Yeni Komşumuz Hayırlı Olsun!

Dostlar,

Emin Çölaşan‘ın SÖZCÜ‘de yer alan ibretlerle dolu, acı acı düşündüren ve kaygılandıran yazısı aşağıda..

Bu gidiş gidiş değil..
Türkiye bu lanetli gidişi durdurur, buna gücü yeter.. ve mutlaka ama mutlaka
bu kepazeliğin yasal hesabı sorulur.. Yapılanlar artık apaçık vatana ihanet çizgisinde.

Sevgi ve saygı ile.
22.7.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

==================================

Yeni Komşumuz Hayırlı Olsun!

portresi_SOZCU_ile

Emin ÇÖLÇAŞAN
SÖZCÜ (20.07.2013)

Sevgili okuyucularım, gerek içimizde ve gerekse komşu ülkelerde olanları gördükçe utanıyoruz, yüzümüz kızarıyor, acı çekiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti bu durumlara hiç düşmemiş, bu kadar aciz ve zavallı olmamıştı. Bunu da AKP hükümeti başardı!
Yeni sınır komşumuzun PKK olduğu artık açığa çıktı.
PKK’nın Suriye örgütlenmesi olan PYD isimli terör örgütü, Ceylanpınar’ın hemen karşısındaki Suriye’ye ait Rasulayn kentini işgal etti ve her yere PKK paçavraları asıldı.
Bu olayın bir de gülünç tarafı var.
Rasulayn iki gün öncesine kadar Esad rejimine karşı vuruşan Özgür Suriye Ordusu denilen teröristlerin elindeydi.
PKK saldırıya geçip Esad’a karşı savaşan muhalifleri püskürttü.
Sınırımızdaki çatışmalar sürüyor. PKK’nın öteki kentleri de ele geçirme olasılığı belirdi.

* * *
Vay benim sorumsuz Tayyipgiller hükümetim!..
Vay benim göklerden yeryüzüne inen dünya lideri Tayyip’ciğim!..
Vay benim Hariciye Nazırım kravatlı molla Davutoğlu Ahmet efendicağızım!..
Söyleyin bakalım, şimdi ne yapacaksınız?
Bunun adına halk ağzında iki ucu boklu değnek derler.
Bir yanda devirmek için uğraştığınız, ancak nasihat aldığınız Esad ve aynen sizin gibi O’nu devirmek için silaha sarılan Özgür Suriye Ordusu isimli muhalif terörist güruhlar var.
Öbür yanda ise onları püskürtüp Suriye sınırımızı işgal eden PKK var.
Şimdi söyleyin bakalım, siz bunların hangisine razısınız?
Sizin yandaşınız olan ve Esad’ı devirmek için vuruşan güruhtan mı,
yoksa PKK’dan mı yanasınız?..
Çabuk söyleyin, hiç kıvırtmadan söyleyin.
Sınırda Özgür Suriye Ordusu teröristleri egemen iken mutluydunuz… Hatta onlara Esad’ı devirsinler diye el altından silah gönderiyordunuz.
Şimdi orada PKK var.

  • Türkiye Cumhuriyeti PKK ile komşu oldu!

Şimdi konuşun bakalım, ne diyeceğinizi görelim!
Biz bunları yazıp çizerken alay ediyordunuz, tehlikeyi gösterirken bizi adam yerine koymuyordunuz. İşte, şimdi başınıza geldi.
Kuzey Irak’tan sonra şimdi Suriye sınırında da yeni komşumuzla tanıştınız, hayırlı olsun!

* * *
Efendim, havalanan jetlerimiz Suriye sınırı boyunca günde birkaç kez keşif uçuşları yapıyormuş. Muhteşem!.. Helal olsun!..
Ben şimdi Tayyip’in yerinde olsam jetlere emir verip PKK’yı bombalatırım!..
Sonra Suriye’ye girip önce PKK’yı bitirir, sonra da fırsattan istifade Esad’ı deviririm!..
Ve böylece, nasıl bir “Dünya devi-dünya lideri (!)” olduğumu dosta düşmana bir kez daha kanıtlarım. Şakası bir yana, dünyaya rezil olduk.
Üstelik bu rezil olma süreci sadece Suriye sınırımızla ilgili değil.
* * *
Kuzey Irak’ta hemen yanıbaşımızda üslenen ve hükümetin hiçbir şey yapamadığı
terör örgütü, Türkiye Cumhuriyeti’ne her gün posta koyuyor, hem de alay ediyor.
İşte son açıklama:

  • “Önderimiz (Apo) için İmralı Adası’na doktorlar heyeti götürülmüyor. AKP hükümeti süreci sabote ediyor, Batı Kürdistan devrimini boğmaya çalışıyor…”

Batı Kürdistan dedikleri yer Türkiye’nin Güneydoğu bölgesi.

Hükümetten tık yok. Sonra bir açıklama daha geliyor:

  • “Biz AKP hükümetini son kez uyarıyoruz. Somut adımlar derhal atılmazsa süreç ilerlemez ve sorumlusu AKP hükümeti olur…
Hükümetten yine tık yok. Açıklamalar bitmiyor. İşte en sonuncusu:“Tunceli ve Karadeniz’de üslenmiş olan gerillalarla birliklerimizin bir bölümü 56 günlük bir yürüyüş sonrasında Kuzey Irak’taki üslerine dönmüş ve askeri törenle karşılanmıştır…”

Eğer bu sözler doğruysa, bu teröristler 56 gün yol yürüyerek Türkiye’den Kuzey Irak’a geçtilerse, bu iş sadece ve sadece asker ve polisin gözetimi ve göz yummasıyla gerçekleşir. Bunun başka bir izahı olamaz.
* * *

Sevgili okuyucularım, bize yaşatılan şu rezilliği, şu kepazeliği görüyorsunuz.
Bir terör örgütü çıkmış ortaya, bu aciz iktidarla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor…

PKK hükümete posta koyuyor, aşağılıyor, hakaretler savuruyor ve bazen de alay ediyor… Ve soruyor:

“Hangisine razısın?.. Kırk katır mı, kırk satır mı?”
Tayyipgiller hükümetinden yine tık yok.
Bunca aşağılanan bir hükümetin gösterdiği bir tek tepki var mı? Yok!
Ne yapacağını biliyor mu? Bilmiyor!
Bütün söyleyebildikleri “Aman Apo’yu kızdırmayalım… Aman keyfini bozmayalım,
O’nu süit odaya çıkarıp rahat ettirelim… İstediği yemekleri hazırlayalım…
MİT O’nun postacılığı görevini aksatmadan sürdürsün!..”
* * *

Beyefendiler her gün iftar sofralarına çöküp karın doyurmakla, din sömürüsü ve
din ticareti yapmakla meşgul. PKK ile uğraşacak zamanları yok!
Sofraları dört dörtlük. O sofralara yumulmak varken başka işlerle uğraşılmaz.
Servis beyaz ceketli, papyon kravatlı seçkin garsonlar tarafından yapılıyor.

İşte size Tayyip’in önceki akşam verdiği iftardaki yemeklerin listesi                       :

“Önce iftariyelik… Sonra sırasıyla Alanya yöresinden gülüklü çorba, k
özlenmiş kırmızı biber içinde peynir, zeytinyağlı enginar, ekşili kuru patlıcan dolma…”

Durun, henüz bitmedi… Bunlar bu kadarla doymaz. Ötesi şöyle:

“Salata. Ana yemek olarak kuru erik soslu dana madalyon, bademli sebze yahnisi, kremalı patates. Meşrubat: Osmanlı şerbeti.
Tatlı: Tahinli, cevizli ve kaymaklı kabak tatlısı.”
Ohhh, afiyet olsun!
Devletin ve milletin parasıyla düzenlen yemekler onlara helal olsun, yağ bal olsun!
* * *

İşadamları ve esnaftan haraç keser gibi topladıkları paralarla fakir fukaraya
iftar sofraları düzenlemeyi de hiç aksatmazlar…
Çünkü oy devşirmenin en kolay yoludur!
Çorba, kuru fasulye, bulgur pilavı, bir de tatlı.
Bir şu beylerin yediğine bakın, bir de fakir fukaraya verdiklerine!
Şimdi Ramazan ayındayız. Oruç kafayla PKK’ya karşı önlem almak, PKK’nın istek
ve hakaretlerine, posta koymalarına yanıt vermek hükümet için biraz zor!
Hele Ramazan bir geçsin, vallaha tepelerine güm diye inecekler!
Fırsattan yararlanıp Esad’ı da devirecekler, Mısır’daki Mursi’yi de yeniden işbaşına getirecekler, PKK’yı bile bitirecekler! Kolay değil “Dünya devi (!)” olmak…
Fakat gelin görün ki araya Ramazan girdi!
Hele bir bitsin, Tayyip biliyor ne yapacağını!

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir