GELDİĞİ YOLDAN GİDECEK


GELDİĞİ YOLDAN GİDECEK

Naci BEŞTEPE 
   
PKK’lıların sınır ötesine çıkışları tartışılırken ne demişti RTE?  – Girdikleri yerden çıkarlar, onlar bilir…

Doğruluk payı yok da değildi.
  Teröristlerin giriş-çıkış güzergahları vardır.
  Asker de izlemeyeceğine göre o bilindik yollardan girdikleri gibi çıkar giderler.
  Süreç öyle işliyor.
  Tabİi çıkanlar için.
  Çıkmayan, çıkmış gibi yapan, kente inen, yerinden kıpırdamayanların daha çok olduğu değerlendiriliyor.
  Neden çıksınlar ki?
  Ne aldılar ki?
  Sallanan AKP iktidarı Anayasayı yenileyemez veya bölünmeye yol açacak değişiklikleri yapamazsa neden terk etsinler yerlerini?
 
  Bir de RTE’nin bulunduğu yere hangi yoldan nasıl geldiğini anımsayalım.
  Belediye başkanı iken bir şiir okumuştu :
  – Minareler süngümüz, Kubbeler miğferimiz diye.  Kendi ifadesine göre bir şiir okumaktan ceza almıştı.

  Mağdurdu yani.
  Hiç bitmeyen bir mağduriyetti bu.
  Durur durur anımsatır.
  Grup toplantısında söyler, sulu gözlüleri ağlatır.
  Oysa, vatandaşı kin ve garaz tohumları ile bölmekti yaptığı.
 
  Kızının, karısının türbanını sürer ikide bir ortaya.
  Dediğine göre kızı da türbanı yüzünden okuyamamış da taa Amerikalara gitmiş.
  Ancak açıklamalara göre, kızcağız 134 puanla bir yere girememiş.
  Paralı amcaları da destek verince, ver elini Amerika.
  Yüce rabbi öyle istemiş neticede.
 
  Bu RTE’nin mağduriyeti bitecek gibi de değil.
  11 yıldır tek başına hem partiyi, hem ülkeyi yönetiyor.
  Bıraksalar Suriye’yi de yönetecek.
  AB’ni, BM’i de hizaya sokacak ama kıymetini, kudretini anlayan yok.
  Dediği dedik, astığı astık, kestiği kestik ama hala mağdur.
  Şimdi de vatandaştan yana mağdur.
  Gezideki gençlerden yana mağdur.
  Bu kadar demokrat, dışarıdan göründüğü kadar katı bile olmayan (Hülya Hanım’dan öğrendim), gençleri çağırıp dinleyecek kadar anlayışlı (AKP’li dostlar söyledi) ama bir türlü yaranamıyor.
  Son günlerdeki buram buram demokrasi, liderlik, insanlık kokan söylemlerine bir bakın;  – Çapulcu marjinal gruplar camiye girmiş bira içmişler.

  – Daha da ileri gidip camide fuhuş yapmışlar.
  – Utanma yok neyse de adap da bilmiyorlar. Polis arkalarından çiçek vermek için koşarken ayakkabılarını bile çıkarmadan dalmışlar camiye.
  – Bunlara ait kaset var. Cuma günü yayımlanacak.(Cuma geçti. Çıkmaz ayın
son cuması yayımlanır. Montajda terslik çıkmıştır.)
  – Hele o çadır bölgesi var ya, aman aman. Sidik kokusundan geçilmiyor.
Hatta büyük abdestlerini de yapmışlar. Bir de çevreci olacaklar.
  – Bir gidip görseniz o çadırları. Ne edepsizlikler, ne ahlaksızlıklar…
  – Bunların yaşamına karışmıyor ama onlar karısının kızının baş örtüsüne (kendisi türban olur) karışıyorlar. Kamuda hala türbanla çalışamayanlar var.
 
  Bunları söyleyen sıradan zır cahil bir vatandaş değil.
  Başbakan.
  Ancak kimin başbakanı kendi de bilmiyor.
  Bir grup vatandaşı öbürlerinin üzerine salmakla tehdit ediyor.
  Kendini destekleyenlerin daha çokluk olduğunu söylüyor.
  18 gündür üzerlerine gaz ve basınçlı-ilaçlı (kimyasal) su sıktırdığı,
öldüresiye dövdürdüğü hatta öldürttüğü vatandaşlarına karşı sabrının taştığını, bedeli ne olursa olsun GEZİ PARKI’nı boşalttıracağını miting meydanlarında şakşakçılarına açıklıyor.
  Yanlış okumadınız, “BEDELİ NE OLURSA OLSUN” 
  Yani, ölürlerse ölürler.
  O istedi ya.
  Olacak işte, o kadar.
  İleri demokrasinin dünya yıldızı. Sultanlar sultanı. Liderler lideri.
 
  Aynı kafanın valisi “Hiç olaysız boşalttık, kimseye zarar vermedik, müdahale bile denmez” diyor. Ardından resmi açıklama 44 yaralı, bir kişi gözünden ameliyatlık.
  Bir de olaylı olsa, müdahale etseler. Düşünebiliyor musunuz?
  Ertesi sabah” İstanbul çok huzurlu” diyor. Taksim’e ne giriş var ne de Taksim’den çıkış. Her yer gaz, her yer su, her yerde cop. Acımasız saldırı.
 
  Aynı kafanın Ankara BŞB Başkanı, afişlerle yağlama uzmanı İ. Melih Gökçek, polisin öldürdüğü gencin, provokatörlerin attığı taşla öldüğünü iddia ediyor.
TV görüntülerine karşın.
  Adli tıp raporu ile baseninin üzerine oturuyor.
  Ama adamda utanma, üzülme gibi normal insanlara has özellikler olmadığı için
o gencin öldürüldüğü yere polise övgüler düzen bir afiş astırıyor.
  Bu kadar olur.
  Bunlar da yönetici olacak.
  Taş devrinin kabilelerini yönetenler bunlardan daha iyi yönetici değilse ne olayım…
 
  Miting alanlarına yüz binleri değil milyonları da toplasa artık önemi yoktur.
  Parasız, taşımasız, zorlamasız kendiliğinden meydana çıkan, copa-bibere-kimyasallı suya göğüs geren bir kişi binlere bedeldir çünkü.
  Tepeden aşağıya doğru iniş başlamıştır.
  Yuvarlanan taş tepeye dönmez. Gittikçe hızlanarak inecektir. Bu inat varken hele.
  Hangi tepeden, hangi yoldan mı?
  Geldiği yoldan.
  Gene mağduru oynayarak.
  Gene dini duyguları sömürerek.
  Sömürdüğünü zannederek.
  Atatürk’ün dediği gibi,
  Kendisinin PKK’lılara dediği gibi,
  Aynen,
  Geldiği yoldan gidecek.
  O yolunu bilir.
  Yola koyuldu bile.
  Gidiyor…
 
  Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“GELDİĞİ YOLDAN GİDECEK” için bir yorum

  1. O GİDERSE; YERİNE KİM GELECEK PİNOŞE Mİ, FRANKO MU, DERSİM KASABI MI?

    O, Çavuşesku gibi, İMF borçlarını ödemiş… Emperyalizm tekerine çomak sokmuş…

    O doğuda otuz yıldır süren 350 milyar dolarlık Savaş ve Ölüm Pazarını kapatmış… Emperyalizmin tekerine, hem yerli İşbirlikçilerin, rüşvetçi, komisyoncuların tekerine çomak sokmuş…

    O Ortadoğu’da rakipsiz seçeneksiz lider olmuş ve iktidarda on yılını devirmiş ve emperyalizmin bu yöndeki planlarını boşa çıkarmış… Ve artık emperyalizmin gözüne batmaya başlamış…

    Yerine bir Kenan Evren, bir Franko, bir Pinoşe, bir Dersim Kasabı Aptullah gelecekse; o gitmesin!..

    NB, otuz yıldır dökülen kana doymamış… Teröristlerin Türkiye içinde kaldıklarını, geldikleri yoldan gitmediklerini iddia ederek Emperyalizm için Savaş ve Ölüm Pazarı olan İç Savaş’ın devamını ve yeniden kan dökülmesini istiyor.

    “Terörle Mücadele” adı altında İç Savaş’ın devamı; Emperyalizmin Tank, Uçak, helikopter, Silah, Bomba ve bilmumum askeri malze fabrikaları için tüketim pazarı demektir… Savaşın devamını isteyen, bölücülük paranoyasıyla savaş ve ölüm çığırtkanlığı yapanlar için de RÜŞVET, KOMİSYON, AVANTA demektir.

    Emperyalizm Savaş Malzemesi, aracı, gereci üreten fabrikaları Milyarlarca dolar kazanırken; savaş ve ölüm çığırtkanlığı yapan işbirlikçiler, rüşvetçiler, komisyoncular ve avantacılar MİLYONLARCA dolar kazanıyorlar.

    Bu nedele, hem emperyalist taraf, hem yerli işbirlikçi taraf; “üç asker şehit oldu, on terörist ölü oalarak ele geçti… Beş asker şehit oldu, yirmi beş terörist ölü oalarak ele geçti… On asker şehit oldu, yüz terörist ölü olarak ele geçti…” denilen Savaş ve Ölüm pazarının yeniden açılmasını istiyorlar… Ve gene emperyalizmin işbirlikçileri, yeniden “TERÖRLE MÜCADELE” yapılmasını dört gözle bekliyorlar.

    Solcu, sosyalist, ilerici ve Alevilerin bu iç savaşın sona ermesini, Barış Sürecinin devamından yana tavır almalıdırlar… Bütün solcular, ilericiler, devrimciler, sosyalistler ve Aleviler BARIŞ SÜRECİNİ DESTEKLEMEK ZORUNDADIRLAR. Gezi Parkı dolayısıyla ortaya çıkan sorunda da tarafsız kalmaları gerekmektedir.

    Özellikle, Alevilerin sosyalistlerin Gezi Parkı gösterilerine katılmaması, Hükümete karşı tavır almaması varlıklarını sürdürmenin gereğidir… Sayın Erdoğan giderse; yerine Alevilere ve solculara mutlak düşmanlık güden Dersim Kasabı Aptullah gibi birilerinin gelmemesi garanti gibidir.

    Bu nedenle, Sayın Erdoğan ve Ak Parti, bir on yıl daha kalsın!.. Yerin lafta bile Eşit Vatandaşlık İlkesin kabul edemeyen NB gibi Türk vatandaşları gelirse mezarlıklarda yer beğenmekten başka bir şey yapamayız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir