RİFAT SERDAROĞLU : BUNLAR İYİ GÜNLERİMİZ

RİFAT SERDAROĞLU

portresi3

BUNLAR İYİ GÜNLERİMİZ

AKP Türkiye’nin başını öyle bir belaya bulaştırdı ki, öyle-böyle değil.
Her yer yangın yerine dönecek.
Bunu bilebilmek için müneccim olmaya da gerek yok. Eğer olayların geldisini
yani geçmişini görecek gözünüz varsa, nereye varacağını da rahatça bilebilirsiniz.

Yabancı basını izlediğinizde ve bölgeden iyi-doğru haber alabiliyorsanız,
Güneydoğu sınırımızın CIA’nın emrinde başıboş olduğunu, El-Kaide militanlarından, Özgür Suriye Ordusu adı altındaki katillere kadar her türlü silahlı unsurun serbestçe dolaştıklarını bilirsiniz. Ayrıca AKP Hükümeti, Arap ülkeleriyle vizeleri kaldırarak,
yıllardır kanın durmadığı Ortadoğu’da ne kadar serseri-tetikçi-sapık-kaçak katil varsa hepsinin ülkemize girmelerine yol açtı.

Dün gece Ankara ve İstanbul’da bombalar-lav silahları patlamaya başladı.
Arkası gelecektir. Neden mi? Gelin beraberce analiz edelim;

AKP Hükümeti “Vatana İhanet” suçu işleyerek, İmralı-Kandil-Avrupa PKK ile
barış yapacağını açıkladı mı? Açıkladı ve artık geri dönemeyecek korkunç adımlar da attı.
Peki, sizce kaç tane PKK var? İran’da-Suriye’de-Kuzey Irak’ta-Avrupa’da-Türkiye’de
PKK var mı? Var. Bir sürü PKK var.

Cani Öcalan’ın bunlara tek başına hükmetme olasılığı var mı? Sıfır.
Çeşitli ülkelerde ve yabancı istihbarat örgütlerinin fahişesi haline gelmiş bu örgütlerin
en önemli gelir kaynağı her türlü “Uyuşturucu-İnsan-Organ Kaçakçılığı” değil midir? Evet.

İyi de, Cani Öcalan “dur” dediği için duracak bir PKK’nın varlığına hangi geri zekâlı inanır?
Öcalan dur diyecek, uyuşturucu yollarını ele geçirmiş ve bu yüzden büyük paralar kazanmış gruplar kaçakçılık yapmaktan vaz geçecekler! Öyle mi?
Bunların çoğu Öcalan’ı tanımazlar bile.

Üstelik güvenlik güçlerimizin esir edildiği ve morallerinin yerlerde süründüğü
bu ortamda kim, hangi kuruluş bu canilerin şerrinden Türk Milletini koruyacak?

  • Asker’e kışlasından çıkmak yasak edilmiş.

Polisin bir gözü hükümette, diğer gözü cemaatte, neye itaat edeceğini şaşırmış vaziyette.

MİT olabilir mi?
Asla olamaz.

MİT’in üçte biri İmralı’da hem görüşmeleri organize ediyor, hem de Bebek Katilinin arkasını kolluyor.

Diğer üçte biri Kandil’deki ve Avrupa’daki çakalların gönlünü yapmakla meşguller.

Geri kalan üçte biri de, gelecekteki yerlerini sağlamlamak için “Kürtçe” kursundalar.

Hal böyle olunca, AKP’nin ülkemize buyur ettiği eşkıya gelir, Türkiye’nin kalbi olan Başkent Ankara’da lav silahıyla seni vurur, Bakanlık binasına da bomba atar.
Sen de “Bizi korkutamazsınız” diye kendi kendine efelenirsin!

Dün Şırnak’ta Cumhuriyet Meydanında BDPKK Nevruz kutlaması yaptı.
Birkaç direğe göstermelik olarak Türk Bayrağı asılmıştı. Törene katılanların direğe tırmanıp Türk Bayrağını yırtmaması için direkler yağlanmıştı! Kendi ülkesinde,
kendi bayrağını koruyamayan bir hükümet mi terörle mücadele edecek?

Bugün BDPKK, Diyarbakır’da Nevruz sebebiyle büyük bir toplantı yapacak.
Nasıl bir rezillikler serisi yaşayacağımızı göreceğiz. Bu yazıyı yazdığımız 20 Mart Çarşamba günü, BDP Van Milletvekili-DTK Eşbaşkanı ve İmralı’ya ilk giden heyette olan Aysel Tuğluk şunları söyledi :

Yarınki Nevruz’da şiarımız Öcalan’a Özgürlük ve Kürdistan’a statü olacaktır.”

Aynı anda başta Ankara Üniversitesi olmak üzere, çok yerde Kürtçüler-Bölücüler

“Öcalan’a Özgürlük-Kürdistan’a Statü” pankartları açtılar ve Polisle çatıştılar.

Dâhiliğin sınırları olabilir, ama aptallığın ve ihanetin sınır yoktur.
Döktüler benzini güzel ülkemizin üzerine, ellerindeki çıra da sona geldi.
Akılları sıra yangın çıkaracaklar. Anlamadıkları şey, bu yangın önce onları yakacak.
Dedik ya, aptallığın ve ihanetin sınırı yoktur…

Ne Mutlu Türküm Diyene!

Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Mart 2013

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“RİFAT SERDAROĞLU : BUNLAR İYİ GÜNLERİMİZ” üzerine bir yorum

  1. sulh ve huzuru kardeşleşme projeleri geliştirerek yapabiliriz.söz sanatları ile ancak kendimizi ve bize benzeyenleri avuturuz. kimseyi ötekileştirmeyen bir sulh diline ve hürriyetçi bir yaşama bu coğrafya halklarının ve hepimizin ihtiyacı var…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir