Bir Teğmen; Bir Orgeneral ve Zavallı İddia


Bir Teğmen; Bir Orgeneral ve Zavallı İddia

Naci_Bestepe_portresi

E. Tümg. Naci BEŞTEPE

Gezi patlaması, Org. Nusret TAŞDELER‘in savunmasının gündeme girmesini
olumsuz etkiledi.

Oysa üzerinde durmaya değer bir savunmaydı.
İlk savunması da olduğu gibi tarihsel nitelikteydi.
Felsefe, hukuk, sosyoloji, tarih bilimleri ve en önemlisi insan vardı içinde.
Duygularıyla, aklı ve mantığıyla.
Neler vurguladı Org. Taşdeler?

– Esas hakkındaki mütalaanın, aynı iddianame gibi hukuken savunma yapılmaya
değer olmadığını,
– Savunmanın, kısıtlamalarla formalite düzeyine indirildiğini,
– Delillerin değerlendirmesinin adeta atlanarak SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ‘ne uyulmadığını,

– Savcıların ALİMANE olmasa da AKİLANE davranmasını beklediğini,
ancak hayal kırıklığına uğradığını,
– İsimsiz ve imzasız ihbar mektubuna işlem yapılarak 1. yüz yıl çağdaşlığının bile gerisinde kalındığını,
Başbakan Erdoğan ile bu davanın sanıklarına farklı standartlar uygulandığını,
– Suçlandığı internet sitesinin MSB ödeneği ile açıldığını,
– ” Delillerden sanıklara gidildiği” ifadesi ile kara mizah yapıldığını,
TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu‘nun çalışmasının ve verdiği raporun mahkemede kullanılmasının yasalara aykırı olduğunu,
– Ne ile suçlandığı açık ve net anlayamadığını,
– Astlarının da suçlu olmadığını,
– Mahkemenin vereceği karar ile ilgili hiçbir talebinin olmadığını vurguladı.Son cümlesini aynen aktarmazsam haksızlık etmiş olurum;

  • – Yüce Tanrı’dan dileğim; Türkiye Cumhuriyeti’nin “Hukuk Devleti” vasfını tekrar kazanacağı,Türk Milletinin kahraman ordusuna ” SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ” muamelesi yapma ihanetinde bulunanlardan hesap sorulacağı, şahsıma
    “STÖ Yöneticisi” sıfatını yakıştırarak bu ahlak dışı ağır hakareti yapmaya,
    şeref ve haysiyetimle oynamaya vicdansızca yeltenenlerle bağımsız ve tarafsız Türk mahkemelerinde hesaplaşacağım günleri görecek kadar yaşamama müsaade etmesidir.”

Bir orgeneral GATA’daki yatağında böylesine dikilirken, genç teğmen komutanının yolundan geri durur mu?

“T.C. Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali ÇELEBİ” diye hitap ederek başladı,
Silivri’nin Genelkurmay Başkanı.

Tüm hapishanelerdeki asker ve aydınlarla avukatlarını selamladı sadece.
Zamana, zemine ve koşullara göre değişmeyen iradesini koydu ortaya.
Neler söyledi, neler;

– Terörle mücadelede görev aldığını,arananlar listesinde isminin olduğunu ve
bunun utancını sahiplerine getirdiğini,
Terörle mücadeleden İDDİANAMEYLE MÜCADELE’ye geldiğini,
– Kendini değil, VATANSEVERLİK ve KEMALİST DEVRİMLERİ savunduğunu,
Türk Ordusu’nun, sermayenin veya iktidarın değil halkın ordusu olduğunu,
– İddia makamının;
. İhanet suçlamasını Türk subaylarıyla bağdaştırmak için çok komik durumlara düştüğünü,
. Hiçliğe yazgılı olduğunu ve pusulasının karanlığı gösterdiğini,
. “Adaletin sesi denen mütalaanın cehennemin dibindeki yalanların türküsü olduğunu,
– Adına yargılama denen tiyatronun engizisyon hukuk tekniklerini dünyaya
teşhir edeceğini,

İddianameye göre;

. Örgüt yöneticisi olarak, 31 kişiyi 120 dakikalık görüşme ve 11 mesajla yönettiği,
. Gizli örgütün Organize Suçlar Şb. Md.lüğü karşısındaki kahvehanede toplantı yaptığını,
. Harbiye’ye Bekaa Vadisi muamelesi yapıldığını,
. Tanık olmak amacıyla  dilekçe verdiği için terör örgütü üyesi yapıldığını,
öte yandan terör örgütü üyelerinin gizli tanık yapıldığını,
. Kamuya açık internet sitesini takip etmenin örgüt suçu sayıldığını,
. İddiayı çürütünce ERGENEKONVARİ SAVUNMA YAPMAKLA suçlandığını,
Atatürk’ün Bursa Nutku’nu uygulayan bir Türk genci olduğunu,
– Telefon yüklemesini kanıtlayan bilirkişi raporunun mütalaaya alınmadığını,
– Yüklemeyi yapan polislerin ifadesinin ancak iki yıl sonra alındığını,
haklarında hala dava açılmadığını,
– 24 yaşındaki bir teğmenin, ikisi orgeneral kendinden kıdemli 22 subaya ve milletvekillerine örgüt yöneticiliği yapamayacağını söyledi.

Sonuç bölümünde ;
– Tezgah sahiplerine,
Göreceksiniz onur, şeref size hiç nasip olmayacak.
– Türk milletine,
Ne büyük utançtır ki; bu duruşmalar Türk yurdunda,Türk sancağı altında düzenleniyor.
Hiç kimse umudunu soldurmasın, bu bir yükseliştir.
– Hakimlere,
Sizin masumiyete vereceğiniz insan ölçeği cezalar, yarınlarda adalet yıkıcılarına verilecek ve tüm geleceği kaplayacak millet ölçeği cezalar yanında ancak bir ikindi vakti kadardır.
Hiçbir kokuşmuş uygulama T.C. devrimlerini koruma kararlılığımızı sekteye uğratamaz.
Türk gençliği benim şahsımda teslim alınamaz.
Bu kürsüden bir kez dahi,” Ben buradayım, komutanım nerede?” demek gafletinde bulunmadım. Komutanlarını, silah arkadaşlarını teslim edip nefes alanlara yazıklar olsun!
Beni komutanlarımın yanına, ateş hattına gönderin! Komutanlarım kör nefret ürünü uydurma davalarda, adaletsizlik celladının bilenmiş işkence aletleriyle çarpışırken sahip olduğum özgürlük hançerdir yüreğime…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ.

Sizin vereceğiniz ceza asla sırtımda ve vicdanımda taşıyacağım bir yük olmayacaktır. Çünkü evlatlarımıza yaraşır nitelikleri ancak buradaki başkaldırı kazandırabilir.
Biliyorum ki, kuşaklar boyu insanların hafızasında kalacak sonsuz utançlar bize
bu iftirayı atanlar için yeterli olacaktır.Şimdi siz görevinizi yapın. Tarih de görevini yapacaktır.

  • HARBİYE’den çok iyi subaylar, çok iyi komutanlar yetiştiği şüphesiz.

Her toplumda olduğu gibi subaylık mesleğinde de yetersiz ve yeteneksizler çıkmıştır. Hatta bunların bir kısmı şans ve karartma ile en üst kademelere kadar çıkmıştır.
Herkes, meslektaşlarının ve toplumun gözünde ve tarihte layık olduğu yeri alacaktır.
Orduevilerine girip de kimsenin yanına yanaşmadığı, hatırını sormadığı yakın zamanın bazı komutanları canlı örnektir.

Orgeneral Taşdeler ile Teğmen Çelebi arasında yaklaşık 30 yıllık bir Harbiyelilik farkı vardır.

Ne mutlu ki, HARBİYE sapasağlam nesiller yetiştirmeye devam etmektedir.
Orgeneral Taşdeler, Teğmen Çelebi’nin bedeninde aynı ruhla gençleşerek
görevini sürdürmektedir.

Türk subayı, otuz yıl değil yüz yıl sonra da aynı kararlılıkla yürüyecektir.

  • Mustafa Kemal’in askerleri; Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkının ordusu olma özelliğini yitirmeyecektir.

Sağ ol komutanım, sağ ol teğmenim.

Yaşa, var ol Harbiye…

Naci BEŞTEPE

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir