GİDEN ADAM..

Dostlar,

Değerli kardeşimiz Sayın Suay Karaman‘dan çok önemli bir yazıyı paylaşmak istiyoruz..

“GİDEN ADAM” jargonu çok yaratıcı ilk olarak..

İkincisi ise, ülke genelinde halk DİRENİŞİ (intifada!) sürerken,
Güneydoğu bölgemizde olup biten son derece tehlikeli gelişmeler..

  • PKK’nın yeniden gemi azıya alması ve eşkıyalık – soygun -yol kesme olayları..
  • Ve de Bölge Asayiş Komutanı korgeneralin helikopterine 4 el ateş edilmesi, isabet alması..

Hükümetin sesi çıkmıyor?! Halka karçı canavar, PKK ve teröristlerine kuzu..
Satılık basın duyurmuyor..
Genelkurmayn açklamasından öğreniyoruz..

“GİDEN ADAM” gitmesine gidiyor da yakıp yıkarak, vuruşarak çekiliyor..

Görünen o.. Çok yazık çok..

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Mustafa Kemal Paşa‘nın
16 Mayıs 1919’da İstanbul’un işgali üzerine ağzıdan dökülen sözler yazgıları olacaktır :

“Geldikleri gibi giderler…”

Sevgi ve saygı ile.
24.6.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===================================

GİDEN ADAM

portresi2

Suay Karaman

 

 

 

Taksim Gezi Parkı protestosundan sonra bütün ülkeye sıçrayan kitlesel eylemler, bütün hızıyla devam etmektedir. Özellikle üç büyük kentte eylemler gece yarılarına dek sürmektedir. Başbakanın yaptığı tahrik edici konuşmalar, protesto gösterilerine katılanların sayısını daha da arttırmış ve bilinçlendirmiştir, buna karşılık, polisin uyguladığı insanlık dışı şiddet ve zulüm ise artarak bütün hızıyla devam etmektedir.

Geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul’da Taksim Gezi Parkı’na karanfil bırakmak ve anma yapmak isteyenlere polisin uyguladığı şiddet, televizyonlardan canlı yayınlanmıştır. Bunun yanında Ankara’da Dikmen semtinde polisin evlere su sıktığı, gelişigüzel gaz bombası attığı da televizyonlardan görülmüştür. Bu görüntüleri izleyen ve devleti yönettiğini sananların henüz akıllarına istifa diye bir olgu gelmemektedir.

Yapılan bu eylemler, kitleleri birbirine yaklaştırdı, birlikte mücadele etmeyi öğretti, emperyalizme karşı tutumlarının gelişmesine olanak sağladı, ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğinin kendine güvenini yeniden kazandırdı. Ancak herkesin dikkati bu eylemlere yoğunlaşmışken 15-16 Haziran 2013’te Diyarbakır’da PKK terör örgütünün başı olan caninin isteğiyle

“Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı” düzenlendi.

  • Konferansta alınan kararlara göre, Güneydoğu Anadolu bölgemizin Türkiye’den kopartılması kararlaştırılmıştır.

Konferansın İmralı, Kandil, Ankara, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne gönderileceği kararlaştırılan sonuç bildirisinde

  • “Kürdistan halklarının kendi tercihleriyle özerklik, federasyon, bağımsızlık gibi statülerini belirleme hakkına sahip olduğu” belirtilmiştir.
  • Kürdistan halklarının kendi yazgısını belirleme hakkının yalnızca
    Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması

    konferansta ortaklaşılan bir ilke olarak kabul edilmiştir.

Bildiride eli kanlı bebek katili Abdullah Öcalan’ın tahliye talebine yer verilmiş ve uluslararası örgüt ve devletlerin PKK terör örgütünü, terör örgütleri listesinden çıkartılması gerektiği dile getirilmiştir. Kürdistan halklarının kendi kimliği ile örgütlenme özgürlüğü, anadilde eğitim ve Kürtçenin resmi dil olarak kabulü, anayasal güvence altına alınması gerektiği vurgulanan bildiride, ulusal konferansın da kurulması talep edilmiştir.

  • Şu anda siyasi iktidar tarafından Güneydoğu Anadolu bölgemizin yönetimi PKK terör örgütüne bırakılmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetleri ise, hükümetin “açılım” görüşmeleri nedeniyle,
PKK terör örgütü ile mücadeleyi şimdilik bırakmıştır.

Bu konferans konusunda hükümet ve muhalefetten hiçbir tepki gelmemesinin üzerinde dikkatle düşünmek gerekmektedir. Akıllara ‘hükümet ve muhalefet aynı yerden mi yönlendiriliyor?’ sorusu gelmektedir. PKK terör örgütünün yaptıkları görmezlikten
ve duymazlıktan gelinmektedir.

20 Haziran 2013 Perşembe günü komuta heyetini taşıyan helikoptere, PKK teröristleri tarafından Hakkâri, Yüksekova’da İkiyaka Dağları’ndan dört el ateş edilmiştir.

Bu haber Genelkurmay Başkanlığı tarafından basına açıklamıştır. Ancak açıklanmayan ve yurttaşlarımız tarafından bilinmeyen kimi olaylar vardır: 19 Haziran Çarşamba günü Muş’ta çeşitli eylemlere katıldığı gerekçesiyle yakalanan iki PKK terör örgütü militanı, mahkemede serbest bırakılmıştır. 18 Haziran Salı günü Diyarbakır, Lice Kutlu Köyü’ne gelen PKK terör örgütü militanları, köy halkını toplayıp propaganda yapmışlar,
muhtarın aracını çalmışlar, köylülerin ziynet eşyalarını da topladıktan sonra kendilerine 40 bin Amerikan Doları’nın verilmesi için köylülere bir hafta süre vermiş ve gitmişlerdir.

17 Haziran Pazartesi günü PKK terör örgütü militanları Hakkari, Yüksekova Kamışlı Köyü’nde yol kesip, otomobilden indirdikleri bir vatandaşı kaçırmıştır. Aynı gün Van, Özalp Savatlı Köyü, PKK  terör örgütü militanları tarafından basılmış ve muhtarın
30 bin lirası çalınmıştır. 16 Haziran Pazar günü PKK terör örgütü militanları gündüz saatlerinde Şırnak merkeze bağlı Milli Köyü’nü basmış, burada yol yapım şantiyesinin
iki iş makinesini yakarak, terör örgütünün propagandasını yapmıştır.
İşçilerin cep telefonlarını da çalmışlardır.

14 Haziran Cuma günü Bingöl, Yayladere Yavuztaş Köyü’ndeki orman kesim işlerinde çalışan işçilerin şantiyesi PKK terör örgütü militanları tarafından basılmıştır. Bir kamyon, üç jeneratör, on ağaç kesme makinesi, binlerce ton odun ve çadırlar teröristlerce ateşe verilmiş, iki işçi teröristler tarafından kaçırılmıştır. Aynı gün PKK terör örgütü tarafından, Şırnak’ta bir askeri birliğe ateş açılmış ve bir askerimiz yaralanmıştır. 7 Haziran Cuma günü Diyarbakır, Lice Budak Köyü’nde PKK terör örgütü militanları köylüleri toplayıp propaganda yaptıktan sonra üç kişiyi kaçırmışlardır.

  • Siyasi iktidarın uygulamalarını protesto etmek için meydanlara inen vatandaşlara su sıkan, gaz atan ve şiddet uygulayan emniyet güçleri, terör saldırıları karşısında görevlerini yapmamaktadırlar.

Siyasi iktidar alanlardaki gençlere acımasızca saldırırken, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bunlar yaşanmaktadır. Başbakan İstanbul’daki olaylar sırasında bir aracın yakılmasına karşı çok büyük bir tepki göstermişti. Ancak bu terör saldırılarıyla ilgili hiçbir tepkisi olmadı. Bu terör saldırılarıyla ilgili ne başbakan, ne bakanlar, ne de muhalefetten bir tek sesin bile çıkmaması ülke bütünlüğünün korunmaması açısından son derece tehlikelidir.

  • Emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri ne yaparsa yapsınlar,
    Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmeye, parçalamaya güçleri yetmeyecektir,
    hepsi deliğe süpürülüp, gidecektir.

Giden adam başbakana yaranarak, bir tarafın kulu olacak kitlelere değil,
vatanı savunacak, mücadele edecek yurtsever kitlelere gereksinim vardır.
İşte bu eylemler, vatan hainlerine karşı, yurtseverlerin bir araya toplanmasına olanak sağlamıştır.

  • Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün özgürlük şarkılarının söylendiği
    bu topraklarda, tartışmasız zafer yine yurtseverlerin olacaktır…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir