“Muhteşem Yüzyıl” dizisi neden tepki alıyor?

Tam bir illüzyon dizisi.. Toplumu bunalımdan güya geçmişin enerjisiyle koruyacaklar.. Senaristler, TV’ler.. tarih önünce sorumlusnuz.. Bunalımı öteliyorsunuz, derinleşiyor.. Kendinize gelin, ülkenin sorunlarını gerçekçi olarak tartışalım, Tam bir illüzyon dizisi! Ayıptır, günahtır.. Allah’a hesap veremezsiniz..
“Muhteşem Yüzyıl” dizisi neden tepki alıyor?

 Bilimden uzaklaştıkça bizi ne bekler?

Hayrola, bu ne panik, bu ne telaş?
Türban türbana, cüppe cüppeye, sakal sakala dolanmış, bir gürültüdür kopuyor!
Meğer halkımızın bir bölümü Harem’in ne olduğunu hiç bilmiyorlarmış.
İlk kez Sultan Süleyman’ı, “Muhteşem Yüzyıl” dizisi sayesinde öğrenmişler?!
74 bin kişi “ecdad”ımızın mahremine girmeyin demiş.

Peki, sen daha önce bu Mustafa’yı tanır mıydın? Hayır! Damat İbrahim Paşa,
Makbul İbrahim Paşa, Maktul İbrahim Paşa’nın dizideki Süleyman’ın dizinin dibindeki (saray oğlanı) İbrahim olduğunu biliyor muydun? Hayır!

Şehzade Mustafa ile annesinin türbelerinin Bursa Muradiye’de olduğunu
biliyor muydun? Hayır!

Sonra Harem’i anlatanlara kızarlar, Sultanlarının özel hayatı derler de ama
telefonu dinlenen kişinin de bir özel hayatı olduğunu kabul etmezler.

74 bin kişi bu işe kızmış ve RTÜK’e başvurmuş! (Ne kadar doğru bilemeyiz ya !)
Eeee, milletimiz hassas…

Şu bizim son muhteşem on yılda insanların yatak odalarına girildi, kadınlarının-kızlarının mahrem bantları yandaş medyaya dağıtıldı, iç çamaşırlarının olduğu çekmeceler taşındı… Hassas vatandaş rahatsız olmadı… Ama dizide Kanuni Sultan Süleyman’ın mahremiyetine girildiğine kızdı…

Dizide gördüğünüz o sevimli küçük Veliaht Mustafa var ya… İleride Sultan Süleyman
O’nu boğduracak… Koklayarak öptüğü bebeğini, dilsiz cellatlar boğarken de hırıltılarını yan çadırda dinleyecek… İyi mi?..

“Muhteşem Yüzyıl” dediğiniz, yağmaya ve istilaya dayalı ekonomisi, bebek yaşta annesinden-babasından koparılmış devşirmelerden ordusu, adı ve kimliği değiştirilmiş insanlardan oluşan devleti, saçından sürüklenerek getirilmiş elkızlarının hamama sokulup padişaha sunulduğu, kalanlarının paylaşıldığı, babanın oğlu, kardeşin kardeşi boğdurduğu ve ha bire kafaların kesildiği öyle bir yüzyıl işte…

Eksik bile; ya sarayın “oğlan” larını gösterselerdi…

Ve dizide “milli ve manevi değerlerin rencide edilmesine” kızdı demek ki
hassas vatandaş… Atatürk’e televizyonda hakaret ettiler, kılı kıpırdamadı… “Türk” kelimesini ekranlarda aşağıladılar, tınmadı… Cumhuriyetimizi tekmeliyorlar, alınmadı…
Ama diziye bakınca “milli ve manevi değerleri” incindi… hassas vatandaşın…

Harem veya başka bir deyişle çok eşlilik nerede varmış?
Önce Araplarda, daha sonra doğal olarak Müslümanlarda değil mi?

Gelelim Halifelere;

Özetle Halifelerin de Haremleri vardı ve de o kültürün gereği evlerinde
“evlat edindikleri” genç erkekler de vardı. İcabı halinde evlatlıklarının karılarını da Haremlerine alırlardı. Milletimiz bunlara kızmıyor, ama bir TV filmine ateş püskürüyor. Çünkü milletimiz tarihi bilmiyor. Bildiğini zannedenlere ise yalan yanlış şeyler öğretilmiş ki, en tehlikelileri bunlar.

 ABD Irak’ı işgal ettiğinde, Amerika’nın yedi iklim toplaması özgürlük savaşçısı, demokrasi havarisi askerleri özgür Müslüman kadınlara-kızlara camiler içinde toplu tecavüzler ediyorlarken,
Müslüman erkeklerden de tık çıkmadığı gibi,
tecavüzcü haçlılar, Türkiye’nin Başbakanlık koltuğunda oturan adam tarafından
hayır dualarla kutsanıyordu.

Daha da ötesi bu adam, toplu tecavüzcülerin başkanlarıyla aynı işgal planına
hizmet ettiklerini, “Ben BOP’un Eş Başkanıyım” diyerek dünyaya ilan eden biri !

İmam dönemi,

İmam yeniden toplumun önderi yapılmaya çalışılıyor. Neden mi? Şundan:

Öğretmen öğretir, imam yönetir.

Öğrenen insan istenmiyor.
Öğrenen insan ‘neden’ diye sorar.
Öğrenen insan ‘nasıl’ diye sorar.
Öğrenen insan soru sorar, sorun(!) yaratır.

OYSA

yönetilen insan kabul eder,
yönetilen insan sormaz,
yönetilen insan dinler,
kabul eder, itaat eder.

Demokrasinin temeli, öğrenen, soran, ezbere kabul etmeyen insandır.

Teokrasinin, Otokrasinin temeli ise, yönetilen, kabul eden, sormayan,
itaat eden insandır.

Bir yerde yönetimin nasıl insan istediğine bakın, oradaki sistemin adını bulacaksınız.

Artık eksen belli olmuştur:
Cemaatin itaat kültürü.

Yöntem belli olmuştur:
Susturmak, sindirmek, ürkütmek.

Yön de belli olmuştur:
Teokrasi, otokrasi, dikta.

1923 Cumhuriyeti’nden vazgeçilip geçilmeyeceği de yakında belli olacaktır.
Bilanço, işte budur.

AMA;

Teslimiyet, biat, kadercilik bize göre değil hafız…
Bilim, akıl, mantık, fikir isteriz…

Tanrı’nın tutup da nimetlerini, şu düzenbazların eliyle bize göndermeyeceğini bilecek kadar aklımız var…

Karanlığı sevmeyiz biz…

Çöktüğünde üzerimize zindan karası, belki biraz bocalarız ama…

Marşımız var bağıracağız:

“Güneş ufuktan şimdi doğar.”

Eğer; Hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse…

Çaresi yok usta…

Biz kazanacağız…

Halkı birşeylere mi alıştırıyoruz? Bir yandan yeni-Osmanlıcılık, bir yandan yarı başkanlık, 1 adım sonra başkanlık, güçlü başkanlık… ve Tayyiban İslam Cemahiriyesi.. Çıkıp açık açık, inandırıcı biçimde gündemininizde bunların olmadığını yükümlenir misiniz (taahhüt eder misiniz) ?? Ahmet Saltık, 29.7.12

Derleyen : Çiğdem Çolakoğlu
29.7.12’de e-ileti olarak ulaştı..
=============================================================

Dostlar,

Bu sitede ATATÜRK’ün OSMANLILAR HAKKINDA GÖRÜŞLERİ başlıklı kapsamlı bir çalışmamız var, onu da birlikte okumanız bence çok yerinde olur..

http://ahmetsaltik.net/servis-edilen-yeni-osmanlicilik-ve-ataturkun-osmanlilar-hakkinda-gorusleri-recently-served-neo-ottomanizm-and-ataturks-opinions-on-ottomans/

Sevgi ve saygı ile.
29.7.12, Ankara

Dr.Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir