KARAYILAN AÇIKLADI: AKP ÇÖZÜME NE VERDİ?

Dostlar,

Olağanüstü durumlar, olağanüstü koşullar yaratıyor..
Kahramanlar belli oluyor ve önderlik yüklenerek öne çıkıyor..

Sayın Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, bir Cumhuriyet kadını aydın olarak büyük bir bilimel ehliyet ve yüreklilikle, sorumlulukla öne çıkıyor..

Aşağıda tarihe not düşecek, ibretlerle dolu yazısını paylaşıyoruz.

Kendisini gönülden kutluyoruz..

Yazdıklarını büyük ölçüde ve büyük kaygı ile onaylıyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 26.4.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==================================

Birgül AYMAN GÜLER
CHP İzmir Milletvekili
26 Nisan 2013 Cuma

portresi

KARAYILAN AÇIKLADI: AKP ÇÖZÜME NE VERDİ?

Gazetelerin “tarihi açıklama” diye verdikleri Kandil’de 25 Nisan 2013 günü KCK Başkanı diye tanıtılan Karayılan, PKK teröristleri 8 Mayıs’tan itibaren çekilmeye başlayacaklar açıklaması yaptı. Türkiye’nin “meşru” gazeteleri ile TV’leri açıklamayı epeyce sansürlü ve “düzeltilmiş” verdiler.

Karayılan’ın ne dediğini olduğu gibi görmek için “kendi” yayın organlarına bakmakta büyük yarar var. Bu kaynaklardan izlenince, AKP-PKK’nın neyin pazarlığını yaptıkları açıkça görülüyor.

Karayılan’ın açıklamasına göre AKP Hükumeti PKK’ya şu sözleri vermiştir:

(1) Kürt halkına kimlik ve statü verilecektir; bu, anayasal güvence altına alınacaktır.

(2) PKK ile işbirliği yapılarak Güneydoğu Anadolu’da ve Türkiye – Irak – Suriye – İran Kürtleri arasında “Kürt milli dayanışma” konferanslarına izin, onay, destek verilecektir.

(3)  Apo başta olmak üzere teröristlerin tümü serbest bırakılacaktır.

(4)  Soruna yabancı devletlerin müdahil olması kabul edilebilir.

Bu sözler, Karayılan’ın konuşmasından alınan cümleler temelinde aşağıdadır:

1. Bugün halkımız, Rojava Kürdistan’da (Suriye) fiili olarak özgürlüğüne kavuştuğu bir devrimin ve Güney Kürdistan’da (Irak) federal bir statünün sahibidir. Kuzey Kürdistan’da (Türkiye) … önemli kazanımlar ortaya çıkmıştır.

2.  Türkiye’de Kürt halkının yüz yıl öncesine dayanan inkar ve ret politikaları altında kimliksiz ve statüsüz yaşamayı kabul etmesi mümkün değildir. Bu anlamda Önderliğimizle devlet arasında sürmekte olan görüşme ve müzakerelerin son derece önemli olduğu açıktır.

3. Kürt sorununun uluslararası bir sorun…. başta ABD, AB ve Rusya olmak üzere tüm uluslararası güçleri Kürt sorununun çözümüne dönük başlattığımız bu hamlenin başarısı için destek sunmaya çağırıyoruz.

4. Sadece Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü değil, tüm parçalarda Kürt sorununun çözümü ve Ortadoğu’daki çatışma sürecinin sona erdirilerek… yeni bir dönemin başlatılmasıdır.

5. Dört konferans çağırıyoruz:

a) Tüm Türkiye halkı(nı) … ‘Barış ve Özgürlük Konferansı’nı toplamaya ve tüm kesimleri bu konferansa katılmaya davet ediyoruz.

b) Tüm Kürdistan halkını, (4 parçadaki –Türkiye, Irak, Iran, Suriye) ….
tüm parçalar arasında milli dayanışma ve barış için ulusal bir platform oluşturmaya, Hewlêr’de (Erbil) ‘Birlik, Dayanışma ve Barış Konferansı’nı örgütlemeye ve katılmaya çağırıyoruz.

c) PKK’nın Kürdistan’da geliştirdiği mücadelede belkemiği rolü oynayan
ve büyük fedakarlıklar, kahramanlıklar sergileyen Kuzey Kürdistan (Türkiye’nin güneydoğusu) halkımız için …. Amed’de (Diyarbakır’da) Kuzey Kürdistan Demokratik Çözüm, Birlik ve Dayanışma Konferansı’nı toplamaya…

d) Yurtdışındaki tüm Kürdistanlıları…. Halkların Demokrasi, Birlik ve Barış Konferansı’nı toplamaya çağırıyoruz.

Karayılan, “çözüm süreci”nin üç aşamalı olduğunu açıklamıştır:

a) Ateşkes ve geri çekilme ile birinci aşama tamamlanacaktır.

b) İkinci aşama devletin ve hükümetin yapacaklarından oluşur.
Bunlar “anayasal çözüm çerçevesinde yapılacak reformlar”dır.

c) Üçüncü aşama normalleşme aşamasıdır; Apo dahil herkesin
serbest kalacağı bu süreç paralelinde silahsızlanma gündeme gelecektir. 

Tarihte reformculuk, demokratikleşme paketleri, demokrasi manifestoları, hep belli kesimlerle ve belli hedeflerle ilişkili olmuştur. Günümüzde de, bugünlerde ortalığı saran “reform” culuk tutkusuna, durmadan el değiştiren “demokrasi manifestoları”na ve Türkiye’yi demokratikleştirme yarışlarına, Karayılan’ın açıkladığı “üç aşama”yla ilişkileri bakımından dikkat etmekte yarar vardır.

O halde karşımızdaki manzara nedir?

Anayasa, terörle müzakerenin en temel koşuludur:

  • AKP Türk vatandaşlığı ile Türk ulusunu kısaca “ulusal devlet ilkesi”ni vermiştir.
  • AKP etnik topluluklara “kimlik ve statü tanıma”yı kabul etmiş
    ve “milliyetler devleti”ni kabul etmiştir.
  • AKP bölgesel özerklik düzenini kabul etmeye hazırdır;
    “üniter devlet ilkesi”nden vazgeçmektedir.
  • AKP, Türkiye’nin egemenliğini, komşu ülkelere müdahale edebilmek hırsının ateşiyle “uluslararası toplum”la paylaşmaya açıktır.
  • AKP Apo dahil tüm teröristleri serbest bırakma konusunu görüşmektedir.

AKP yabancı güçlerin müdahalesine açık davet yapmaya cüret eder hale gelmiş olan PKK-BDP ile birlikte, emperyalizmin hizmetinde Kürdistan ebeliği yapmakta; bunun için de Türkiye’yi çözmektedir.

“Çözüm” süreci, ulusal ve laik Türkiye çözülerek Irak ve Suriye’den sonra İran’a saldırılacak; saldıran kim olursa olsun onlara destek verilecek demektir.

Bu “çözüm” süreci  “barış için, gözyaşları dinsin diye, analar içindir” mi demiştiniz!!

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“KARAYILAN AÇIKLADI: AKP ÇÖZÜME NE VERDİ?” üzerine bir yorum

  1. BARIŞA UĞRUNA ÖDENEN HİÇBİR BEDEL FAZLA DEĞİLDİR!..

    Bu savaş, 1. ve 2. Dünya Savaşı’nda kalma, dökündü, işe yaramaz askeri malzemeninin tüketilmesi için yapılıyor…

    Emperaylist Silah Tekelleri bu nedenle Türkiye’de BÖLÜNME PARANOYASINI KAŞIYARAK işbirlikçilik, Fikir Ajanlığı ve Mümesillik yapacak, insan kanı ile beslenecek kişiler buluyor.

    Savaş devam ettikçe; Emperyalizmin Savaş Tekelleri Milyarlarca dolar, Türk İşbirlikçileri, Fikir Ajanları, Mümesiller de milyonlarca dolar kazanacaktır.

    Savaş biter, bir daha olmazsa; Emperyalist Silah ve Savaş Tekelleri ıskarta malzemeleriyle başbaşa kalacaklar, yerli işbirlikçiler, fikir ajanları ve mümesiller de avuçlarını yalayacaklar.

    Birgül Ayman Güler, bunun dışında, ciddi bir kayıptan söz edememiş; aksine Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmayacağını ifade etmiş..

    Bu süreçin başarıya erişmesi için bir genel af ve bütün yanlışların düzeltilmesi zaten gerekiyor… Başka bazı ödünler verilse de; BARIŞ HER BEDELE DEĞER…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir