Rıza Güner’den mektup..

Riza_Guner’den_Ahmet_Saltik’a_mektup_12.9.2010

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Rıza Güner’den mektup..” üzerine 9 yorum

  1. KENDİ YAZIMA KENDİM YANIT VERMEM YANLIŞ DEĞİL!

    Aleviliğin ve Dedeliğin yasaklanması, Dersim’in dağıtılması, Türkiye için harakiri anlamına da gelmektedir. Aksine Türkiye’nin Dersim’i titizlikle koruması, Alevilik ve Dedelikle uygarlığa bir kapı açması gerekiyordu.

    1895’te, Alevilere ve Ermenilere karşı Sünni Kürtlerden Hamidiye Alayları kurulmuş, ama, Dersim Silahlı olduğu için planlanan amaç gerçekleşmemiş… Cumhuriyet Döneminde hala var olan Hamidiye Alayları kafasıyla Dersim sözde isyanı, hiç yoktan çıkarılmış ve Alevilerin bir merkezde yoğunlaşmalarına, çoğunluk olmalarına izin verilmemiştir.

    Dersim’e Sünni ve Şafi, ayrıca Alevi düşmanı bir Vali atanmış… Ve bu kişi, Dersim’i dağıtmak, ortadan kaldırmak için kolları sıvamış… “Alevi kadınlara tecavüz edilirse; kocaları seslerini çıkarır mı, çıkarmaz mı?” diye “MUM SÖNDÜ TESTİ” yapmıştır.

    Alevi kadınlara tecavüz edildikten ve bu tecavüz, kadınlara tecavüz edilmesine eşit bir tepkiyle karşılandıktan sonra; Vali Ankara’ya İsyan Raporu vermeye utanmamıştır.

    Yani, Vali efendinin, “Alevi kadınlara tecavüz edilirse, Alevi erkekleri seslerini çıkarır mı, çıkarmaz mı?” diye yaptığı “MUM SÖNDÜ TESTİ” kendi iğrençliğinin kanıtı olmakla kalmıştır.

    1. Sayın Güner.
      Sizi bu sistemin dalkavukları karşısında dik duruşunuzdan dolayı kutlar basarilar dilerim.Selam saygılarımla

  2. Değerli Okurlarımız,

    Sayın Güner bir Alevi aydını, düşünürü ve yazarıdır.
    Dürüst ve içtenlikli bir insandır.

    Görüşlerini tümüyle paylaşmasak da, ağırbaşlı ve sorumlu üslubuyla
    kendisini burada ifade etmesinde bir sakınca görmüyoruz.

    Kaldı ki, bu sitede yayımlanan bize ait olmayan tüm yazıların yasal sorumluluğu doğallıkla yazarlarınındır.

    Sevgi ve saygı ile.
    20.8.12, Tekirdağ

    Dr. Ahmet Saltık
    http://www.ahmetsaltik.net

  3. HALAÇOĞLU : “TÜRKLER ERMENİLERE BİR ŞEY YAPMADI, NE YAPILMIŞSA KÜRTLER YAPMIŞTIR,” DEMİŞ.

    Halaçoğlu, ilk kez haklı!.. Gerçekten de “anayurttan olmayan diyara tehçiri” Sünni Kürtlerden oluşan Hamidiye Alayları yapmıştır.

    Ama, Asur Soyundan geldikleri için çok zalim ve çok kan dökücü olduklarına inanılan Sünni Kürtlerden Hamidiye Alayları kurmayı, Alevilere ve Ermenilere karşı kullanmayı 1895’te Osmanlı ve Abdülhamit kafası düşünmüştür.

    Anayurdun dışına, “MEVCUT OLMAYAN BİR ÜLKEYE tehçiri” de gene Osmanlı ile İttihat ve Teraki kafası düşünmüştür.

    Kerbela’dan bu yana (M.S. 680’den bu yana) isyan etmeyen Alevilerin Dersim’de isyan ettiklerini de gene Halaçoğlu kafası haline gelen Osmanlı ile İttihat ve Teraki kafası düşünmüştür.

    “Soykırım yapılmamışsa; Anadolu’daki Ermenilere ne oldu?” sorusunu HALAÇOĞLU KAFASI HALİNE GELEN Osmnalı ile İttihat ve Teraki Kafası, “ERMENİLER, ALEVİ KÜRT OLDULAR diye cevaplandırmıştır.

    HALAÇOĞLU KAFASI HALİNE GELEN OSMANLI-İTTİHAT VE TERAKİ KAFASI bu yalanlarla kimseyle tartışamaz. Tartışmak için, gerçeği kabul edcecek kadar yürek ve beyin sahibi olmak gerekmektedir.

    Halaçoğlu Kafasında ise yalandan başka bir şey bulunmamaktadır.

  4. HALAÇOĞLU BU KONULARI BENİMLE TARTIŞA CAK CESARETİN VAR MI?

    Halaçoğlu, “Anayurdun Dışına Tehçir olmaz!” diyorum. Stalin, Ahıskalıları Gürcistan almış, Ortaasya’daki Fergana vadisine, Tatarları Kırımdan almış Sibirya’nın güneyine Kazakistan’ın Kuzeyine yerleştirmiştir.

    Ve alma ve yerleştirme Kızılordu’nun en disiplinli askerleri ve düzenli Ordu tarafından yapılmıştır. Kimse yolda telef olmamış, kimse yüksek kayalardan atılmamış, kimse açlıktan ölecekleri dağbaşlarına salınmamış, kimse azgın nehirlere sürülmemiş, kimse evlerinin içinde ya da başka bir mekanda yakılmamıştır.

    Ben, “Anayurt’tan Olmayan Bir Diyara Tehçir”den söz ediyorum. “Anayurt’tan Olmayan bir diyara zorla yer değiştirme” olduğu için; hasta, sakat ve yaşlıların yollarda telef olmalarında ya da kafalarına kurşun sıkılmasında bir suç yok. Çünkü Anayurt’larından alınmış olmayan bir diyara götürülmüşler.

    Evet… Halaçoğlu, benim görüşlerimi çürütmek senin için bir şey olmasa gerek. Buyur, çürüt gerçek bir haklılığın varsa?..

  5. Bu yazının E. Tümg. Naci Beştepe’nin yazısına cevap olarak yeniden hatırlanmasını diliyorum.

  6. 23 aralık 1918 de osmanlı devleti genel bir af ilan etti aftan yararlanmayacak tek grup
    ise 1915 ermeni tehciri(yer değiştirme,başka bir bölgeye nakil etme) sırasında suç işleyen ve ceza alanlardır.bu kişiler af edilmedi..demekki o dönemde ,tehcir döneminde suç işlenmiş. ama suç işlemeye devlet bizzat ceza vermiş.o zaman bu iş devlet eli değil ,bölgede bir kısım eşkiyalar tarafından oldu.ve bu eşkiyalara bir kısım memurlar yardım etti.Peki, ermeniler türkleri katleden TEK bir ermeniye ceza verdimi.veya o kişilerin bu katlimına bir şey dedimi.bu nu söyleyecek bir tane ermeni varmı. varsa çıksın konuşalım…

  7. 23 aralık 1918 de osmanlı devleti genel bir af ilan etti aftan yararlanmayacak tek grup
    ise 1915 ermeni tehciri(yer değiştirme,başka bir bölgeye nakil etme) sırasında suç işleyen ve ceza alanlardır.bu kişiler af edilmedi..demekki o dönemde ,tehcir döneminde suç işlenmiş. ama suç işlemeye devlet bizzat ceza vermiş.o zaman bu iş devlet eli değil ,bölgede bir kısım eşkiyalar tarafından oldu.ve bu eşkiyalara bir kısım memurlar yardım etti.Peki, ermeniler türkleri katleden TEK bir ermeniye ceza verdimi.veya o kişilerin bu katlimına bir şey dedimi.bu nu söyleyecek bir tane ermeni varmı. varsa çıksın konuşalım…

  8. SAYIN NACİ DURUKAN, ERMENİ TEHÇİRİ ASLA OLMAMASI GEREKEN BİR ‘OLAY’DIR!..

    Ermeni Tehçiri, “bizi arkadan vuracaklardı,” diye bir kuşkuyla yapılan, bir “Anayurt’u ayrık otlarından temizleme hareketi”dir!..

    Stalin, Ahıska Türkleri’ni Gürcistan’dan alıp, Kazakistan’daki Fergana vadisine götürüp yerleştirmiştir.

    Kırım Tatarlarını almış, Sibirya’nın güneyine yerleştirmiştir. Bu iki olaya konu olan insanlar; zorla kendilerince çok değerli olan evlerinden köylerinden alınmış, hiç bilmedikleri ve hiç beğenmedikleri bir yerde yaşamaya mecbur edilmişlerdi… Ama katledilmemişler, ölüme terk edilmemişler, ölüm tehdidi altında kalmamışlardı.

    Gene de bu insanlar Moskova’dan, Leningrad’dan ve Rusların Anayurt’u olan başka şehirlerden toplanıp başka bir yere götürülselerdi; bunu adı tehçir olmazdı… Tehçir; ya memleketin bir ucundan güvenli olan diğer ucuna, ya uçlardan anayurdun içlerine doğru yapılır.

    Ermeni Tehçiri ise, ortada hiçbir sebep yokken, “bizi arkadan vuracaklardı,” biçimindeki suçlamayla yapılmış ve sözde bizi arkadan vuracak olan insanlara, “Allah yarattı!” demeden muamele edilmiştir.

    Ermeni Tehçiri, “bir Anayurt’tan çıkarma, bir anayurtu temizleme” olduğu için de; evlerinden köylerinden çıkarılan insanların yerleştirilecekleri başka bir yer de olmamıştı. Evlerinden köylerinden çıkarılan insanlar, haksız hukuksuz, hiçbir hak ve hukuk tanımayan adamlara teslim edilmişlerdi.

    Önemli olan on binlerce insanı, evlerinden köylerinden çıkarmak, insafları merhametleri olmayan insanlara teslim etmek ve olmayan bir diyara göndermekti… Bundan sonra bazı kişilerin asılmasının, bazı insanların aftan yararlandırılmamasının hiçbir önemi yoktur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir