BİTLERİN YENİLENİ..


ARA SIRA : 
BİTLERİN YENİLENİ

Ahmet GÖKSAN
Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı
                                                                                         kibristkd@gmail.com  

  • “Kıbrıs Türk’ü nasıl ki bugüne kadar tehdit, iftira, baskı ile haklı davalarından bir adım gerilememiş, canını vermiş mevzisini terk etmemişse bundan böyle de inanç ve imanında herhangi bir değişiklik olacak değildir. Görüyoruz dün bizi topla, tüfekle çökertemeyen düşman, başka silahlarla karşımıza çıkmıştır ve daha da bu hareketlerine hız vereceklerine şüphe yoktur. Ekonomik ablukalar bizler için ihtar olmalıdır…
  • Bilmeli ve takdir etmeliyiz ki duyulmayan mermi sesleri her gün için büyük yıkıntılara sebebiyet vermekte, bünyemizde derin yaralar açmaktadır.” 

      Dr. Fazıl KÜÇÜK (1977)

Kıbrıs’ta yaşanan uyuşmazlığa çözüm bulabilmek için yürütülen çabalardan ne yazık ki olumlu sonuca ulaşılamadı. Aradan geçen 44 yıllık süreçte yapılan bütün görüşmeler avara kasnağın konumuna koşut noktada bulunmaktadır. Bu sürede ismi dahi unutulan BM Genel yazmanlarının başarısızlıkları genel bir kanıdır. Genel yazmanlar adına görev üstlenenler de yalnızca görüşme kervanında yer almakla yetindiler. Bir elin parmakları kadar olanlar ise görevden ayrıldıktan sonra anılarını yazdıklarında gerçekleri yansıtmaya çalıştılar. Bu çabalarını  yalnızca belge niteliğinde kabul etmek durumundayız. Görev yaparken suskun olanların, ayrıldıktan sonra da gerçekleri gördüklerini yazmalarını suçluların  telaşı olarak okumak gerekiyor.

Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Bay Yannakis Omirou’nun adadaki Hollanda maslahatgüzarı ile yaptığı görüşme sonrasında, 38 yıldır devam eden Türkiye tarafından Kıbrıs’a yapılan müdahaleden söz ediyor. Adı geçen Bay 1974 yılı öncesinde yapılan çözüme ilişkin görüşmelerden hiç söz etmiyor. Tarihe Kanlı Noel diye geçen saldırılardan sonra uyuşmazlığa doğrudan çözüm aranmadı. Aracılar aracılığı ile görüşmeler yapıldı. Haberle hacı olunamayacağı gerçeği ile yüzleşildikten sonra Beyrut’ta 1968 yılında yüz yüze görüşmelerin başladığını belleği zayıf olanlara da anımsatmak durumunda kalıyoruz.

Mendil büyüklüğündeki ülkenin AB dönem başkanlığı sona eriyor.
Bu dönemi kendileri açısından değerlendirirken başarılı olduklarını söylemekten geri durmuyorlar. Bazı AB üyelerinin önde gidenleri de övünmekte olanlara gaz veriyorlar. Bu kısa dönemde siz aslanlar, kaplanlar gibi görev yaptınız. Kimse de bu hayvanların kuyruğuna kim basıyor diye sormuyor. Ekonomik krizin gölgesinde geçirdikleri bu dönemden sonra 2013 yılı Şubat ayındaki başkanlık seçimlerine hazırlanıyorlar.

 Sıklıkla yinelediğimiz gibi hayırsız evlat olduğunu kanıtlayan Bay Dimitris Hristofyas, “ekonomik sorunlar; Yunanistan’a bağımlılığımız sonucu ortaya çıktı” diyor. Bunları söylerken kendi kusurlarını unutuyor. Mendil büyüklüğündeki ülkede yaşanan ekonomik sorunların başında Yunanistan’a bağımlılık sıralamada gerilerdedir. Adada görev yapan BM Barış gücünün bütün harcamalarını üstlendiklerini saklıyorlar. Vur abalıya söyleminde olduğu gibi Türkiye ve Kıbrıs Türklerini suçlamayı yeğliyorlar. Ne de olsa bu davranışlar pirim yapıyor.

 Bölgedeki dengeleri kuralına göre oynadıkları günlerden geçiyoruz.
AB üyesi olmalarına karşın Rusya’nın adada sürekli yatırımlar odası oluşturması yönündeki önerisinin olumlu karşılandığı açıklandı.
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de 11 Ocak 2013’te Leymosun’da Avrupa Halk Partisi liderler toplantısına katılacağı açıklandı. Katılımcılar Rumlara destek verdiklerini kanıtlamak için bu toplantıya geleceklerini açıklıyorlar. Merkel’in bu ziyaret öncesinde yılbaşında evinde kalacağı ve kaz pişireceği Rum basınında yer alıyor. Merkel’in kaz pişirmesini kendi seçeneği olarak değerlendirirken Rum basınının dalga geçmesini de sizlerin değerlendirmelerinize bırakıyoruz. Türkiye’nin komşuları ile olan ilişkilerinden sıkıntı duyduğunu söyleyen Merkel; “Türkiye Kıbrıs’ta
adım atmalı. Mesela limanları açabilir.”
diye de konuşuyor.

AB dönem başkanlığını devretmeye hazırlanan mendil büyüklüğündeki ülkenin önde gidenleri Türkiye’nin yetkilileri ile de dalaşmayı marifet olarak görüyorlar. Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile dalaştılar. Davutoğlu “Sanıyorlar ki Türkiye daha zayıf olacak ve üyelik için yalvaracak. Hiçbir zaman yalvarmayacağız” dedikten sonra ;
“AB’ne tam üye olmuş ve bizimle iyi komşuluk ilişkileri olan bir birleşmiş Kıbrıs olacaktı. Adada Türk askeri olmayacaktı. Türkiye ile Kıbrıs arasında tam ekonomik entegrasyon sağlanacaktı ve Rumlar bundan herkesten fazla faydalanacaktı. Sizde bu gün iflas etmiş bir ekonomiye sahip olmayacaktınız.” diyordu. Bu konuşmayı sizlerin en iyi şekilde değerlendireceğinize inanıyoruz.

Kıbrıs Rum Ortodoks kilisesi ülkenin iflası konusunda herhangi bir açıklama yapmıyor. Devlet içinde devlet olarak kabul edilen kilisenin
bu yaklaşımında bir bit yeniğinin olduğunu düşünüyoruz.
Kilise bitlerin yenmesini mi bekliyor ne…??

Sağlıkla geçireceğiniz bir yıl olması dileği ile yeni yılınız kutluyoruz.

SEVGİ ile kalınız…
28 Aralık 2012 –  Ankara

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir