PKK İçin Soruşturma Açılmış!!!


PKK İçin Soruşturma Açılmış!!!

emin colasan
Emin Çölaşan
Sevgili okuyucularım,

Şu yaşadığımız ibret verici olaylar konusunda acaba hükümet ne diyecek, ne yapacak diye birkaç günden bu yana merakla bekliyorum. Diyorum ki “Her konuda cart curt eden Tayyip bu rezilliklere mutlaka sert çıkacak ve bir şeyler söyleyecektir!..”

Fakat gelin görün ki beyefendiden tık yok. Ağzını açamıyor.
Şu olaylar zincirine bakınız:

– PKK’lı teröristler Lice’deki yayla şenliklerinde ellerinde silahlarıyla -askerlerin gözü önünde- köylere inip resim çektirdiler.
– Aynı örgüt, bölgenin en üst düzey komutanlarını taşıyan helikoptere ateş açtı, helikopterin isabet aldığı Genelkurmay tarafından resmen açıklandı.
– Sınır bölgesinde karakol yapan şirketin yöneticisi yolu kesilerek kaçırıldı, aracı yakıldı.
– Dün Tunceli’de maden ocağı basıldı, çalışanlar kaçırıldı, yine araçlar yakıldı.
– Ayrıca bir köy basıldı, evler kalaşnikoflarla tarandı.

Ama esas bomba hepsinden daha önemli.

* Cizre’de PKK’lılar devletin gözleri önünde kente inip kurdukları “Asayiş birimleri” için diploma töreni düzenlediler. Törenden sonra yine ilçenin merkezinde araçları çevirip kimlik kontrolü yaptılar.

  • Eşkıya Cizre’de egemen oldu. Hem de devletin gözleri önünde.

Teröristlerin ellerinde Apo posterleri ve PKK paçavraları vardı.
Yüzleri poşularla örtülüydü. Üniformalarında “Asayiş birimi” yazıyordu.
Yemin ettiler, ant içtiler, diplomalarını alıp göreve başladılar! Eğitim süreci haftalar sürmüş ve devlet “Kürtçülük açılımı” nedeniyle olanları görmezden gelmişti.
Törende yüzlerce izleyici vardı.
Diploma alanlar yemin ediyordu:
“Kürdistan halkının öz savunmasını tarihsel bir sorumluluk olarak üstleniyoruz.
Önder Apo’yu özgürleştirmek için elimizden geleni yapacağız.”
* * *
Bu utanmazlıklar yaşanırken ortalıkta polis var mıydı? Yoktu!.. Asker neredeydi?
Ya ağaç dikiyordu, ya da balık tutuyordu! Bekli de kışlasında yatıyordu!
Bu rezilliğe güvenlik güçlerinin herhangi bir müdahalesi oldu mu?
Olmadı!
Toma yok, basınçlı su yok, biber gazı kullanmak derseniz hiç yok!
Asker görmüyor, polis göz yumuyor!
Tayyip’in ifadesiyle “Gezi olaylarında destan yazan polisimiz” bu olanları bilmiyor,
bilse bile yerinden kımıldamıyor.

Türk vatanını korumakla görevli asker ise seyirci, kılı kıpırdamıyor.
Burası dağ başı değil, koskoca bir ilçe merkezi.
Bu yazıyı yazmak için birkaç gün bekledim… Dedim ki “Hükümet bu olaylar konusunda mutlaka ciddi bir açıklama yapacak ve işin üzerine gidecektir!..”
Açıklama yapıldı!.. Soruşturma başlatılmış!
Ulan kim kimi soruşturacak? Atı alan Üsküdar’ı geçmiş, böyle palavralarla kim kimi kandıracak?
Bunlar açılım-saçılımın sonuçları. Daha neler yaşayacağız.
Allah sizin açılımınızın belasını versin.

Çadır tiyatrosunun son durumu

Tayyip’in seçmece akil adamlarından oluşan seyyar tiyatro kumpanyası önceki gün kendisiyle buluşup tekmil verdi. Rapor hazırlamışlar! Bu raporda ilginç
hususlar var:

“Tek dil ve tek bayrak olmasın.
Türk Bayrağı, Türk Milleti gibi kalıplaşmış deyimlerden vazgeçilsin.
Yeni anayasa yapılsın, Apo’yu da kapsayacak biçimde genel siyasi af ilan
edilsin.
Karakol yapımları durdurulsun.
Eyalet sistemine geçilsin.
Kürtçe isimler iade edilsin.
Kürt Dil Kurumu, Kürt Tarih Kurumu kurulsun.
Şeyh Sait, Şeyh Rıza gibi isyancılara itibarları iade edilsin…”

Bu çadır tiyatrosunun isteklerinin tamamını yazsam yazıda yer kalmayacak.
Utanmadan sıkılmadan bunları istiyorlar.
Oysa gittikleri her yerde halktan kaçtılar. Milletimiz bunları ellerinde
Türk Bayraklarıyla kovaladı. Her yerde protesto edildiler.
Beş yıldızlı otellerde valiler tarafından devlet parasıyla ağırlandılar.
İçlerinden bazıları kaytardı, korktu ve toplantılara hiç katılmadı.
* * *
Şimdi raporlarına hiç utanıp sıkılmadan bunları yazmışlar, Tayyip’e sundular.
Akil geçinen şahısların çadır tiyatrosu, milleti kandırıp tezgaha düşürmenin
bir yolu olarak Tayyip tarafından keşfedildi, piyasaya sürüldü…
Ve Türkiye Cumhuriyeti tarihine bir kara leke olarak geçti.
63 akil tarafından sahneye konulan oyun tutmadı, ucuz bir güldürüye dönüştü.
Bazıları son anda hidayete erip istifa etti, bazıları televizyonda pop yarışmalarında jüri üyeliğini sürdürdü, artist takımı da çoktan unutulmuş isimlerini topluma yeniden anımsatma fırsatını buldu. Bunlarla aynı havayı soluduğumuz için utanıyorum.

Tayyip Gazze’de!

Sevgili okuyucularım, nisan ayından beri Türkiye’de aynı sakızı çiğniyorlar:
“Sayın Başbakanımız Gazze’ye gidecek!”
Ha gitti ha gidecek derken bir türlü gidemedi. Şimdi size bu olayın gelişmesini kısaca özetliyorum:
23 Mart 2013 TRT’nin haberi:
“Eskişehir yolunda açıklamalarda bulunan Başbakan nisan ayında Gazze ve
Batı Şeria ziyaretim olabilir dedi.”
14 Nisan 2013 TRT’nin haberi:
“Başbakan’ın Gazze ziyareti tarihi belli oldu. Başbakan Mayıs ayında Gazze’de olacağız, orada kucaklaşacağız dedi.”

21 Nisan 2013: İstanbul’a gelen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Erdoğan’ın Gazze ziyaretinin ertelenmesi gerektiğini söyledi. Kerry “İstediği zaman istediği yere gitmekte serbesttir ama bu ziyaret geciktirilirse iyi olur.” dedi.

22 Nisan 2013: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, John Kerry’e sert çıktı! “Kimseden izin alacak değiliz, ziyaret tarihine hükümetimiz karar verir.
Bu açıklama diplomatik açıdan mahzurludur.” dedi.

23 Nisan 2013: Tayyip: “Kerry’nin açıklaması şık olmadı.”
Tayyip bu aşamada ABD’ye gidip Obama ile görüşme yaptı.
Gazze’ye gidişi için O’nu ikna etmeye çalıştı, yeniden izin istedi.
Obama kendisine “Acele etme, bu konuda önce İsrail’i razı etmek gerekiyor.
Biz onlarla konuşur, duruma bakıp sana haber veririz” demekle yetindi.
* * *
Size bu süreci takvim yapraklarından ve iktidarın borazanı olan TRT’nin haberlerinden aktardım.
Tayyip Gazze ziyaretini Türk kamuoyuna açıklıyor, hatta tarih veriyordu.
Sonunda ABD devreye girdi, “Hop dedik” dedi…
Ve ziyaret ertelendikçe ertelendi.
Türkiye Cumhuriyeti bir kez daha küçük düşürüldü, rezil oldu.
Şimdi yandaş basında bu konudaki haberler yeniden piyasaya sürülmeye başlandı:
“Sayın Başbakanımız Gazze ziyaretinde büyük tezahüratla karşılanacak.
Gazze, Başbakanımızı bekliyor…”
İyi de, ne zaman gideceğini onlar da bilmediği için tarih vermeleri mümkün olmuyor.
Şimdi hem ABD’den, hem de İsrail’den izin gelmesi bekleniyor!
ABD ve İsrail’in izni olmadan, oralardan onay gelmeden Gazze’ye adımını bile atamıyor.
Nisanda, mayısta gidecekti, olmadı!
Haziran geçti, yine olmadı. Ama inşallah gidecek!
ABD ve İsrail’den izin ve onay beklediğini Türk kamuoyuna açıklayabilir mi?
Açıklayamaz.
Vah benim ülkem vah, kimlerin elinde kaldın!

Emin Çölaşan,
28.06.2013, SÖZCÜ

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir