SENİNKİ İYİ BENİMKİ KÖTÜ..

E. Tuğamiral, Deniz Harp Okulu eski komutanı..
TÜRKER ERTÜRK
E. Tuğamiral

SENİNKİ İYİ BENİMKİ KÖTÜ

25 Temmuz 2012, İlk kurşun

Geçen hafta Çarşamba günü komşumuz Suriye çok büyük bir terör saldırısına sahne oldu.
Şam’da Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına yapılan bombalı saldırı sonucunda Suriye’nin ulusal güvenliğinden sorumlu en üst düzey beş insan yaşamını yitirdi. Bunlar; Savunma Bakanı Davut Raşa, Savunma Bakan Yardımcısı ve Esad’ın eniştesi
Asıf Şevket, Devlet Başkanı Yardımcısı ve eski Savunma Bakanı Hasan Türkmani,
İçişleri Bakanı İbrahim El Şaar ile Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Hişam Bahtiyar’dır.

Öldürülen bu insanların kimliklerini incelediğimizde dikkat çeken farklı özellikleri; Arap, Türk, Hıristiyan, Sünni Müslüman ve Alevi Müslüman olmalarıdır. Örneğin yaşamını yitiren Savunma Bakanı Hıristiyan Arap’tı. Bir önceki Savunma Bakanı ise Sünni Türk’tü.Ülkemizde %20’yi aşan oranda Alevi yurttaşımız vardır. AKP 10 yıldır iktidardadır. Bu süre içinde Alevi bir bakana tanık oldunuz mu? Suriye’deki rejimin Batı tipi bir demokrasi olmadığı muhakkaktır. Fakat bu rejim, bir azınlık mezhebinin toplumun tamamını kucaklayamayan yönetim biçimi midir? Yorumu sizlere bırakıyorum.

Bu bir terör saldırısıdır

Bu bir terör saldırısı olup amacı idarenin ve halkın moralini çökertmek, ülkeyi yönetim boşluğuna, kaosa, iç çatışmaya ve dolayısıyla iç savaşa sürüklemek ve dış müdahale için elverişli ortamı hazırlamaktır.

Bunun böyle olduğu çok açık belli olmasına karşın Batı, Şam’daki bombalı saldırı olayını terör olarak görmemiş hatta isyancıların yönetime karşı bir zaferi olarak değerlendirmiştir. Bu en hafif deyimi ile ikiyüzlülüktür ve çifte standart uygulamaktır.

Geçtiğimiz hafta Şam’da Ulusal Güvenlik Konseyi Karargahı’na yapılan saldırı ile
11 Eylül 2001’de Pentagon’a yapılan saldırı arasında hiç fark yoktur. İkisi de terör saldırısıdır, ikisi de lanetlenmelidir. Eğer bu insanlık dışı suçu işleyenleri
farklı gözlükten bakarak senin teröristin iyi benimki kötü yaklaşımı ile görürsek
terör sorununu çözmemiz olanaklı olamaz.

Evet, Batı Şam’daki bu terör saldırısını isyancıların yönetime karşı askeri bir başarısı olarak görmüştür. Ama Batı’nın böyle davranmasının bir gerekçesi vardır.
Orta Doğu’daki, Suriye’deki ve ardından Türkiye’deki çıkarları, Batı’nın ikiyüzlü davranmasını gerektirmektedir. Bir terör örgütü olduğundan şüphe bile edilemeyecek olan PKK’ya da bu nedenle örtülü destek verilmektedir.

Batı’yı anlayabiliyorum ama bizi!

Batı’yı anlayabiliyorum ama AKP yönetimi altında Türkiye’nin ne yaptığını
siz anlayabiliyor musunuz? Suriye’ye müdahale Türkiye’ye müdahale iken,
Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin bölünmesi iken siz nasıl Batı’ya destek verirsiniz.

Biz yıllarca terörden çeken bir ülke olarak komşumuza karşı yapılan bu terör saldırısına karşı nasıl duyarsız kalır hatta Batı tarafından ipotek altına alınan zihinler aracılığı ile içten içe nasıl sevinç duyarız. Lütfen birisi bana,
Sayın Abdullah Gül’ün ve Sayın Tayyip Erdoğan’ın Şam’da meydana gelen müessif olayı kınadıklarını ve taziye mesajı gönderdiklerini ama benim atladığımı söylesin.
Aynı olay bizim ülkemizde olsa ne yaparsınız? Komşularımızdan biri veya birkaçı bize olan bu saldırıyı kınamaz ve taziye mesajı göndermez ise onlar hakkında ne düşünürsünüz? İşte AKP iktidarında Türkiye’nin geldiği yer burasıdır.

Bu köşeyi takip eden sevgili okurlarım bilirler, geçtiğimiz Nisan ayı içinde Suriye’ye gitmiştim. Amacım hem davet edildiğim televizyon programlarına katılmak hem de çeşitli toplum kesimleri ile görüşerek daha berrak bir Suriye resmini sizlere intikal ettirebilmekti. Bu kapsamda görüştüğüm isimlerden biri de bombalı terör saldırısında öldürülen Savunma Bakan Yardımcısı ve Esad’ın eniştesi Asıf Şevket’ti.

Bakan bana Türkiye’nin Suriye’deki teröre nasıl destek verdiğini örneklerle anlatmıştı. Konuşmamız sırasında en çok dikkatimi çeken husus ise, Sayın Erdoğan’ın ihanet olarak değerlendirdikleri tavır değişikliği ve onlarda yarattığı travma idi. Asıf Şevket bende sakin, işini bilen, yurtsever bir insan izlenimi bıraktı. Ayrılırken masasının yanında bulunan büyükçe bir resme gözüm takıldı, fark etti ve ben sormadan “eşim ve çocuklarım“ dedi. Bende selamlarımı ailesine iletmesini söyledim. Gülümseyerek başını salladı “mutlaka ileteceğim“ dedi. Hala gözlerimin önünde çok canlı!

Şam’da yapılan bombalı terör saldırısında yaşamını kaybedenlere Allahtan rahmet kederli ailelerine başsağlığı, sabır ve uzun ömür diliyorum. Bu vesile ile her türlü terörü kınıyorum ve lanetliyorum.

Osmanlı’yı bölenler ile Türkiye’yi bölecekler aynı!

Şu anda Suriye’nin iç barışı ve toprak bütünlüğü ağır saldırı altındadır.
Dolayısıyla ülkemizin de iç barışı ve toprak bütünlüğü tehdit altındadır.
Geçmişte Batılılar Osmanlı Devleti’ni bölmek için Yunanlıları, Makedonları,
Bulgarları, Ermenileri, Arapları silahlandırdılar ve isyan ettirdiler.

Bunu uygarlık adına yaptılar çünkü “ Osmanlı barbardı. “

Şimdi özgürlük, insan hakları ve demokrasi getirmek adına yapıyorlar. Niyet aynı,
böl ve yönet. Geçmişte uydurma gerekçelerle bizi böldüler, parçaladılar ve birbirimize düşman ettiler, şimdi ise başka uydurma gerekçelerle ve aynı maksatla yine aynı bölgeyi daha yönetilebilir daha da küçük parçalara ayırmak istiyorlar.

Geçmişin bu acı tecrübesini yaşayan biz, ama bize bu tecrübeyi yaşatanlar ile ele ele ve diz dize aynı acıyı yaşamaya çalışan yine biz. Bu ancak gaflet, dalalet ve hıyanet ile açıklanabilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olan ve bugün 89’uncU yılını kutladığımız
Lozan Barış Antlaşması’nda katkısı olanları saygı ve minnetle anıyorum.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir