Yanlışlıkla Milliyet’e girdim zannettim önce…
Değilmiş. Twitter’da böyleymiş. Daha doğrusu Twitter da böyleymiş.

Öyle yüksek yerlerde hoşa gitmeyen şeyler yazılınca sistem kitlenirmiş. Birileri organize olup “spam” şikayetinde bulunursa sistem otomatik olarak
hesabı askıya alırmış.” diye konuştu.

YALÇIN AKDOĞAN HAKKINDA TWEETLER

Hesabın neden askıya alındığı henüz belli değil. Ancak, Dündar’ın
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanlarından Yalçın Akdoğan hakkında attığı tweetlerin hesabın askıya alınmasına yol açtığı iddialar arasında.Hesap askıya alınmadan önce Dündar’ın Twitter hesabında takipçi sayılarındaki ani değişiklikler de dikkat çekti. Açılmasıyla beraber 15 binin üzerinde kullanıcının takip etmeye başladığı hesap bir ara 40’lara kadar düştü.
Buna hesabın spamlenmesinin yol açmış olabileceği konuşuluyor.

Dündar’ın hesabından attığı son tweetler ise şöyle:

– Yazılara buradan devam ediyoruz.
–  Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan Habertürk’e, “28 Şubat’ta da,
27 Nisan’da da askerin talimatıyla hareket eden medya mensuplarının bir kısmı bugün hükümet müdahalesinden şikayet ediyor.” demiş.
– Üstümüze almıyoruz; 28 Şubat’ta, 27 Nisan’da askerin müdahalesine karşı yazdıklarımız ortada…
– Fark orada değil.
– Fark, o zaman 28 Şubat’a kızanların, bugün 28 Şubatçı kostümüne bürünmesinde..
– Aynı yöntemlerle patronlara “kovulacaklar listesi” dikte etmesinde…
– Akdoğan, “İnsanların ekmeğiyle oynamak bize düşmez.” demiş.
– “Patronlarıyla, yöneticileriyle aylardır görüşmediği medya gruplarındaki değişiklikler, haberi bile yokken O’na atfediliyor”muş.
– Yani, O aramıyormuş.
– O zaman bize “yukarının baskılarından” yakınan medya patronlarına ve yöneticilerine bir çağrı yapalım:
– Size kim baskı yaptıysa açıklayın!
– Yoksa “insanların ekmeğiyle oynama”nın sorumluluğu üzerinize kalacak.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Can Dündar’a, AYDINLIK’a, ULUSAL KANAL’a, TGB’ye ve AKP zulmünün mağduru herkese selam ve dayanışma ile..” üzerine bir yorum

  1. SİLİVRİ SANIKLARI, FİDEL KASTRO’NUN, “TARİH BENİ BERAAT ETTİRECEKTİR!..”İ GİBİ GÜÇLÜ BİR SAVUNMA YAPMALIYDI…

    Silivri Sanıkları, durumun ciddiayetini maalesef kavramadılar. Birçoğu asker kökenli ve hepsi Atatürkçü oldukları için de yargılanmaya ya inanmadılar ya şaka olsun diye yargılandıklarını sandılar…

    Ve hatta; dünyanın en kötü barosu olan İstanbul barosuna ve hiç kuşkusuz dünyanın en kötü Avukatı olan Ümit Kocasakal’a inandılar… Ve ciddiye alınması mümkün bir savunma yapmadılar.

    Özel Yetkili Mahkemede, ABD politikalarına göre çok aptalca olan ve Perinçek’in kafasının içinden başka bir yerde olmayan BOP-GOP’tan, bu yolla Amerikancılık yaptıktan sonra da Amerika tarafından mahkum edilmek istendiklerinden söz ederek Savunma Haklarını heba ettiler. İddianameye cevap veremediler ve İddinameyi çürütemediler.

    Can Dündar, üç buçuk yıl tuvalet temizliği gibi işler yaptırıldıktan sonra, büyük gazeteciler arasına girmiş, burnu büyümüş bir gazeteciydi. “Pırıl pırıl isterim,” denilen tuvalet temizliğinden sonra çok büyük bir gazeteci olduğu için herkese tepeden bakıyor; Mustafa Kemal Atatürk’ten bile “Mustafa” diye söz ederek belgesel çekiyordu.

    Ama, Aydın Doğan yıllar önce gazetelerinde bir anket yaptırmış ve Hasan Pulur’un dışında hiçbir köşe yazarının gazete sattıramadığını tespit etmiş ve “Hasan Pulur hariç, bütün yazarları işten çıkarmak için bahane bulun,” demişti.

    Buna rağmen Aydın Doğan’ın gazetelerinden hiçbir köşe yazarı işten çıkarılamamıştı. Çünkü gazeteciler ve yazarlar gazete içinde ekip denilen Mafyatik Çeteler halinde örgütlenmişlerdi. Bir yazarı işten atmak için çok büyük tazminatlar ödemek gerekiyordu. Bunun üstüne gazeteli satmak isrtemiş ve Milliyet için Korkmaz Yiğit’le 300 milyona el sıkışmıştı. Korkmaz Yiğit’in daha önce satın aldığı Yeniyüzyıl ve Ateş gazeteleri, yazar ve yöneticileri tarafından batırıldığı için de bu satış gerçekleşmemişti.

    Aydın Doğan, Milliyet ve Vatan’ı Erdoğan Demirören’e sattıktan, yani kakaladıktan sonra derin bir oh çekerken, bu gazetelerin yeni sahibi de “ben bu çetelerden nasıl kurtulacağım,” düşünmüş olmalıydı.

    Evet… Can Dündar kardeşim, Başbakan’ın, telefon açıp, “Can Dündar’ı işten çıkarın!..” demesine hiç gerek yok!.. Her gazete sahibi, zaten senin gibi büyyüüüük gazetecilerden kurtulmak için can atar.

    Evet… Aydınlık Gazetesi, Ulusal Kanal, TGB ve bu telden çalan diğerleri!.. 10 Kasım 1938’den beri Mustafa Kemal’in askere ihtiyacı yok… İlkelerine, yaptıklarına sahip çıkmanız gereksiz, izinde olmanız yanlış!.. Ölenlerle, şükran ve minnet duygularının dışındaki her türlü irtibat keslilir… Ve yalnızca dirilerle birlikte olunur.

    Siz 10 Kasım 1938’den sonrasının Atatürkçüleri, siz böyle olduğunuz sürece her zaman AK Parti ve Erdoğan kazanacaktır!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir