Osman Pamukloğlu : DİLENCİ ve MAL..


DİLENCİ ve MAL..

osman_pamukoglu_portresi

 


Osman PAMUKOĞLU

HAKPAR Genel Başkanı

 

 

Din sömürgeni ve din pazarlamacıları, mal pazarlamada; yamyam köyüne dalarak, ortalığı altına üstüne getiren filden farksızlar. Korku, panik, güvensizlik, çaresizlik ile ne yaptığını bilememe dahil, ne isterseniz var! Buna Anadolu’da “üç buçuk atma” denir..

Dilenci, kendini başkalarına acındırarak, yalvarıp yakararak, mağdur olduğunu söyleyerek bahşiş almaya kalkandır. İnsanlar dilenciye ne kadar acırsa, dilenci de o kadar kazanır.

  • On yılı aşkın bir süredir Türkiye’nin başında da bir siyasi dilenci var..

Saman ekmeği neslinden geldiği için, Gezi Parkı eylemlerini anlayabilmek bir yana;

  • 4 kişinin öldüğü,
  • 13 kişinin gözünü kaybettiği
  • 60’ı ağır, 8 bine yakın insanın yaralandığı

olaylarda “ emri ben verdim” diyecek kadar da aymaz. Günü geldiğinde bunun hesabını vereceğini bile kavramaktan aciz..

Vicdan sahibi her insanın utanç ve vicdan azabı duyacağı bu olaylarda, bırakın vicdanı, toplumu hızla daha da bölüyor ve kutuplaştırıyor..

O şehirden bu şehire toplama kalabalıklarla kendini tatmin etmeye çalışıyor ve
ne kadar olmamış olay varsa, demagoji yaparak, halka dini söylemlerle nifak sokarak
kin ve nefreti körüklüyor. Bunun Anayasa ve ceza yasalarındaki karşılığı, bölücülüktür.
Ve bu suçu, Başbakan sıfatı altında işliyor..

Görüntüsü, hal ve hareketleri ile söylemleriyle, duvara toslamış kamyondan düşmüş
bir un çuvalından farksız..

Batı bunları, Ortadoğu’daki çıkarlarının bekçiliğini yapması için destekledi ve olup bitenlere şimdiye kadar göz yumdu, ama artık ipini çekti ve yavaş yavaş da sıkacaktır.

Suriye meselesinde;

– maskeler kullanarak mezhepçilik yaptılar.
– İsyancıları eğittiler, silahlandırdılar, lojistik destek sağladılar ve
– binlerce kişinin ölümüne sebebiyet verdiler.
– Ceylanpınar’da 4, Cilvegözü’nde 28, Reyhanlı’da 54 vatandaşımız öldü.
– Yüzlerce kişi organlarını kaybetti,
– iki savaş uçağı pisi pisine düştü ve pilotları şehit oldu.

Adam gibi bir ülkede hükümetin derhal istifa etmesi gereken bu hadiselerde hiçbir şey umurlarında bile değil. Üstelik; şu lafa bakın: Reyhanlı’da elli dört Sünni vatandaşımız şehit olmuştur, diyecek kadar da aleni bölücülük yapıyor..

Mal, canlı veya cansız ticari nesneye denir. Malın bir sahibi vardır ve dünyanın her yerinde mal sahibi “ benim malım” der. Şu hale bakar mısınız?.

“Benim milletvekilim, benim valim, benim polisim, benim savcım, benim partilim”
iğneden ipliğe, aklıma ne gelirse, bu malın sahibi benim diyor. Toprak düzeninde böyledir, yanaşmalar dahil kahyanın gözünde her şey maldır. Mal yerine konulanlar
ne yapıyor derseniz! Hiçbir şey. Mal ne yapabilir ki…

Gelelim şu, Türkiye’yi aşama aşama bölünmeye götüren adıma :

“Çözüm süreci” diye yutturulan, sonunda da vahim bir şekilde sonu gelecek olan
PKK meselesine.. Önce şunu herkes kafasına sokmalı :

  • PKK çekilmez, gelir gider. Grupların bir bölümünü de kritik bölgelerde bırakır.

Nitekim birkaç gün önce de Bitlis’te 2 mühendisi kaçırdı. Yüksekova bölgesindeki İkiyaka dağları üzerinde uçan bir helikoptere de ateş açtı. Bu PKK’nın İkiyaka dağlarının üzerinde bulunan (3800 m) Hisar yaylasındaki yazlık ve kışlık kampta halen tam kadro bulundukları ve çekilmediklerinin kesin kanıtıdır.

İkiyaka’nın güneyi Irak topraklarıdır. İsterse 5-6 saatte Irak’a gidebilirler. Niye gitsinler ki? Genelkurmay açıklamasına bak ve acı! “Helikopter bir kaçış manevrasıyla bölgeden uzaklaşmış!” geçen haftada ateş açan PKK’lıların üzerine giden kobra için “meşru müdafaa yapmıştır” demişlerdi. Vah evladım vah! Günü geldiğinde sorumlular olarak, bakalım kendinizi nasıl savunacaksınız?. Devam edin, devam edin! Münferit gibi görünen bu olaylarda PKK “ben buradayım, sana hatırlatırım” demek istiyor..

Mevcut hükümetin başı ve yanaşmaları esas perişanlığı ve felaketlerini PKK ile yürüttükleri acz ve teslimiyet faaliyetlerinden yaşayacaklar.

  • PKK, siyasi amaçları tam gerçekleşmeden ne silah bırakır,
    ne de eylemden vazgeçer.

Siyasi istekleri çok net ve keskin.. Mesele öyle sıradan safların ve ahmakların sandığı gibi, temel hak ve özgürlüklerle de bitmez..

Diyarbakır’da İmralı fırıldağının talimatıyla konferanslar düzenleniyor;

“Kuzey Kürdistan Birliği” olarak.. İşbirlikçi olduklarından vahameti görmezden gelip Türk gençleriyle uğraşıyorlar. Bunlar, Refah Partisindeyken “Cumhuriyet döneminin sonu geldi” diyenler. Laik sisteme ve Atatürk devrimlerine meydan okuyanlardır.

Rejimi devrilmiş ve parçalanarak bölgesel yapılarla, bir çorbadan farksız hale getirilmiş, Türkiye bunların umurlarına mı? Umurlarına ne demek, yapmak istedikleri şey zaten bu!.

  • Federal ve özerk bir yapılanma Kürdistan’ın Türkiye topraklarıdır.
  • Halk, bu hükümetin PKK ile işbirliği yaparak bunu gerçekleştirmeye çalıştığını çok yakında ayan beyan görecek.
  • Halkı dini söylemlerle, anayurdu da PKK ile işbirliği yaparak bölüyorlar.

Ve işte sen o zaman gör çıngar nasıl çıkarmış ve bunların sonu nasıl getirilirmiş..
Halkı dini söylemlerle, anayurdu da PKK ile işbirliği yaparak bölüyorlar.

Sosyoloji de bilmiyor. Nereden, hangi eğitimle öğrenecek ki:

“Dünyanın neresine gidilirse gidilsin, toplumlar daima sıradan zihinlerden, hiçbir şeyi derinlemesine görememiş insanlardan oluşur. Politikacının tahtını taşıyan sıradan bir kalabalıktır. (Türkiye’de olduğu gibi) Bunlar, önce yükseğe çıkarlar ki, daha sonra aşağı çekebilsinler. Bu oyundan müthiş keyif alırlar.”

  • Akepe’nin, PKK ile düzmece nikahı partinin parçalanması ve başında kinin de dilinden düşürmediği “kefeniyle” baş başa kalacağı şekliyle sonuçlanacaktır.

Bunu olaylar ve koşullar gösterecektir. Kimse, yüzsüz demagoglardan vatansever bir hareket bekleyecek kadar ahmak olmamalıdır. Herkesin ailesi soyu sopu kendisi için önemlidir ve bu, kalıtımsal olarak her canlıda vardır. Kabul edilemez tek bir şey vardır,
o da inkarcı nankörlerdir..

Ama şunları da yazmazsam makale eksik kalır!

Meclis’te Akepe ile birlikte yılların iki partisi daha var.

Bunlara rağmen Akepe %30, %40, %50’lere yakın oy alarak yükseliyor..

Neden?

Çünkü bu ikisi de beceriksiz, aciz ve zayıf.. İnsanlar bunu ne zaman idrak edecek,
ne zaman anlayacak, ne zaman kavrayacak? Artık “ucuz milliyetçilik” ve
“Atatürk’ün partisiyiz” gibi, lafların arkasına sığınarak kendilerinize politik çıkar sağlamaktan vazgeçin ademler (adem boş demektir) siz nesiniz, onu söyleyin.

Atatürk, iki kez de İsmet İnönü’yü “beceremiyorsun” diye görevden aldı.
Sizin gibileri ne yapardı, hiç düşündünüz mü? Yanına bile yanaştırır mıydı?

Veya siz, cesaret edebilir miydiniz? Üstelik neyiniz benziyor? Eğitiminiz benzemez, mesleğiniz benzemez, savaş alanını bilmezsiniz, kişiliğiniz benzemez. Geriye neyiniz kaldı? Devrimler demeye kalkmayın! O sizin politikadaki ekmek paranız ademler!.

Bu iki parti de, düzenin bir parçası.
Biri Akepe’nin kara gün dostu, diğeri de salıncak gibi gel gitten başka bir şey değil.

En kritik bir dönemde Avrupa Akepe’yi sallarken, Almanya ve Polonya’ya yazılan mektupların Akepe’ye payanda olduğunu anlamayacak kadar da gafil ve strateji fakiri bunlar. Susuz derede kavak bitmez hemşerim..

Hak ve Eşitlik Partisi ilk kurulduğu günden itibaren, söylemlerim, programlarım, kitaplarım ve makalelerimde kullandığım ilk sözcük şudur:

  • “Bu işlerin üstesinden gençler gelecek ve işi halk bitirecektir.
    Hayat karar ve eylemdir.”

Ve geldiler. Gerisi de çorap söküğü gibi devam edecektir.

Son 20 gündür bu Hacivatların laflarına bakın:

  • “Gençleri tahmin edemedik. Biz de mesajı aldık. Gençler farklı çıktı.. vs.”
    İnsanları farklı kılan beyindir. Kafa ve kelle değil. Sende yoksa, kim ne yapsın?.

Ve Sokrates‘ten:

“ Konuş, kim olduğunu söyleyeyim!”

Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

Hak ve Eşitlik Partisi

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir