AKİL ADAMLAR ve Raporları Üzerine..

Dostlar,

Sayın Üzeyir Lokman Çaycı’nın “Akil Adamlar”başlıklı yazısı 14.4.13’te bize ulaştı.
Arşivledik zamanı gelince yararlanmak üzere..

Geçtiğimiz günlerde “akil” sakiller raporlarını verdiler Başbakan RT Erdoğan’a.
Rapor içeriği, RTE’nin isteklerinin “Akillerce” kağıda dökülmüşü..
Akiller sanki RTE’nin “Hık deyicisi”! RTE de BOP Eşbaşkanlığı gereği
bilmem nerenin.. Maşanın maşası..

Böyle olunca, muhafazakar – dindar, yurtsever – millici yurttaşımız Sayın Üzeyir Lokman Çaycı’nın yazısını yayımlamanın zamanı olduğunu düşündük. “Akiller” için
Sayın Çaycı’nın kullandığı anlamı (“Yiyici”) kullanmak istememiştik..

Bu kadim halk bu çirkin oyunu yutar mı? Yutmadıını ve yutmayacağını
31 Mayıs 2013 akşamı başlattığı ve 36. gününe giren İNTİFADA‘sı ile kanıtladı..

Zaman halkın değil, elbette RTE’nin ve topyekün yaktığı AKP’nin aleyhine akıyor.

Tarih, ondan ders almasını bilmeyen aptallar için bir kez daha tekerrür edecek!

Yazık, çok yazık..

AKP içindeki HEKİM MİLLETVEKİLİ meslektaşlarımız!

Başbakanla konuşmak ve O’nu ikna etmek, yatıştırmak zorundasınız..
Önce zorunlu bir mola (Kâbe’de 1 hafta tatil, ilaç ve psikoterapi destekli
yoğun rehabilitasyon), “kendine gelme” amaçlı..

Sonra da yumuşak geri çekilme; şimdiki gibi vuruşarak değil!..
En aklıselim yol bu..
Gecikmeyin, çok daha güç olur..

  • Akiller;
    tarih ve çocuklarınız sizi bağışlamayacak, raporunuzdan çok ve hep utanacaklar.

Teşekkürler Sayın Çaycı..

Sevgi ve saygı ile.
5.7.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=============================================

Akil Adamlar

Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

 Akil, kelime olarak, «yiyen, yiyici» anlamına geliyor.

Günümüzde bu kelimeye adamlar eki ekleyenler Türk Milletini akılsız görmenin,

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni dışlamanın öncülüğünü yapıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Hastanelerinden, kurumlarından, “Türkiye Cumhuriyeti” ifadesini kaldıranların ihanetlerini okuyamayanlar ve “akil adam” nitelemesi altına girenler AKP karanlığına teslim olanlardır. Suç tezgâhlarında, zulüm meydanlarında Türk Milleti kimliğini yok etmeye çalışanlara destek olma kararlılığı
barışla, demokrasi sevdasıyla, özgürlükle ve vatan sevgisiyle asla izah edilemez!

 İkna odalarında artistler de var !

Sizin ne işiniz var demiyorum size, bizim burada ne işimiz var deyin :
Hülya Koçyiğit, Orhan Gencebay, Kadir İnanır?

Dökülen, kırılan, öldürülen, yok edilen, değerleri göre göre, sorgulayın,
kendi kendileriyle çelişen çağdışı zihniyetleri ve önünüze düşenlerin kimliklerini

Huzuru budayan, ekonomiyi çökerten, dışa bağımlı, problem üreten,
adaletsizliği, hukuksuzluğu içselleştiren bir iktidarın günahlarına yama olmayın!

Kâlp krizine bağlı ölümler 10 yılda %270 arttı

Son 10 yılda ilaç sarfiyatı %1150 arttı

Son 10 yılda hipertansiyon hastası %400 arttı.
Yani her üç kişiden biri hipertansiyon hastası.

10 yıl önce 950 bin olan ameliyat sayısı 10 yıl sonra 4,5 milyona yükseldi

10 milyon şeker hastamız var!

Hiçbir  zaman «doğruları» eğrilerin; «sanatı, gerçekleri, barışı, demokrasiyi» çirkinliklerin içlerinde aramayın

……

Toprak isimli bir kedi, ünlü cerrahlardan Kim’in yanına gider.
O’na «Efendim ben kartal olmak istiyorum.» der.

Kim : «Sevgili Toprak, niyetini çok iyi anlıyorum. Elbette kanatlı olmak kedi milletinin gücüne güç katacaktır. Ama elimdeki imkan ve formüllere göre bu iş oldukça zor,
sana bir ilaç karışımı vereceğim, bunu bir ay süreyle ve aç karnına iç… Bünyende
ne gibi değişiklikler olacak, ne gibi hâllere dönüşeceksin, bunu zaman gösterecek…»

Kim birkaç saat süren bir çalışmayla ona bir ilaç hazırlar. Hangi ölçülerde ne zamanlar alınacağını da tarif eder. On gün sonra Toprak’da fareyi andıran değişiklikler başlar.
Ha yarını, ha bir hafta sonrayı bekleyeyim, Doktor Kim’in tavsiyesine uyayım der.
Ve bir ay sonra, tam bir fareye dönüşür.  Koşa koşa Kim’ın yanına gider. Kim masası başında uyuklamaktadır. Masaya tırmanır ve tarla faresi gibi bir görüntüsüyle
O’nu uyandırır : Bak beni ne hale soktun… Ben kanatlanıp kuşları kolayca avlayacak hale girmeyi, heybetli bir şekilde görünmeyi beklerken sen beni kendi milletim tarafından avlanacak hale dönüştürdün, diye çıkışır.

Kim kaşlarını çatar ve ona : «Bak Toprak, buraya kadar gelip kendi doğal halini değiştirmek isteyen sensin. Hâline şükredip, ke(n)dice yaşasaydın, fareye dönüşme riskine girmezdin. Bak daha fazla konuşursan boş ver kanatlanıp uçmayı,
kedi gibi kendini savunmak için tırmalamayı ya da kaçmayı bile beceremezsin. Süpürgeyle kafanı ezerim ha!» der.

Tarih : 06.04.2013

Zonguldak’ta Türk Bayraklarıyla yürüyen gençlere,

  • “Türk Bayrağı taşımak izine tabidir.”

diye polis engel oluyor.

  • PKK bayrağı taşıyanlara ses çıkartmayanlar
    Türk Bayrağı taşıyan gençlere engel oluyorlar!

Şimdi anladınız mı şerefli Türk Subaylarının, vatanseverlerin ve kahramanların
hangi gayelerle tutuklandıklarını?

Her şey Türk Milleti aleyhindeki kötü niyetleri, farklı kimlikleri, gizli emelleri, sinsi eylemleri, tehlikeli projeleri, yıkıcı tavırları, bölücü işbirlikçilikleri gizlemek için yapılıyor

Bazı Avrupa ülkelerinde Türk çocuklarına yetkililer tarafından el konulduğu ve çocukların ailelerinden koparıldıklarını duyuyoruz. Konu feryatlarla, çığlıklarla duyurulmasına rağmen AKP yöneticileri bu yönde gıklarını dahi çıkarmamaktadır. Hatta AKP yöneticilerinin bu el koyma işlerinde parmaklarının olduğu bile sorunlu bölgelerde konuşulmaktadır.

12 Türk adasının Yunanistan tarafından işgal edilmesine seslerini çıkarmayan AKP’li yöneticilerin yüzlerce Türk çocuğunun annelerinden ve babalarından koparılmalarına neden ses çıkarmadıklarını belki Ergün Poyraz’ın tutuklanmasına sebep olan «Takunyalı Führer» isimli kitabını okuyarak yorumlayabilirsiniz.

Türkiye’de kitap yazmak, gerçekleri ifade etmek, İslâm’ın kurallarını hatırlatmak, Müslüman maskeli yöneticilerden, inançlıyız demelerine rağmen yoldan, çizgiden çıkan yandaşlardan insanî ve İslâmî hassasiyetler beklemek mümkün değil.
Aksine onlar silahsız insanlara silah çekmek, güçsüz insanlara güç gösterisinde bulunmak gibi, Türk Milletinin şanına uygun olmayan davranışlar sergilemekten çekinmiyorlar. Gerçi bu kişilerin Türklükle, Türkiye Cumhuriyetiyle, milliyetçilikle, ulusalcılıkla, vicdanla, Müslümanlıkla, Peygamberimizle (S.A.) araları da pek iyi değil. Zaman geliyor milliyetçiliği ayaklarının altlarına aldıklarını,
zaman geliyor vatansevgisini ezdiklerini – ezeceklerini soylüyorlar.

Irak’ta, Libya’da, Suriye’de ve Türkiye’de şehit edilen her Müslümanın şehadetinden AKP yöneticileri sorumludur. Bu gafillerin uzaktan kumanda edilenlerin günahlarına
ortak olmayın. Eğer umursamazlıklarınız devam ederse musibet sizin de üzerinize çöreklenebilir.

  • Türkiye’yi Lübnan’laştırmayın, Irak’laştırmayın.

Kevser Suresi’nin mealini bile size çarpıtırarak açıklayan Recep Tayyip Erdoğan’a ve dün söylediklerini bugün yalanlayan yandaşlara kesinlikle güvenmeyin ve inanmayın

Bugüne kadar girmedikleri yerlere gidiklerini söyleyerek, görmedikleri gerçekleri bildiklerini söyleyerek, sevmedikleri değerleri seviyormuş gibi yelpazelenerek,
size dindar olmadıkları hâlde dindar gibi görünerek sizi, sizin gibi olanları,  ALLAH’a (C.C.) inananları aldattılar.

Yani on yıllık AKP iktidarının temelinde ihlâs yok, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın gözlerinin açık gitmesine sebep olan bir vefasızlık ve açık bir  ihanet var.

Milli Türk Talebe Birliği’nin kenarından geçemeyenler MTTB’lilik aldatmalarıyla
siyaset dairelerini büyüttüklerine inandılar. Sizi bu şekilde de aldattılar. Bu kişilere sorun, MTTB Genel Başkanlarından Rüştü Ecevit, bu kuruluş bünyesindeki Sosyal İlimler Enstitüsü Müdürlüğünü yapan Ahmet Eskinus, Tiyatro Müdürü Abdüsselam Uluçam gibi o zamanın insanları bugün neden kendi aralarında değiller?

Merhum Necip Fazıl o zamanlar neden o kişilere tepki gösterdi? Dengesizliği, vefasızlığı kimler yapmışlardı. Necip Fazıl neden ülkücülerin arasına girerek
“O ve Ben” isimli eserini Ortadoğu Gazetesi’nde yayınlama yoluna girdi?
Bu sorulara verilecek cevaplar o zamanlarda günümüzdeki yaşananların bir işareti idi. 

13 Kasım 2006 tarihli Hürriyet gazetesinde kapatılan Refah Partisi’nin Genel Başkanı ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın, AKP’ye yeni bir benzetmede bulunarak, “İktidara geldiğinde Afyon Hindisi gibi kabarıyordu,
dört yılda tüyleri döküldü altından leylek çıktı.” demesi ve AKP’nin kurulmasında
İsrail’in parmağı olduğunu öne sürmesi bugünkü karışık AKP siyasetiyle de tescilleniyor!

  • Emperyalist güdümlü olmak Müslüman olmamanın bir ifadesidir.

Irak’ta, Libya’da Suriye’de Müsluman katliamlarına öncülük yapmak, çoluk çocuk demeden inanan insanları katlettirmek Müslüman olmamanın göstergesidir.
NATO’nun Libya’da ne işi var demesine rağmen ertesi günü İzmir’den kaldırtılan Amerikan uçaklarıyla bombalattırarak, Libya’ya saldırıya destek olmak hatta
kan dökülmesine öncülük yapmak Müslüman olmamanın ifşa edilmesidir.

Ankara, 14.04.2013

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“AKİL ADAMLAR ve Raporları Üzerine..” üzerine bir yorum

  1. 350 MİLYAR DOLARLIK SAVAŞ VE ÖLÜM PAZARININ BARIŞ İSTEMEYEN BEZİRGANLARINDAN UTANMAK BİR İNSANLIK GÖREVİDİR!..

    Türkiye’nin doğu tarafında otuz yıldır süren “Düşük Yoğunluklu İçsavaş”ta, şimdiye kadar 60 bin vatandaş öldürülmüştür.

    Dört bin köyde iki milyon insanın evi yakılmış, dört bin köy haritadan silinmiş ve Emperyalizmin Uçak, Tank, Helikopter, Silah, Bomba ve Askeri Malzeme fabrikaları için 350 MİLYAR DOLARLIK BİR SAVAŞ VE ÖLÜM PAZARI ORTAYA ÇIKMIŞTIR.

    Emperyalizm, bu “DÜŞÜK YOĞUNLUKLU İÇSAVAŞIN SONSUZA KADAR DEVAMINI İSTEMEKTE,” Emperyalizmin yerli İşbirlikçileri, Savaş ve Ölüm Pazarının Bezirganları ise hayasızca Savaş ve ölüm çığırtkanlığı yapmaktadırlar.

    Ben Hülya Koçyiğit’e, “politikada bir Hülya Koçyiğit, bir Kadir İnanır, bir Orhan Gencebay seviyesi yok!.. Ayrıca politikanın Ulusalcı ve Atatürkçü geçinen önemli bir kesimi Emperyalizme hem göbekten, hem gönülden, hem cüzdandan bağlıdır… Birçoğu Emperyalizmin Uşağı, Maşası, İşbirlikçisi olmaktan başka da bu Savaş ve Ölüm Pazarının Bezirganıdır… Ve bu bezirganlar da bu İçsavaş’ın Terörle Mücadele adı altında devamını ve şiddetlendirilmesini isterler.” demiştim.

    Otuz yıllık İçSavaş’tan sonra Barış sağlamak için Akil İnsanlar Heyeti’nin yaptığı görüşmeler belki az yararlıdır, belki yararlı değildir, belki yanlıştır… Ama asla utanç verici değildir.

    Savaş ve Ölüm Bezirganlarının yaptığı İçsavaş Çığırtkanlığı ise hem Emperyalizmle işbirliğidir ve hem insanlığa karşı işlenen bir suçtur.

    Anayasa’da ÖZGÜRLÜK, ADALET VE EŞİTLİK yer almalı ve herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşı kabul edilmelidir. Türkiye’nin içindeki tabelalarda T.C.’nin yer alması ise, görmemişin oğluna benzemektedir. Bunlar için otuz yıldır İçsavaş yapılması, Emperyalizmin Uşağı, Maşası, Savaş ve Ölüm Pazarının Bezirganı olmayı gerektirmektedir.

    Evet… Ahmet bey, Emperyalizmin Silah ve Bomba Fabrikaları bu İçsavaşın devamını istiyorlar ve bu işin bezirganlarına milyonlarca dolar rüşvet dağıtıyorlar…

    Uçak Fabrikaları, Tank Fabrikaları, Helikopter Fabrikaları ve İnsansız hava araçlarının fabrikaları da Ulusalcı, Atatürkçü geçinen Savaş ve Ölüm Çığırtkanı Bezirganlara milyonlarca dolar rüşvet ve komisyon veriyorlar.

    Bu nedenle Savaş ve Ölüm Pazarı’nın Bezirganları Barış İstemiyorlar, Akil İnsanlar Heyeti istemiyorlar… herkesin tam bir akılsızlıkla içsavaş çığırtkanlığı yapmasını istiyorlar…Ve elbette İçsavaşın devamını ve milyonlarca dolar rüşvet ve komisyon istiyorlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir